• 29 Ocak 2018, Pazartesi 9:01
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Anastasiadis’in pasını neden gole çevirmedik?

Biz burada gene kendi ağır gündemimiz altında boğulurken dün yanı başımızda seçimler yapıldı… Konuyla göz ucuyla ilgilenenlerin bile malumu olduğu üzere; Güney’deki komşularımızın bu seçimlerde öne çıkan üç adayı vardı: Halen Cumhurbaşkanı olan Anastasiadis, Malas ve Papadopulos... Ve herkesin ortak görüşü, seçimin dün yapılan ilk turunun esas olarak ikinci turda Anastasiadis’in karşısına kimin çıkacağını belirleyeceğiydi. Anket sonuçları ve konuyu içeriden takip edenlerin gözlemleri ikinci turun Anastasiadis ile solun adayı Malas arasında geçeceği yönündeydi. Bu satırlar yazılırken kesin sonuçlar belli değildi. Yani siz bu yazıyı okurken her şey beklentilere uygun olarak gelişti mi, bilinmez. Açıkçası çok da önemli değil, çünkü bizim bugünkü konumuz Rum komşularımızın siyasal tercihlerinden çok o esnada bizim ne yaptığımız.

 

Kuzey’in Münhasır Ekonomik Bölgesi

Kıbrıs’ın kuzeyinden bakıldığında bu seçimler pek tartışma konusu olmadığı gibi seçim haberleri de daha ziyade anketlerle sınırlı kaldı. Kimse, birkaç farklı dikkat çekici çıkış ve direkt Kıbrıslı Türklerle ilgili olan açıklamalar haricinde adayların propaganda dönemindeki söylemlerine ilgi göstermedi. Oysa çok ilginç açıklamalar ve tartışmalar yaşandı. Ne gibi mi? Mesela, kampanya sırasında Anastasiadis’in doğal gaz meselesi konusunda Türkiye’nin Güney Kıbrıs’la ilgili yaptığı açıklamalara tepki olsun diye ileri sürdüğü “Kuzey kendi münhasır bölgesiyle ilgilensin” şeklindeki açıklaması. Gereğinden çok az ilgi gördü, gözden kaçtı ve hiç tartışılmadı.

Oysa Anastasiadis’in bu açıklamasına Güney’deki diğer adaylar çok büyük tepki gösterdiler. Bunun üzerine Anastasiadis geri adım atarak,“ifadesinin yanlış anlaşıldığını” söylemek zorunda kaldı ve seçim kampanyasındaki belki de en önemli yalpalamayı yaşadı. Nesnel bir akılla değerlendirirsek, Rum Cumhurbaşkanı’nın sonradan toparlamaya çalıştığı bu sözleri; aslında özünde sadece kendisinin değil son 50 yıllık Kıbrıs Rum resmi siyasetinin önemli bir politik duruşunun ortaya saçılmasıydı. Belki de Anastasiadis’in bilinç altında tuttuğu ve ifade etmediği bir duruşun açık edilmesiydi. Yani siyasetçilerin bu tarz ‘talihsizliklerde’ hep yapageldikleri üzere “bir dil sürçmesi, maksadını aşan bir ifade ya da yanlış anlaşılma” bahanelerine sığınarak unutturmaya, üstünü kapatmaya çalıştıkları tarzda bir çıkıştı. Teknik olarak bakarsak Freud’dan bu yana psikoloji biliminin ‘lapsus’ dediği, yani beynin bilip de söylemediği ama dilin istemeden açık ettiği cinsten bir cümleydi...

 

Anastasiadis’in dil sürçmesi ve Kıbrıs’ın reel statüsü

Anastasiadis’in, her şey bir tarafa siyasi rakipleri karşısında kendisini zor duruma düşürmesi açısından bile talihsiz bulunabilecek bu açıklaması aslında, Türk veya Rum sıradan ve ortalama tüm yurttaşlar olarak itiraf etmesek bile sahip olduğumuz “ortak bilinçaltının” dışavurumuydu. Yani; çok basitçe söylersek “siz orda biz burada” şeklinde formüle edebileceğimiz, halen cari olarak mevcut statükonun münhasır ekonomik bölge başlığı üzerinden somutlaştırılarak ortaya konmasıydı. Anastasiadis, bu adanın gerçek statüsünü çok iyi anlattı. Ulusların, etnik kavgaların ve ayrılıkçılığın temelinde esasen ekonomik sebeplerin yattığı gerçeği bundan daha iyi ifade edilmezdi.

Sadece Anastasiadis’in partisi DİSİ’nin değil geriye kalan tüm partilerin resmi politikası olan “kuzeyin işgal altında olduğu” tezinin sadece bir politik argüman olduğu ve hatta bunun esasen uluslararası alanda istismarı kolay olduğundan bu kadar kullanıldığı bile söylenebilir. Bu söylemi Güney Kıbrıs’ın resmi anlamda terk etmesi kolay kolay mümkün değildir. Buradan hareketle şu da söylenebilir: Bahsi geçen doğal gaz rezervleri gerçekten söylenildiği gibi varsa ve kârlı bir değere sahip olabilecek boyuttaysa, bunun Kuzey Kıbrıs açısından müzakerelerde pazarlık unsuru olma ihtimali de olabilir. Yani Anastasdiadis’in dil sürçmesi şeklinde ortaya çıkan “Kıbrıslı Türkler kendi münhasır ekonomik bölgesine baksın” şeklindeki açıklaması aslında her yere çekilebilecek değerli bir argümandır. En başta da Kuzey Kıbrıs’ın siyasi aktörleri için. Tabii eğer doğru okumayı becerebilirlerse...

 

Siyasetçilerimiz neden bu pası gör(e)medi?

Anastasiadis aslında kendi kalesinin önünde rakip takım oyuncusuna gollük bir pas veren futbolcu gibi davrandı. Kuzey Kıbrıs’ın siyasi aktörleri böylesi bir pası çok iyi şekilde değerlendirip konuyu uluslararası toplum nezdinde tartışmaya açabilirler. Ancak her zamanki gibi sahadaki mevcudiyetleri sadece kendi küçük tribünlerine oynamaktan ibaret olduğu için bunun farkına bile varmadılar. Genel hava sadece Kuzey Kıbrıs seçimlerine gömülü kalmak şeklinde olduğundan Anastasiadis’in bu gol pasını kimse alıp Güney Kıbrıs’ın kalesine gönderemedi.

Hadi solcular açısından bunu bir yere kadar anlarım… Onlar kendilerine Kıbrıs’ı birleştirmeyi yani çözümü hedef olarak koydular ve bundan ötürü de bu pası görmezlikten geldiler. Peki sağcılar veya muhafazakârlar neden bu topu kaleye gönderme becerisini göstermediler? Bunun sebepleri üzerine düşünmekte büyük fayda vardır. Sanırım ilk sebebi yaptıkları siyasetin sadece ezberden ve hamasetten ibaret olması. Siyaset, hayatı ezberden yaşayanların değil özünde doğal olarak yapanların uğraşması gereken bir disiplin olduğu unutulmamalı. Bu durumu yaratan kültürel, siyasal ve ekonomik sebepleri de iyi görmeliyiz. Konuyu Kıbrıs Türklerinin giderek kendilerini tamamen emaneten yaşayan bir toplum olarak gören bir ruh haline sürüklenmesine kadar bağlamak mümkündür. Yoksa, Anastasiadis’in son 50 yıllık resmi Rum devleti tezini alt üst eden bu önerisine KKTC’den bir yanıt dahi verilmemiş olması başka nasıl açıklanabilir? Sahi biz gerçekten sahada mıyız? Peşinden koştuğumuz bir top var mı?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık