• 21 Nisan 2018, Cumartesi 9:33
KyriacosDJAMBAZIS

Kyriacos DJAMBAZIS

Suriye: Kriz ve Müdahalelere İlişkin Tarih

Kısa Tarihçe
   Suriye büyük Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altındaydı ve I. Dünya Savaşı esnasında 1917-20 sırasında Osmanlı’dan koparıldı ve Fransa’nın kontrolü altına girdi. 1920 yılında Osmanlı İmparatorluğu ile Britanya ve Fransa arasında San Remo anlaşması (19-26 Nisan) imzalanmış ve bu bölge İşgal Edilmiş Düşman Toprakları Yönetimi’nin -Occupied Enemy Territory Administration (OETA)- kontrolü altına verilmişti. OETA, eski Osmanlı İmparatorluğu bölgelerinin yönetimini üstlenmişti. Anlaşma Suriye, Lübnan ve Filistin’i kapsamaktaydı. Lübnan’ın kontrolünü Fransa alırken Britanya Filistin’in (bugünkü İsrail, Filistin toprakları ve Ürdün) kontrolünü almıştı. 1936 yılında Suriye birçok sınırlandırmalarla bağımsız bir devlet olarak ilan edilmişti. II. Dünya Savaşı esnasında müttefikler yönetiminin altındaydı ve 1946 yılında tam bağımsızlığını kazanıp BM’nin kurucu üyeleri arasında yerini almıştı. Soğuk savaşın başlamasıyla birlikte Suriye kendisini yeniden bölgedeki gelişmelerin göbeğinde buldu. 1950’li yıllarda Suriye’ye komşu olan tüm ülkeler eski sömürge güçlerinin ve yeni ABD gücünün etkisi altındaydı. ABD Sovyetler Birliği’ni çevreleme çabası içerisinde askeri ittifaklar oluşturmuştu. Orta Doğu bölgesi için CENTO adında bir askeri ittifak oluşturulmuştu. Bu ittifaka Türkiye, Irak, İran ve Pakistan katılmışlardı. Suriye Hükümeti ittifaka katılmamış ve bağlantısız politika izlemişti. Bağlantısız politika izleyenler Batı’nın çıkarlarına ilişkin ittifakların karşısında durmaktaydı. 1957 yılında, NATO ve CENTO üyesi müttefikler bir darbe ile hükümeti devirmeye çalıştılar ama başarısız oldular. Şam’daki Amerika Elçiliği’nin üç yetkilisi personanongrata ilan edildiler ve sınır dışı edildiler. CENTO üye devletleri tarafından Amerikalıların da doğrudan müdahil olmasıyla suni bir kriz yaratıldı. Türkiye Başbakanı Adnan Menderes ittifak adına Suriye Hükümeti’ne baskı yapma yükümlülüğünü üstlendi. Amerika Başkanı’nın özel danışmanı Amerikalı Loie Kesterson, Suriye Hükümeti’ne yönelik askeri baskıları izlemek ve organize etmek üzere Türkiye’de bulunmuştu. 1957 yılının sonbaharında Suriye – Türkiye sınırında Türkiye muazzam bir askeri güç toplamıştı. Bu askeri güç Suriye’yi istila etmeye hazırdı. Öte yandan, 6. Amerikan filosu Lübnan’ın dışındaydı. Sovyetler Birliği’nin soruna müdahalesi, Türkiye’ye yönelik Sovyet notası ve meselenin BM Genel Kurulu’nda tartışılması Suriye Hükümeti’ne yapılan baskı ve şantajları kısa süreliğine erteledi.
   1958 yılının ortalarında Lübnan halkı Şamun – Solha – Malika muhafazakâr hükümetine karşı ayaklandı. Aynı dönemde, spesifik olarak 14 Temmuz 1958 tarihinde Irak’ta darbe yapıldı, Irak Kralı II. Faysal devrildi ve demokrasi ilan edildi. Artık CENTO’nun dağılması kaçınılmaz bir durumdu. Lübnan ayaklanmasının ertesi gününde 6. Amerikan Filosu Lübnan Hükümeti’nin çağrısı üzerine ordu çıkardı. İngilizlerse Ürdün’ü işgal etmişlerdi. Kullanılan bahane ise Lübnan Devlet Başkanı Şamun ile Ürdün Kralı Hüseyin’in yapmış oldukları ortak çağrıydı. 13 Eylül 1958 tarihinde Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Osseiran, BM üye devletlerine gönderdiği mektupla Amerikalıların ülke topraklarına yaptığı istilayı kınamış, bu gibi faaliyetlerin Lübnan’ın bağımsızlığına ve egemenliğe taciz olduğunun altını çizmiş ve Amerikan birliklerinin ülke topraklarından ayrılmalarını talep etmişti.
   Bölgedeki Amerikan-İngiliz egemenliğine ilişkin bahis kaybedilmişti. Irak ise petrol üreticisi ülke olarak kendi etkisindeydi. Suriye’nin coğrafi pozisyonu ise petrolün Akdeniz’e taşınmasına ilişin anahtar durumundaydı. İşte bu yüzden Suriye’yi kendi siyasi ve politikalarına yanaştırmak adına devamlı surette baskı uyguluyorlardı. Sovyetler Birliği’nin Suriye’deki mevcudiyeti 1957 yılındaki olayların ardından kalıcı bir etki ve askeri üs halini aldı. Nasır’ın ölümü ve Mısır’daki Sovyet üslerinin ortadan kaldırılmasıyla, Suriye Akdeniz’deki Sovyet mevcudiyeti açısından tek merkez olarak kaldı.

 

Mevcut durum
   Saddam Hüseyin’in devrilmesi ve Sovyetler Birliği’nin dağılması Suriye’nin batı etkisine alınması çabalarını yeniledi. “Çiçekli ve renkli” devrimler, bir dizi Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerini etkilemekle beraber Suriye’nin önemli coğrafi konumunu bir kez daha gündeme getirdi. Fakat bu noktadaki sorun Suriye’nin Rusya etkisinde bulunmasıdır. Hem de Rusya’nın güçlü askeri, hava ve deniz üsleriyle… Esad yönetimi eskiden de Rus koltuk değneklerine sığınıyordu, şimdi de. Rus desteğinin kesilmesi çok zor bir durumdur. Suriye’nin etkisiz hale getirilmesi kolay bir mesele değildi. Doğu Akdeniz’de Rusya’nın doğrudan etkisi altında kalan tek bölge Suriye’dir ve bu yüzden Rusya tüm gücüyle bu etkiyi elinde tutmaya çalışacaktır. Aksi takdirde, Rusya Akdeniz’den silinecektir. Doğu ve Merkez Avrupa’daki etkisini kaybetti; eğer Suriye’yi de kaybederse değeri düşmüş bir güce dönüşecek. Düzeyi gerilemiş bir güç olarak da dünya siyaset oluşumunda kararlı bir rol oynayamayacak. Böyle bir durumda, ABD ve müttefikleri, dünyadaki en zengin petrol rezervlerine sahip bölgenin tek egemeni durumuna geçecekler.
   Bugünlerde gözlemlenen çatışma, esasında Doğu Akdeniz’deki Amerikan politikasının başarısızlığına işaret ediyor. Esad yönetimini devirmek yönünde harcanan ama sonuca varılamayan tüm bu çabalardan sonra iç savaş patlak verdi, yüzlerce, binlerce sivil vatandaş hayatını kaybetti. Rejim ise iktidarı elinde tutma çabasıyla tüm yasal ve yasadışı şiddet biçimlerine başvurdu. Bu bölgedeki şiddet, IŞİD’in oluşturulması ile birlikte çeşitli İslami fundamentalist güçlere kendini ifade etme fırsatını tanıdı. Bu şekilde, fundamentalist İslami güçler Irak ile Suriye topraklarına doğru genişlediler ve devletin mevcudiyeti tamamen zayıf duruma düştü. Rusya’nın doğrudan müdahil olarak Esad yönetimini destekledi. Ancak, onunla savaşan ülkeler, bu savaşı sadece bölgedeki halkın çıkarlarını korumak ve barışı tesis etmek için değil, kendi çıkarlarını da sağlama almak için yaptılar. İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra vuku bulan olay tekerrür ediyor: Bir yanda büyük güçlerin müdahil oldukları bir savaş, soğuk savaş, öte yanda Suriye halkı açısından ölümcül mahiyet taşıyan bir savaş. NATO müttefikleri İran’ı kendi etkileri altına getirebilirler, Suriye’nin de Rus hegemonyasında bulunmasına göz yumabilirlerdi. İran’ı da kendi kontrollerine almayı başaramadılar.
   Suriye’nin bombalanması oldukça açık mesajlar içermektedir: Rusya’nın bu bölgeyi bırakıp geri çekilmesi söz konusu değildir. İkinci olarak, Rusya Amerikalılar karşısında askeri teknolojisini göstermek adına uğraşacaktır. Bu hamlesi Rusya’ya yeni silah müşterileri sağlayacak ve belki de yeryüzündeki çeşitli bölgelerden yeni müttefikler kazandıracaktır. Öte yandan, Amerikalılar yaptıkları bombalamalarla burada olduklarını, çıkarlarını koruduklarını ve çağdaş bir askeri teçhizata sahip olmakla küresel egemenlik politikasını uyguladıklarını göstermek istiyorlar.
   Suriye halkı süper güçlerin kadrajının dışındadır. Ülke politik, ekonomik ve kültürel olarak çökmüş, çökmemiş; tüm boyutlarıyla birçok insani sorun ortaya çıkmış çıkmamış zerre kadar umurlarında değildir, bu hususta kafa da yormuyorlar. Bu durumlar, Suriye’yi tamamen ezmek adına bir fırsat olacaktır. Suriye’deki Rus mevcudiyeti de Amerikan mevcudiyeti de artacak. Çatışmanın genişleyeceği kanısında değilim, ancak zaman zaman Suriye toprakları bombalanacaktır. Bunun bahanesi “kimyasal silahlar” da olabilir, Esad yönetimini destekleyen İran ve Hizbullah’tan silah alınması da olabilir. Amerikan Başkanı’nın Putin’i bombalamalar ile ilgili bilgilendirmesi, gelecekte Suriye sorunu ile ilgili uluslararası bir konferans tertiplenebileceğinin ve bu konferansla bir anlaşmaya varılabileceğinin göstergesidir.

 

Türkiye’nin rolü
   NATO müttefikleri, Suriye’yi parçalama çabasındadırlar ve bu yüzden Kürtlere kendi devletlerini kurmalarına yardımcı olacakları doğrultusunda söz vermişlerdir. Kürtlerin bu devleti Kuzey Irak topraklarında başlayacak, Suriye Kürtlerinin topraklarını kapsayacak ve bu şeklide Doğu Akdeniz’e erişimleri olacaktı. Bu, petrolün Basra Körfezi’nden Doğu Akdeniz’e taşınması yönünde yapılmış büyük bir Amerikan planıdır. Fakat bu ‘project’ derhal Türkiye’nin tepkisi ile karşılandı. Türkiye, on yıllardır kendi bölgesindeki Kürtlerle mücadele etmektedir. Kürtler Türkiye’den de toprak koparıp kendi devletlerin kurmak üzere mücadele ediyorlar.
   Erdoğan yönetimi, son yıllarda çok sıkı ekonomik ilişkiler geliştirdiği Rusya’nın ve doğrudan Esad yönetiminin müsamahasıyla Suriye’nin kuzey bölgelerini istila etmiştir. Bu şekilde Suriye Kürtlerinin planlarını yerle bir etmiştir. Suriye Kürtlerini Afrin bölgesinden çıkarmış ve Amerikalılardan Kürtlere silah sağlamayı durdurmaları talebinde bulunmuştur. Türkiye’nin toprak bütünlüğüne tehdit oluşturabilecek tüm Kürt odaklarını ortadan kaldırmak adına işgali daha doğuya doğru genişletme tehdidinde bulunuyor.

 

Kıbrıs’ın konumu
   Elbette Kıbrıs Suriye ve daha genel olarak bölgedeki sorunlarda bir taraf değildir. Fakat daha geniş bir alevlenmede, Britanya tarafından Suriye bölgelerini bombalamak üzere kalkan uçaklar için toprağı kullanılan Kıbrıs’ın durumdan etkilenmemiş olarak kurtulması olanaksızdır. Bölgemizde genel bir ihtilaf durumunda hiçbir şey imkânsız değildir. Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk liderler hemfikir olmadıklarını tespit edeceklerine Kıbrıs sorununu bataklıktan çıkaracak öneriler sunsalar daha iyi olur. Ülkemize dair sorunun çözülmesi çok acildir, nasıl olacağı belirsiz olan ve çözümlenemez çıkmazlara sürükleyebilecek öngörülemez durumlardan ancak bu şekilde kaçınılabilir.
 

Çeviri: Çağdaş Polili
 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık