• 26 Ocak 2018, Cuma 9:27
Oğuz METİNER

Oğuz METİNER

Güzel geçinme sanatı

Kişiler arasında nasıl sağlıklı ilişkiler kurulabilir? Sorunsuz ya da en az sorunlu iletişimin yolu nedir? Çatışmadan nasıl güzel bir geçim kurabiliriz?

Sevgiyi korumak ve onu yeniden üretmek İnsan, yüreğini ve beynini kin, nefret, kıskanma, kötülük yapma gibi duygular yerine, sevgi ile donatırsa, yüreğini ve beynini buna odaklarsa, karşılıklı ilişki ve etkileşimde bulunduğu kişilerle daha sağlıklı ilişkilere sahip olacaktır.

İlke, sevgi olmalı, sevgisizlik istisna olmalıdır. İnsan yeni bir işe giriştiğinde, yeni bir insanla tanıştığında, yeni durumlarla karşılaştığında, bu yeni durum ve kişilere karşı peşin olarak sevgi duymalıdır.

İnsan zihni ve yüreği öyle kurgulanmıştır ki, kötülüğü, geçimsizliği büyütüp yayabileceği, gibi sevgiyi de yeniden üreterek yayabilir, sevgi iklimini geliştirip hakim kılabilir. Karşılıklı sevgiye dayalı olarak kurulan ve derinleştirilen ilişkiler insanlarda büyük bir manevî-psikolojik doyum sağlayarak kişilerin mutluluğunu arttırır. Aslına bakılırsa sevgi-nefret ikiliğinin insan sağlığını ilgilendiren bir boyutu da bulunmaktadır. Moral çöküntünün, üzüntü ve kederin, vücuttaki salgılar yoluyla insan sağlığına olumsuz etkide bulunduğu tıp otoritelerince kabul edilmektedir. Bunun tersi de doğrudur. Neşe ve sevincin beden sağlığına olumlu yönde etkide bulunduğu, bilinmektedir. Sürekli kin, nefret ve öfke duyguları ile birlikte yaşayan bir kişinin ruh sağlığı ve giderek de beden sağlığı bozulmaktadır. Bu açıdan bakıldığında toplum hayatında hep kavgalı, çatışmalı ilişkiler içinde bulunan insanların durumu iç açıcı değildir. Halk arasında, öfke duygusunun insanda yol açtığı zararları ifade etmek için kullanılan, “keskin sirke küpüne zarar verir”, “öfkeyle kalkan zararla oturur” gibi deyimler, önemli bir açıklayıcılık özelliğine sahiptir. Nefrete ve sevgisizliğe dayanan psikolojik yapı ve ruh halleri ile bu ruh hallerinden sadır olan davranışlar, insanların birbiri ile iyi geçinmesinin önünü kapattığı gibi, sosyal hayatı çekilmez bir yük, bir işkence hâline getirebilmektedir.

Kendisini başkasının yerine koyma (=empati): İnsanlar arası ilişkilerde sorunları, çatışmaları en aza indirmenin ve güzel geçimi sağlamanın başarılı yollarından biri, empati yönteminin uygulandığı durumlardır. Empati yöntemi, kişinin yaşanılan ortamı karşıdaki kişinin bakış açısından algılamaya çalışmasını sağlamaktadır. Böylelikle sorunların kavranmasında, tepkilerin ölçülmesinde ortak bir noktaya gelinmesi kolaylaşabilmektedir. Toplum hayatında, günlük ilişkilerde ortaya çıkan sorunların çoğu, davranışların ben merkezli olarak ayarlanmasından, öyle düşünülmesinden ileri gelmektedir. Oysa doğru olan bu değildir. Erdemli insanların temel özelliklerinden birisi, söz ve davranışlarını ortaya koyarken karşısındakinin, kendi dışındakinin durumunu, konumunu ölçmesi, bunu dikkate almasıdır. Empati yöntemini uygulamayı alışkanlık hâline getirmiş olan insanların, karşılıklı ilişkilerinin ne kadar sorunsuz ya da az sorunlu olacağı düşünülebilir.

Empati yöntemi, komşuluk, arkadaşlık ve benzeri ilişkilerde uygulanabileceği gibi, özellikle aile içi ilişkilerde çok gereklidir. Aile hayatında eşler arasındaki ilişkilerin en az sorunla yürüyebilmesi için taraflar çeşitli durumlarda kendisini eşinin yerine koyarak, o gibi durumlarda kendisinin nasıl bir davranış sergileyeceğini düşünmelidir. Acaba aynı şartlar altında kendisi de eşinin gösterdiği tepki ve davranışları mı gösterirdi? O halde eşi kendisine söz konusu tepkiyi verirken acaba haklı olabilir mi? Eğer haklı ise buna karşı gösterilecek tavır da farklı olmalıdır. İşte karşılıklı didişmelerle kavgaya ve belki daha büyük sorunlara varabilecek olan bir sürecin önü böyle bir yöntemle alınabilir.

Güzel düşünmek-güzel söz etmek

Güzel düşünen kişiden güzel sözler ve güzel davranışlar sadır olur. Güzel söz ve güzel davranışların egemen olduğu bir sosyal ortamda, hayat daha güzel, daha çekilir olur. Türk kültüründe “söz”ün sosyal hayattaki etkisinin büyüklüğünü Yunus Emre şu sözüyle ne kadar da özlü ifade etmiştir:

Söz ola bitire savaşı

Söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı

Yağ ile bal ede bir söz.

Bunun dışında güzel sözün toplum hayatındaki olumlu ve yapıcı etkisi, “tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır” deyişiyle ifade edilmek istenmiştir.

Bireysel farklılıkları kabul etme ve bu farklılıklara saygı gösterme

İnsan ilişkilerindeki çatışmaların en aza indirilmesinde ve güzel geçimin sağlanmasında, bireysel farklılıkları kabul etmenin ve bunlara saygı göstermenin büyük bir önemi vardır. Her insanın yaratılıştan ayrı bir mizaca sahip olduğu kabul edilmelidir. İnsan karakterindeki farklılıklar onların davranışlarına yansımaktadır. Bu nedenle kişiler, eş, arkadaş, komşu, ana- baba-evlât olarak ilişkide bulunduğu diğer kişilerin ayrı bir yapısı olduğunu, onun kendisi ile aynı kişilik ve davranış özelliklerine sahip olmayabileceğini önceden kabul etmelidir. Toplum hayatına bakıldığında geçimsizliklerin önemli bir kısmının, kişilerin herkesin kendisinin sahip olduğu değer yargılarına sahip olması beklentisinden kaynaklandığı görülecektir. Bu öyle bir beklentidir ki, yeme-içme alışkanlığından konuşma biçimine, sevilen radyo-televizyon programından, taraftarı olunan futbol takımına kadar her konuda muhatabının kendisi gibi davranmasını ister.

Anlama çabası

İnsanlar arası ilişkilerde geçimsizliklere yol açan sebeplerden biri de karşıdakini anlama çabası gösterilmeden, onun davranışları hakkında olumsuz bir kanaate varılmasıdır.

Özveride bulunma-paylaşmayı öğrenme

Sosyal hayatta uyumlu ve sağlıklı ilişkilerin yaşanması, çoğu zaman kişilerin birbirleri için fedakârlık yapmasını (=özveride bulunmak) gerektirebilir. İnsanların eşi, arkadaşı, çocuğu, komşusu için gereken yerde özveride bulunmayı alışkanlık hâline getirmeleri durumunda sosyal bağlar güçlenecek ve orada mutluluğun tadı duyulacaktır. Günümüzde giderek yaygınlaşan bireycilik ve onun uzantısı olarak ortaya çıkan bencillik, aile ve toplum hayatında büyük çözülmelere yol açmaktadır. Bununla mücadele etmenin yolu, bireyci düşüncelere gem vurmaktan, sosyal bağları güçlendirmekten ve dayanışmayı arttırmaktan geçmektedir. Aile içi ilişkilerden başlayarak kişiler birbiri için özverili olmayı, sıkıntıları ve sevinçleri paylaşmayı öğrenmelidirler. Her bir kişi, dünyaya sadece kendisi için yaşamak üzere gelmediğini; ailesine, çevresine, topluma karşı da sorumlulukları bulunduğunu bilmeli ve davranışlarını buna göre kodlamalıdır. Paylaşma konusundaki şu tespit ne kadar da yerindedir: Acılar paylaştıkça azalır; sevinçler paylaştıkça büyür.

Dr. Ali Çiftçi

Diyanet Aylık Dergi


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık