• 30 Nisan 2018, Pazartesi 8:44
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

“Cypexit” ve Kıbrıslı Türkler?!

   “Kuzey Kıbrıs, bir gün AB üyesi olur mu?” Şimdi bu da nereden çıktı demeyin, siz de şayet etrafınıza biraz daha dikkatli bakıp kahve sohbetlerinde, sokaklarda konuşulanlara kulak kabartırsanız; bu sorunun epeyce dillendirildiğine şahit olacaksınız. Şahsi kanaatim Kıbrıslı Türklerin arasında bunu soranların sayısının her geçen gün arttığı yolunda. Ve bunun muhakkak çok çeşitli sebepleri var. Sebeplerin en başında Türkiye’deki siyasi ve ekonomik gelişmelerin yurttaşlarımız üzerinde yarattığı korku ve endişe etkisi geliyor. AB üyeliği konusunun, yurttaşlar kendi siyasi ve ekonomik sorunlarına ilişkin siyaset insanlarını başarısız bulmaya başladığında ortaya çıkan bir arayış olduğunun altını çizmek lazım.

 

Banka iflasları ve halkın tepkisi…

   Filmi geri saralım şimdi. Kuzey Kıbrıs’ta son 20 yılda yaşanan büyük siyasi kırılmaların en önemli başlangıç noktası, muhtemelen 18 yıl önce yaşanan banka iflaslarıdır. “Banka krizi” aslında dipten derinden seyreden kötü gidişatın su üstüne vuran sonuçlarından sadece birisiydi. Ama işsizliğin, alım gücündeki dramatik düşüşün, sosyal hayatta yaşanan bir dolu meselenin yarattığı ruh halinin patlama noktası oldu. Birçok beklenmedik siyasi gelişmeyi tetikleyen en önemli unsurdu.

   Gayet açık ki; siyaset toplumun sorunlarına çözüm üretemediği, hatta çözüm bulma adına aldığı kararlarla sorunları daha bir büyüttüğü zamanlarda ülke insanı gözünü ülkenin siyasi aktörlerinden çok dışarıya çevirmeye başlıyor. Bugünlerde de Türkiye’deki döviz dengelerinin değişmesi ve Türk Lirasının yeniden değer yitirmeye başlamasıyla sokaktaki yurttaşın siyaset kurumundan umudunu ve ilgisini koparmaya başladığı çok net görülüyor. Bu koşullar altında da TL’den Euro’ya geçmek gibi palyatif çözümlerin yanında Kuzey Kıbrıs’ın Güney’den bağımsız olarak AB ile ilişkilenmesinin imkanlarını sorgulamaya başlıyorlar. Genel bir tespit olarak söylemek lazım: AB, Kıbrıs siyasi bir çözümsüzlük içindeyken bilerek ve isteyerek Güney Kıbrıs’ı içine alırken aslında bu durumu da hesaplamış, Kıbrıslı Türklerin birlik dışında kalmasının ileride yaratacağı sosyo–ekonomik ve siyasi sorunlara da kapıyı açık bırakmıştı. Böylesi önemli bir üyelik kararını alan AB karar vericilerinin önüne şimdi yeni bir seçenek sürülebilir mi? AB, yine çözüm olmadan bu kez Kuzey Kıbrıs ile legal anlamda ilgilenip soruna yeni ve çözümcü bir dinamik kazandırabilir mi?

 

Cumhurbaşkanı öncülüğünde kamu diplomasisi…

   İşe Kuzey Kıbrıs otoriteleri cenahından bakacak olursak, aslında şu an bunu siyaseten deneyebilecek bir koalisyon hükümeti ve bir Cumhurbaşkanı görev yapıyor. Bu iki dinamik böyle bir şansın zorlanması açısından alabildiğine olumlu bir rol oynayabilirler. Kuzey Kıbrıs’ın son zamanlarda temel insan hakları konusunda bazı adımlar atışını ve bunları yükselen bir ivmeyle sergileyerek devam etme potansiyelini sergilemesini bir de bu gözle görelim. Örneğin Maronitler konusunda yapılan açılımlar, yeni ve cazip önerilerle daha da güçlendirilebilir. Yanı sıra Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan Rumlara Güney’den gelen yardımlara dönük yeni hükümetin aldığı olumlu karar da bu açıdan çok yerinde olmuştur. Maronitlerin Kuzeye geri dönüşüyle ilgili olarak bu dönüşü cazip kılacak bazı öneriler bir süre sonra aynı şekilde böylesi bir dönüşten yararlanmayı dileyen Kıbrıslı Rumlara götürülebildiği takdirde Kuzey Kıbrıs’ın temel insan hakları alanında önemli bir yumuşak gücü AB’nin nezdinde de kazanması mümkündür. Bu konularda ve başka bazı alanlarda böylesi olumlu adımlar atılması açısından zemin şu an çok uygun. Mesela önümüzdeki günlerde Derinya / Aplıç kapıları da gündeme sokulabilir.  Belki Maraş’ın, BM ile ilişkilendirmenin yanı sıra AB ile de izolasyonların aşılması bakımından bir mahreç haline getirilme imkanı zorlanabilir. Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere koalisyon hükümeti bu konuları müzakerelerden bağımsız olarak gündemlerine alıp AB platformlarında kamu diplomasisi yapma yoluna gidebilirler. Akıncı’nın halihazırda AB platformlarında önemli ve güçlü bir konumu bulunuyor. Bu konumunu kullanarak ve yeni hükümetle de iş birliği yaparak AB platformlarını Kıbrıslı Türklerin “yalıtılmış”lığına dönük bazı Global adımların atılması yolunda etkileyebilir. Çok mu zor geliyor kulağa? Olabilir, ama unutulmamalı yeni uygun koşullar çoğu zaman var olan olumsuz durumun zorlanmasıyla ortaya çıkarlar.   

Hamiş: Bu arada Britanya’nın BREXIT olayının Kıbrıslı Rumlar üzerinde “Cypexit” tetiklemesine yol açma ihtimalini de yukarıdaki senaryoya bağlı olarak okumak lazım. Bu anlamda AB’nin çözüme ve dolayısıyla Rum ulusal çıkarlarına karşı gerekli etkiyi kuramadığı algısının Güney’de belli bir yer kapladığını düşündüğümüzde Kuzey Kıbrıs birlik açısından da bir hamle alanı olabilir!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık