• 28 Mayıs 2018, Pazartesi 8:04
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Atatürk ve “Akdeniz Bloğu”

Mustafa Kemal Atatürk’ün, Büyük Taarruz’un başladığı günlerde askerlerine “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” diye seslendiğini herkes bilir. Ama aynı Mustafa Kemal’in 1934 – 1936 yılları arasında dünya yine bir büyük felakete, İkinci Dünya Savaşı’na doğru yol alırken, bölgesel barış için bir “Akdeniz Bloğu” kurulmasını önerdiği hafızalarda hiç yer etmemiş, unutulup gitmiştir. Geçen hafta Çanakkale’de bindiğimiz taksinin şoförü de bilmiyordu. Gerçi meraklı gözlerle söylenenleri dinlemesi sadece bu yüzden değildi. Günümüz dünyasında bölgemizin sorunlara deva olacak alternatif fikrin “Akdeniz Birleşik Devletleri”nin kurulmasından geçtiğini söyleyince şaşkınlığını gizleyemedi. Çanakkale’de bir taksi yolculuğunda konu oraya nasıl mı geldi? İsterseniz hikayeyi baştan alalım.

 

Çanakkale’deki DAÜ’lü öğrencinin babası ve Akdeniz Birleşik Devletleri!

 

Şoförle sohbetimiz önce oğlundan açıldı. Oğlu DAÜ’de öğrenciydi ve kaydını dondurmuştu. Ve bu yaz İngilizcesini geliştirmek için Bozcaada’da bulduğu işte çalışacaktı. Ben de Bozcaada’da yerli turistlerin ezici çoğunlukta olduğunu söyledim ve bu yüzden yabancı dilini geliştirmek için başka bir adada, Midilli’de şansını denemesini önerdim. Önce duraksadı, ama biraz daha konuşunca önerimi ilginç bulduğunu ve oğluyla paylaşacağını söyledi. Elbette konu dallandı, budaklandı. Midilli’nin, tam karşısındaki Ayvalık’la nasıl kopmaz bir bağa sahip olduğuna ve bunca zaman içinde aralarında nasıl bir karşılıklı bağımlılık inşa edildiğine dek uzandı. İşte artık sıra böylece benim daha da ‘ilginç’ önerime gelmiş oldu.

 

Önce Türkiye ile burnunun dibindeki adalar arasındaki işbirliği artırılacak, sonra onların üzerinden ileride Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs arasında bir “Akdeniz Birleşik Devletleri” kurulması gündeme getirilebilecek. Hatta şoförle bir sonraki seçimlerde bu fikirlerle seçmenden oy isteyecek bir Akdeniz Partisi kurma fikrimiz olduğunu bile paylaştım. Şaşırtıcı bulsa da “bunlar çok saçmaymış” da demedi. Kısa süre için aracına aldığı müşteriye gösterdiği mecburi bir saygı mı dersiniz?

Sanmam. Çünkü, belli bir süreden beri bu fikirleri Türkiye’nin çeşitli şehirlerindeki konferanslarda insanlarla paylaştım. Her defasında ilk önce şaşırtıcı bulunsa da kimse kalkıp “çok saçma konuşuyorsun” demedi. Tam tersi, hiç beklenmedik olumlu tepkiler aldığım daha çok oldu. Hatta, denizden dolayısıyla Akdeniz kıyılarından epey içeride ve genellikle milliyetçi – muhafazakar karakteriyle tanınan Anadolu kentlerinde bile...

 

Maraş’ta Atatürkçü Yaşam Derneği ve çözümün yeni dinamikleri…

 

En son, hiç beklenmedik yerlerden olağanüstü ilgi gören bu önerilerimizi bizim buralarda, Mağusa Maraş’ta Atatürkçü Yaşam Derneği’nde yapılan bir konferansta uzun uzun dile getirdim. Orada da Kıbrıs uyuşmazlığına Atatürk’ün 1934 – 1936 yılları anasında savunduğu Akdeniz Bloğu fikri üzerinden çözüm bulunabileceğine dair söylediklerim benzer şekilde büyük ilgi gördü. Derdim şu: Kıbrıs uyuşmazlığına çözüm ararken ortada bir Akdeniz Cumhuriyeti kavramı atarak, sorunu temelde iki farklı etnik ulusal topluluk üzerinden hareket ediyor olsak da işin ana mayasının bu adada yaşayan tüm yurttaşları kapsaması gerektiği felsefesinden hareket etmek istiyorum.

2000’li yıllarda Kuzey’de halkın sokağa inmesiyle çözüm, AB ve federasyon umutlarının tavan yapmasının temelinde birikmiş çözümsüz sorunların dayanılmazlığı yatıyordu. Bunların başında da ekonomik nitelikli olanlarla birlikte dünyadan izole olmuşluk hali başı çekiyordu. Bu durum 2005’ten itibaren AB pasaportu almaya hak kazananlarla değişik bir hatta girdi. İzole olmuşluk hali özellikle AB pasaportu alanlar açısından eskisine kıyasla bireysel olarak kısmen çözülmüş duruma geldi. Yani bu pasaportu alan binlerce genç AB ülkelerinde üniversite okuyup yeni iş sahalarına erişme imkanlarına sahip oluyorlardı. Dolayısıyla AB pasaportuna sahip olan kitlelerin söylem düzeyinde hala etkisini sürdürse de artık statükonun “çözümsüz halinden” memnuniyetsizliği eskiye göre çok aşağılara indi. Çözüm güçleri böylesi güçlü bir kitleyi bir biçimde ya kaybettiler ya da karşılarında eski dinamikliğindeki bir kitleyi bulamaz oldular. Bu oluşan yeni durumun etkisini doğrudan CTP’nin her seçimde düşen oylarına bakarak anlamak bile mümkün.

 

Çözümün ve Akdeniz Cumhuriyeti’nin gerçek gücü: Asgari ücretliler…

 

Bundan ötürü şunu görmek gerekiyor. Bugün aslında ülkemizde çözümün gizli müttefiklerini AB pasaportuna sahip olmayan ve asgari ücrete talim eden çok başka, çok geniş bir kesim oluşturuyor. Bunların büyük çoğunluğu yıllar önce Anadolu’dan ülkemize gelmiş ve adalı olmuş yurttaşlarımız. Çözüm ve uzlaşma konusuyla ilgili kendilerine yönelik tatmin edici tezlerle yeni bir dil geliştirildiğinde, muhalif çevrelerin yeni müttefik alanı olmaya çoktan hazır bir şekilde karşımızda duruyorlar.

 

Eğer bu dip dalgası ve bu potansiyel, kendini muhalif olarak görenler tarafından layıkıyla algılanamaz ve yeni bir bakış, yeni bir politik dil yaratılarak ezber bozulamazsa, ortaya çıkan boşluğu “ayrımcılık” tezlerini diline dolayarak bu kitleyi istismar eden gerici çevreler dolduracaktır. Ve Kıbrıs uyuşmazlığına kafa yoran, bir çözüm arayanlar bu kitleyi kendi elleriyle karşı tarafa teslim edecekler. Oysa, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi için Akdeniz Cumhuriyeti’nin kurulmasının öncü güçleri çevremizde yaşamını sürdüren Hataylı kardeşlerimiz başta olmak üzere Anadolu’dan gelerek ülkemizi vatan bilmiş tüm yoksullar olmalıdır. Kıbrıs’ta kuracağımız Akdeniz Cumhuriyeti’nin domino etkisiyle Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs arasında Akdeniz Birleşik Devletleri’ni kurmak; bölge ve uluslararası alan bakımından yepyeni şartları getireceği gibi, Mustafa Kemal’in Akdeniz Bloğu önermesinin de Cumhuriyet Türkiye’sinin tüm kazanımlarıyla sağlamlaşmasına da büyük katkısı olacaktır.

Bütün bunlar sizin kulağınıza geldi? Böylesi bir açılımın siyasete ülke içinde yeniden seviye kazandırma arayışlarına da sayısız faydası olacağını önümüzdeki yazılarda da ele almaya, tartışmaya ne dersiniz?

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık