• 19 Mart 2018, Pazartesi 7:52
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Basit gerçek ama anlaşılmıyor!

   İskoç yazar Patrick Balfour, nam-ı diğer Lord Kinross’tan daha önce de bir vesileyle bahis açmıştık. Ne diyordu Kinross? “Kıbrıslılar oturan insanlardır”. Yazara göre ilkçağlardan itibaren Mısırlılardan Asurlulara, Bizanslılardan İngilizlere herkes Kıbrıs’tan gelip geçerken, Kıbrıslılar da öyle sessizce oturup bakarlarmış sadece. Yani başkalarının yazdığı tarihi yaşarlarmış. Kinross’un söylediklerine bugün biz de küçük bir katkı koyalım o halde. Kıbrıslıların, bitmek bilmez Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla bir “model” önermeleri de yerli ve milli gaileleri arasındadır. Hatta uzun yıllardır birinci sırada bu yer alır.
 

Kıbrıs’a çözüm modellerinde çeşitlilik ve Tayvan işi: Şafak Pavey’in Tayvan’ı ziyareti!
 

Bazen yurt dışına çıktığımda bu model bulma meselesinin otomatik olarak benim de kafama takıldığını fark edip kendime kızmaya başlıyorum. Yani tuhaf değil mi? KKTC’de yaşarken aklıma “Kıbrıs’ta bilmem ne modeli nasıl olur?” diye bir fikir gelmezken hep yurt dışına çıktığımda aklıma takılıyor bu mevzu. Bunun da aslında reel nedeni çok açık. Artık eskisi gibi “KKTC içinde kapalı değiliz” içerde icabında bisiklete atlayıp karşıya geçip dilediğin şeyleri paylaşma şansın var. Ama yurt dışına çıkınca bu mevzu kafamı işgal ediyor. Geçenlerde İstanbul’da oturduğum bir kahve sohbetinde de nereden aklımıza geldiyse bir zamanlar dillere pelesenk olan “Kıbrıs’a Tayvan modeli” ni konuşurken buldum kendimi. Hatta Şafak Pavey’in de aralarında yer aldığı bir CHP heyetinin KKTC için Tayvan’ın bir model olup olamayacağını yerinde incelemek için 2011 yılında kalkıp Tayvan’a gitmesinden bahis açıldı.
   İşin doğrusu, üzerinden epey zaman geçtikten sonra hakkını teslim ediyor olsak da CHP’nin bu Tayvan gezisi, TBMM’de 1960 ve 1974 yıllarında yaşanan özel durumları kaale almadığımızda son 50 yılın en ciddi Kıbrıs girişimi diye nitelenebilir. Elbette hiç değilse bir şeyi merak edip incelemek açısından. En azından bugünün CHP’sinde Öztürk Yılmaz’ın yaptığı gibi ezberden Kıbrıs türküsü okunmamış. Şafak Pavey ve beraberindekiler gecikmiş bir tebriki hak ediyorlar.
   İşin şamatası bir yana bu konunun açıldığı o kahve sohbetinden sonra merak ettim ve CHP’nin o Tayvan gezisinin ardından Pavey’in kamuoyuyla paylaştığı bir rapor niteliğindeki gözlemlerini okudum. İşin ilginç tarafı şu: O geziden Tayvan’ın KKTC için değil ama Türkiye için bir model olabileceği ortaya çıkmış…
   Neyse, geçmiş zamanın beyhude model arama çabalarını bir yana bırakalım diyeceğim ama konu peşimizi bırakmıyor. Şöyle bir hızlıca bakınca insan fark ediyor. KKTC ve dahi ortaklık devleti açısından ülkemize o kadar çok model önerildi ya da dayatıldı ki, artık bu “rol model” geyiklerinden sanırım hepimiz çok sıkıldık. Bu tarz sohbetlerde hep aynı şeyi söylüyorum: KKTC aslında kendi modelini kendisi yazmış.  Kıbrıs için ne güneyine ne kuzeyine model falan lazım değil. Gerçek anlamda ülkenin iyiliğine kalkınmasına ve kurumsal anlamda oturmasına ilişkin yaşayabilir önermeler çok önem arz ediyor. Zaten Kıbrıs çözüm parametrelerine global ölçekte katkı koyma şansımız ancak kendi ülkemize biçeceğimiz gömleğin başarılı bir biçimde bu toprağa oturmasına bakıyor.
   Bütün bunlara ilişkin bir araba laf etmek mümkün. Ama artık laf devrini aştık. İcraat zamanı. Ülkemizin kalkınmasına, ciddiye alınır noktaya gelmesine ilişkin her türlü çaba çok anlamlı oluyor. Yoksa sıkıştıkça aklımıza gelen model önermesiyle bu işler yapılmaz ve zaten yapılmadığı da yıllardır ortada. Bundan ötürü artık şöyle demek lazım: “Bana modelini söyleme bana yapacağın katkıyı söyle!” Bakın sloganımızı da belirledik.
 

Üniversiteler üzerinden evrenselleşme modeli
 

Bu satırları yazarken YÖDAK dolayısıyla uluslararası bir konferansa katılmak üzere İngiltere’deydim. Ülkemizin üniversiteleri bir biçimde bazı “özel” insanların olağanüstü çabalarıyla çok ciddi bir noktaya geldiler. Bu üniversitelerin ve onları bu seviyeye çıkaranların başarı öyküsü üzerinden bir model önerme noktasına gelineceğine eminim ama bunun uzak bir geleceğe havale edilmemesini temenni ediyorum. Üniversiteler kendi iç yeterlilik ve evrenselleşme hususundaki kritik eşiği aştıkları takdirde içimizden bir başarı öyküsü yazılmış ve artık model önermesi yapma noktasına gelinmiş olacağının ip uçları görülüyor. O yüzden her bir üniversite ve onlarla ilişkili kurumlarımız kendi iç ve karşılıklı ilişkilerinde kimsenin eşitler arasında birinci olmadığını görmek gerek. Bu ilişki eşitler arasındaki bir ilişkidir. Önemli olan hukuk ve bilim ölçülerinde konuya yaklaşmakta itina göstermektir. Bakın, dışarıdan model aramanın sıkıcılığından  başladık nerdeyse kendimizi özgün bir model olarak görmeye kadar konuyu vardırdık!… Mutlaka abarttığımız noktalar vardır ama bu kendimize güven duygumuzu inşa etme çabası dışında bir gailemiz olmadığındandır.
 

“Commonwealth Day” ve Yunan Bayrağı
 

Bütün bunları 12 Mart günü Londra’da gezip tartışırken Hasan ve Ahmet arkadaşlarımla kendimizi “Commonwealth Day”i kutlayan bir kalabalığın içinde bulduk. Tören yerinde yer alan resmi bayraklar arasında 53 üye ülkeden biri olarak Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağı da vardı. Meydanda o güzel bayrak dalgalanırken, halkın arasında ellerinde Yunan bayrağı tutan üç kişi gözüme çarptı. Gayrı ihtiyari “Hayırdır?” lafı çıktı ağzımdan. Yanımdaki arkadaşlarımsa benim bu şaşkınlığıma şaşırdılar.  Onlara çok garip gelmediğini söylediler. Ben ise bunun hem garip hem de oksimoron olduğunda ısrarcı oldum: “Yunanistan millet ve ülke olarak ne zaman İngiliz sömürgesi oldu? Hiçbir zaman. O zaman Yunan bayraklarıyla katılanlar bildiğimiz Yunanlılar değil. Hem Commonwealth hem de Yunan bayrağı bir arada olmaz. Lakin oluyor. Çünkü Kıbrıslı Rumlar hem Commonwealth hem de Yunan bayrağıyla kutlamaya katılıyorlar. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bayrağı onları kesmediğinden onunla gururlanamıyorlar. Yani ortada bir bayrak ve bir de kocaman paradoks var. Bu aslında Kıbrıslı Türklerin hazin hikayesi. Onlar o bayrak üzerinden tanınıyorlar ama tanınan bayraklarını taşımayı bile gurur meselesi yapıyorlar. Bize gelince... Anlatmayı başarabilsek bile şu koca dünyada bu basit gerçeği dinleyecek kimse yok. Yine de enseyi karartmayalım, elbet kendimize bir model buluruz!
 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık