• 01 Ocak 2018, Pazartesi 11:10
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

2017 de gitti...

Günümüzden 900 küsur yıl kadar önce; büyük astronom, matematikçi ve şair Ömer Hayyam gökyüzüne bakıp şöyle sormuştu: “Bu yıldızlı gökler, ne zaman başladı dönmeye?” Ve cevabını da vermişti: “Kimse bilmez!”

Hayyam göremedi, ama bugün bütün o dönüp duran yıldızların ne zamandan beri döndüğüyle ilgili bilim insanlarının bir hesaplaması var. Kainat, 4.6 milyar yaşında. Ve üzerinde yaşadığımız bu gezegenin de dahil olduğu güneş sistemi ise biraz daha genç: Dünya, 4.53 milyar yıldır güneşin etrafında dönüyor.

Bugün yılbaşı. Dünyanın güneş etrafında attığı o turlardan biri daha tamamlanmak üzere. Ve bu gece yeryüzündeki insanların çok büyük bir çoğunluğu bunu kutlayacaklar. Modern zamanların bir saçmalığı mı? Emin olun ki öyle değil.

1 Ocak İsa'nın doğum günü mü?!

Günü, şekli değişik olsa da milattan iki bin yıl öncesinde bile insanlar mevsimsel bir döngüyü kutluyorlardı. 1 Ocak’ın İsa’nın doğum günü olarak kutlanan bir Hıristiyan geleneği olduğunu söyleyenlere de çok kulak asmayın. Çünkü 1 Ocak İsa’dan epey önce yeni yılın ilk günü olarak kabul edilmişti. İnsanlık çok eski devirlerde bir çemberin kapandığına, tazelenildiğine ve yenisinin çok daha iyi olabileceğine dair umut taşıyabileceğine inanmıştı. Şimdi farklı mı?

Aslında, evet. Biz artık mahsulün bol olması, yağmurların zamanında ve gerektiği kadar yağması, doğal afet, salgın hastalık ya da çekirge istilası yaşanmamasına dair umut beslemekten öte beklentisi olmayan eski zaman insanlarından değiliz. Ve bizim zaman algımız onlar gibi döngüsel değil, çizgisel.

Oysa herkes içten içe biliyor. Yıl değiştiği için bir şeylerin değişmeyeceğini, teknenin su almaya devam ettiğini, geleceğin pek de umut vaat etmediğini... Bütün yılbaşı tantanası bittikten sonra, geç saatte uyanılan o 1 Ocak günü, yani bugün neler getirecek dersiniz? Akşam saatlerinde televizyonu açacaksınız ve ister KKTC ister Türkiye televizyonlarında aynı yüzlerin, aynı cehaletleri ve kendilerini, konuştukları konuları evrenin merkezi sanan bir o kadar yüksek kibirleriyle gündelik kısır konuları tartıştıklarını göreceksiniz.

Siyaset esnafı

Sonra siyaset esnafı... “Ben bir siyasetçi olarak...” diye başlayan cümleler kurabilen insanlara esnaf demenin bir sakıncası yok herhalde. Kendisi için bir şey istemediğini iddia edebilen o yüce gönüllüler ordusu, gene aynı kısırlıkta ve mizah, ironi yoksulluğunda çıkacaklar karşınıza. “Bir gün dağıttınız, iyi dileklerde bulundunuz. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim” diyecekler size.

Ve 2018’de bir anda döviz kurları düzelmeyecek, ekonomi düzlüğe çıkmayacak. Dar gelirliler için hayat gene epey dar olacak. 2018’e bu küçük ülkemizde seçimlerle başlayacağız. Herkes farkındadır ki, şu ana dek heyecan duyulacak bir fikir, umut aşılayan bir söylemle karşılaşan da olmadı. Görev icabı oylar verilecek ve belki bazı yeni yüzler Meclis sıralarında boy gösterecek, yeryüzünün en kolay kazanılan emeklilik hakkının sahibi olacaklar.

Dünyanın fotoğrafı toplu iğne başı kadar

Yanı başımızda komşularımız da seçime giderken o son birkaç yıldır herkesin başını döndüren doğalgazın nasıl çıkarılıp pazarlanacağını tartışacaklar. Çözüm mü? Sizce ne olur?

Her şeye karşın yine de şanslıyız. Hayattayız, varız ve bu dünyanın var oluşuna tanığız. Hatta Hayyam bizim bugün gördüklerimizden, bildiklerimizden haberdar olabilseydi çok kıskanırdı. Mesela, Voyager 1’in 1990’da tam 6.4 milyar kilometre öteden çektiği dünya fotoğrafını görebilseydi. Hani dünyanın minicik bir toplu iğne başı kadar bile görünmediği o fotoğraf. Ünlü bilim insanı Carl Sagan şöyle yazmıştı o fotoğraf hakkında:

“Şu noktaya tekrar bakın. Orası evimiz. O biziz. Sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun üzerinde bulunuyor. Tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, umut dolu çocuk, mucit, kâşif, ahlak hocası, yoz siyasetçi, her süperstar, her yüce önder, her aziz ve günahkâr onun üzerinde – bir günışığı huzmesinin üzerinde asılı duran o toz zerresinde.

Evrenin sonsuzluğu karşısında dünya çok küçük bir sahne. Bütün o generaller ve imparatorlar tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün, kazandıkları zaferle bir toz tanesinin biranlık efendisi oldular. O zerrenin bir köşesinde oturanların başka bir köşesinden gelen ve kendilerine benzeyen başkaları tarafından uğradığı bitmez tükenmez eziyetleri düşünün, ne çok yanılgıya düştüler, birbirlerini öldürmek için ne kadar hevesliydiler, birbirlerinden ne kadar çok nefret ediyorlardı.

Böbürlenmelerimiz, kendimize atfettiğimiz önem, evrende ayrıcalıklı bir konumumuz olduğu hakkındaki hezeyanımız, hepsi bu soluk ışık noktası tarafından yıkılıyor. Gezegenimiz, onu saran uzayın karanlığı içinde yalnız bir toz zerresi. Bu muazzam boşluk içindeki kaybolmuşluğumuzda, bizi bizden kurtarmak için yardım etmeye gelecek kimse yok.

Son olarak, yine de adet yerini bulsun, herkese mutlu yıllar dileyelim


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık