• 06 Ağustos 2018, Pazartesi 8:54
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Paradokslarıyla Kıbrıs…

İster Türk ister Rum olsun, Kıbrıslılar, Kıbrıs’taki sorun hakkında ne düşünür? Ya da oturup da düşünür mü? “Amma da manasız, tuhaf bir soru. Kaç kuşaktır, Kıbrıs Çözümsüzlüğü denilen tarihin içine doğmuş, onun içinde günlük hayatını sürdüren, her Allahın günü özel sohbetlerinde en azından bir kez olsun bu konuyu tartışan kişiler olarak biz düşünmeyeceğiz, biz bilmeyeceğiz de kim bilecek?” dediniz muhtemelen.

Peki, nedir Kıbrıs Sorunu?

Bir ada ve üzerinde yaşayan iki halk, kimlik sorunu, sömürge geçmişi, toplumlararası çatışma, ölümler, göçler ve 1974’te yaşananlar... O günlerden bugüne olup bitenler ve bitmek bilmez müzakereler... Herkes yaşadıkları, gördükleri, duydukları, okudukları ya da farkında bile olmadan kişisel olarak yaşadığı hayatın gerekleriyle, yani kendi meşrebince birilerini suçlayabilir, olan bitenin müsebbibi bir sorumlu ya da suçlu bulabilir. Kıbrıs biraz böyledir. Bağrında sayısız iç çelişki yaşatır ve taraflar tarihe her zaman kendilerini haklı çıkaracak olgular üzerinden bakarlar, bunun propagandasından eksik durmazlar. Sadece hükümetler değil, sıradan insanlar da kendi sosyal çevrelerinde, oy davranışlarında, siyasi tutumlarında ve elbette bugünün en önemli mecrası haline gelmiş sosyal medya ortamlarında aynısını yaparlar.

BM Barış Gücü ne iş yapar?

Oysa toptancı tartışmalar yerine, tekil durumlara basitçe bakmak; her olguyu kendi içinde olabildiğince nesnel değerlendirmekten başka şansımız pek yok. Misal, BM Barış Gücü tartışmalarını ele alalım. Barış Gücü’nün Ada’da konuşlanabilmesi için Kıbrıs bütçesinden ciddi boyutlarda bir katkı payı ayrılıyor. Bunca yıldır herhangi bir derde deva oldukları vaki olmayan, hatta tam tersine hiç de ismiyle müsemma olmayacak bir şekilde barışa köstek bile olduğu gözlenen Barış Gücü ne iş yapar ve neden buradadır?

Dile kolay, 1964 yılında geldiler buraya. BM’de o meşhur Barış Gücü’nün Ada’ya gönderilmesi kararı çıktığında“Garantör Ülke” sıfatıyla Türkiye’nin de imzası alınmıştı. Toplumlararası çatışmaların zirve yaptığı o günlerde aslında mevcut hükümetin 1959 – 1960 anlaşmalarına ve Kıbrıs Anayasası’na göre yıkıldığının aslında herkes farkındaydı. Ortada bir enkaz vardı, enkazı kimse kaldırmadı. Çökmüş bir sistem, BM Güvenlik Konseyi’nin o kararıyla ayakta tutuldu.

Aslına bakarsanız, her ne kadar bizim buralarda Barış Gücü’nün varlığını dert edene az rastlansa da 1964’te alınan o kararın en önemli kaybedeni, uluslararası anlaşmalarla kurulmuş ortaklık rejiminin eşit taraflarından biri olan biz Kıbrıslı Türklerdik. Öyle ya da böyle; o günden bugüne meşru kabul edilen ama aslında teknik olarak meşru olmayan Kıbrıs Hükümeti, bu sayede ayakta duruyor. Bunca yıldır kesenin ağzını bir kez bile kapatmadan 50 yıldır bu işin maliyetine de bu yüzden ortak oluyorlar. Fakat neyse ki son zamanlarda şöyle bir kişisel gözlemim var: Barış Gücü’nün çözüme ve istikrara en ufak bir katkısı olup olmadığını sorgulayanlar gün geçtikçe artıyor. Hem Kıbrıslı Rumlar hem de Kıbrıslı Türkler arasında “Bu Barış Gücü’nün sorgulanamayan varlık sebebi, hikmeti nedir?” sorusunu yüksek sesle soranlara daha sık rastlıyorum artık.

Birleşik Krallık üslerinin kirası yatıyor mu?

Bugünlerde bu gücün görev süresinin yeniden uzatılması gündemde. Beklenti, bunca yılın geleneği bozulmadan sürenin uzatılacağı yönünde. Tam 54 yıl önce “geçici” olarak konuşlandırılan bu gücün artık geçiciliğinin kalmadığı ortada. Öbür taraftan yine uluslararası antlaşmalarla Kıbrıs üzerinde Birleşik Krallığa verilmiş egemen askeri üsler de yerli yerinde duruyor. Anlaşmaya göre bu üsler için kurulan yeni devlete belli bir kira ödemesi yapılması gerekiyordu. Ancak yapılmadı. Bir tür “al gülüm ver gülüm” diye tanımlanabilecek bir anlayışla Kıbrıs Rum siyasileri bu kira ödemesini kendilerine yapmayan Birleşik Krallık’a tek bir talepte bulunmadılar, halen de bulunmuyorlar.

Mesela bunun nedenlerini de tartışan pek yok. 1974 sonrasında belli gruplar bazen üsler önünde gösteri yaparak konuyu gündeme getirseler bile 1964’ten sonra kurulan “eğreti rejim” pek kale almıyor. 1974 yılından bugüne kadar göreve gelen hiçbir başkan İngiltere’den bu kiraları talep etmedi. BM Barış Gücünün maliyetine vergileriyle katkı koyan Kıbrıs Rum yurttaşları da buna güçlü bir biçimde itiraz etmeleri gerekirken pek ses çıkarmadılar. İşte Kıbrıs ve işte derin paradoksların ülkesi güzel adamız…

Türkiye’ye gelince. Malum “işgalci” konumunda ama bedelini de sürekli ödüyor. Kendisi açısından bu bedelin karşılığını alıp almadığından doğrusu pek emin değilim. Türkiye de İngiltere ve Yunanistan gibi garantör bir ülke. Kıbrıs Rumları, bir süre sonra unutulacak olsa da en büyük kazığı 15 Temmuz 1974 tarihinde cuntacılardan yedi. Ama hafızalardan silindi gitti. Hangi görüşten olursa olsun Kıbrıs hakkındaki tartışmalar her zaman “uluslararası güçlerin, emperyalistlerin oyunları” kolaycılığına bağlansa da bugün güneydeki “eğreti rejim”in seçilmiş siyasileri hâlâ Birleşik Krallık’tan üslerinin kirasını talep edemiyor. Ne komünist olarak göreve gelenler ne de liberal sağcı olduklarını iddia edenler bunu yapabildiler.

Belki bu durumun nedenlerini de tartışmak pek mantıklı değildir. Ne de olsa her iki tarafta da ahali hayatından gayet memnun. Bakmayın siz şikayet edenlere, durmadan “aslında ne olması gerektiğini” anlatanlara. Bizim burada da kimisi “Türkiye işgalcidir” deyip işin işinden son derece “şık bir radikal tavır”la çıkıyor kimisi de Rumların fanatik bir millet olduğunu ve kolay kolay değişmeyeceğini ezberden söyleyip yaşayıp gidiyor.

Bunları aslında neden yazıyoruz ki, diye kendime sormuyor da değilim. Neyse, bir gün içinde yaşadığımız bu girdabın hakikatlerini ve gerçek nedenlerini anladığımızda belki de süreç anlamadığımız yeni bir yere doğru çoktan evirilmiş olacaktır. Gün ola harman ola!

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 4 4 0 0 6 12
2 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 4 3 1 0 9 10
3 BAF ÜLKÜ YURDU 4 3 0 1 6 9
4 GENÇLİK GÜCÜ TSK 4 2 2 0 6 8
5 CİHANGİR GSK 4 2 1 1 0 7
6 LEFKE TSK 4 1 3 0 3 6
7 GÖNYELİ SK 4 2 0 2 0 6
8 ÇETİNKAYA TSK 4 1 2 1 -1 5
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 4 1 2 1 -2 5
10 ESENTEPE KKSK 4 1 1 2 -5 4
11 GİRNE HALK EVİ 4 1 0 3 1 3
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 4 1 0 3 -2 3
13 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 4 1 0 3 -3 3
14 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 4 0 3 1 -3 3
15 BİNATLI YSK 4 1 0 3 -6 3
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 4 0 1 3 -9 1
yukarı çık