• 20 Kasım 2017, Pazartesi 8:42
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Yeni Yılı Maraş’ta Kutluyoruz!

Bomboş bir plaj şeridi. İnsansız oteller, ıssız kafeteryalar. Ve yalnız devriye gezen Mehmetçiğin sert adımlarının duyulduğu caddeler. Burası dünyanın dört bir yanından gelen turistlerin çılgınca eğlendiği ve Kıbrıs’ın turizm gelirinin yüzde 60’ını sağlayan Maraş.

Maraş’taki oteller, lokantalar, süpermarketler çarpışmalar sırasında öyle söylendiği gibi zarar görmemiş. Birbiri üzerine sıralanan oteller zinciri içinde tek tahrip olan yapı Salaminia Tower adlı otelin bir bölümü. Bombardıman sırasında Türk pilotları öylesine düzenli bir ateş açmışlar ki, otelin silahlarla donatılmış bölümünü pasta keser gibi kesip atmışlar. Bölgede bulunan diğer otellerde en küçük tahribat yok. Hepsi de içlerinden sanki o an insan çıkmış gibi tertemiz, düzenli duruyorlar.

“Anavatan”dan Maraş Projeksiyonu

Eğlence yakında yine başlıyor. Anavatan’dan gelen turizm heyetinin de katılımıyla yapılan toplantıda Maraş’la ilgili kararlar alındı. Bunların en önemlisi Maraş’taki tesislerin hiç değilse yarısının önümüzdeki yılbaşında hizmete açılması. Tek eksik, yeterli sayıda personel bulunmaması...

Yazıyı buraya kadar okuduysanız hemen belirtelim. Yukarıdaki satırlar bir “fantezi” üretme çabasının ürünü değil. Bir zamanların meşhur Hayat dergisi 1975 yılının yaz mevsimi biterken okuyucularına Maraş’ı böyle tanıtmış. Ve şu müjdeyi vermeyi de ihmal etmemiş: “Önümüzdeki yılbaşını isteyen Türk vatandaşı Maraş’ta kutlayabilecek.”

Şimdi durduk yere “Ölü Şehir Maraş” da nereden mi çıktı? Üstelik ülke gündemi yaklaşmakta olan erken genel seçimlere kilitlenmişken. Ve hatta sadece Kuzey değil, Güney de eli kulağındaki başkanlık seçimlerini tartışırken...

Seçimler İki Yarıda…

Kıbrıs ilginç bir tesadüfle her iki yarısında da seçim heyecanı yaşıyor bugünlerde. Ve her seçim döneminde olduğu gibi her iki tarafta da belli konular, başlıklar öne çıkıyor.

Kuzey’deki seçimlerin şu an için ana tartışma konusu; Güney’e göç edenlerin bıraktıkları özel mülklerin, malların dağıtımı gibi gayet gündelik bir hatta seyrediyor. Ada’nın diğer tarafındaki siyasetin gündemindeyse

Kıbrıs müzakereleri var. Genel kanıya göre; eğer Anastasiadis ya da Malas seçilirse müzakereler devam edecek. Olur da Papadopulos ya da Lillikas ipi göğüslerse de duracak.

Üstelik iş bu kadarla da sınırlı değil. ABD, İngiltere ve AB cenahında; Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların kaldırılmasından tutun da olası bir referandumda mesele yine çözüme kavuşmazsa Kuzey’in AB’ye alınmasına veya ayrı bir yapı olarak tanınmasına kadar uzanan bir dolu konu başlığının tartışıldığı kapalı kapıların ardına sızıyor bugünlerde. BM Genel Sekreteri’nin adıyla anılan Gutteres Belgesi’nin de Güney’deki Başkanlık seçimlerinde tartışmalara malzeme yapıldığı ve bu belge üzerinden adayların söylemlerinde ve duruşlarında ayrışma yaşandığı net bir şekilde görülüyor. Belli ki 2018 yılında Kıbrıs Meselesi yine epey ısınacak, hatta tekrar kaynamaya başlayacak.

Görünen o ki; “toprak karşılığı tanınma” şeklinde bir önerme, önemli bir argüman haline gelecek. Yani ‘Kıbrıs’ta çözüm’ esas olarak toprak üzerinden biçimlendirilecek gibi duruyor. Ve her zamanki gibi Ada’nın kuzey ve güney yarılarında hâkim olan siyasi anlayış, ‘Kıbrıs’ta çözüm’ arayışını toptancı bir yaklaşımla ele alma ezberinden asla vazgeçemiyor. Halbuki bu toptancı yaklaşım, bugüne kadar çözümü getirememesi bir yana sorunu besleyen bir minvale hizmet ediyor. Oysa bunca yıldır devam eden ezberlerden vazgeçilebilmiş ve “aşamalı çözüm” fikri üzerinden soruna yaklaşılmış olunsaydı, bugün belki de toptan çözümün eşiğine çoktan gelinmiş olurdu. Ama maalesef Kıbrıslılar yani biz adalılar “ya hep ya hiç” şeklinde bir yaklaşıma bayılıyoruz. Halbuki gücümüz ve irademiz bunu yapmaya muktedir değil. Bunca yılın ardından bunu kavrayabilmek nedense hâlâ mümkün olmuyor.

Adalılılığın Karakteristiği: Kısmi ve Palyatif Çözüm

Aslında soruna kısmi ve palyatif çözümler üzerinden yaklaşıldığında halkların elde edebileceği kazanımların yanı sıra çözümün kendisine de meşru bir zemin yaratılmış olduğunun somut tecrübelerine sahibiz.  Kapıların art arda açılması, gidiş - gelişlerin serbest kalması, bazı iş birliği alanlarının sivil toplum arasında yaratılmaya başlanması gibi mesela...

Bunların arasına Maraş’ın açılıp serbest bölge yapılmasını da katabilseydik keşke.  Bu çözümün en az kendisi kadar önemli bir olay olurdu. Çünkü Maraş adadaki iki kesimin iş birliği potansiyeline gerçek anlamda beşiklik edebilecek bir yerleşim yeri. Maraş üzerinden başlatılabilecek yeni ortaklıklar çok büyük etki yaratıp Kıbrıs’ın birleşmesine ve AB içinde ortak hareket alanı kazanılmasına yol açabilir. Maraş tarafsız bir statüde “serbest bölge alanı” ilan edildiğinde; hem Kıbrıslı Türklerin birliğe ekonomik katılımının yolu açılır, hem de önemli bir entegrasyon ve iş birliği modeli haline gelir. Bu ölü şehir, Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların yeni binyıla hazırlık ve toparlanma alanı olur.

Erken Seçim Kararı neden?

Dünyadaki çatışmaları ve uyuşmazlıkları sona erdiren en önemli yol, ekonomik iş birliği alanları ve karşılıklı bağımlılık yaratmaktan geçer; bunu da somut bir şekilde hayatın içinde örmek gerekir. Yoksa yönetimi “federasyon” başlığı altında hiçbir oryantasyona tabi tutmadan teorik ve işlevsel anlamda her iki tarafın elitleri arasında paylaştırmanın taşıdığı, o her şeyi el birliğiyle yüzümüze gözümüze bulaştırma riskini geçmişimizden çok iyi biliyoruz. Hele bugünün yönetici adaylarının ve hâkim siyasetçi profillerinin önemli bir bölümünün de siyasi belagatları ve ufukları bakımından “üniter”, “homojen” ve “tek tip” sınıflandırmasına girdikleri aşikârken. Buna bir de geleneksel Kıbrıs milli tezlerini ekleyince, klasik federal tezler üzerinden yürütülen çözüm müzakeresinin akamete uğraması kaçınılmaz gibi duruyor. Öte yandan Kuzey’de erken seçim kararı alınmadan bir hafta önce Meclis’te Federasyon tezini rafa kaldırma girişimi yaşandığını da gözden kaçırmazsak bu erken seçim kararının Kıbrıs müzakereleriyle yakından alakalı olabileceğine dair doğal olarak bazı şüpheler doğuyor:

Acaba erken genel seçim kararı, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın müzakerelerdeki konumunu bir biçimde Meclis üzerinden etkileme saikini işaret ediyor olabilir mi? Eğer öyleyse; seçmenlerin siyasi partilerden gündelik tartışmaları bir yana bırakıp aralarındaki mücadeleyi federasyon tezi tartışmaları ve çözüm vizyonları üzerinden şekillendirmelerini talep etmeleri son derece önem arz etmez mi?

Soruların cevapları bir yana, biz yine 70’lerin Hayat’ına dönelim. Dergi şöyle demiş Maraş için: “Bir zamanlar kahkahaların çınladığı, laternaların çalındığı, dul İngiliz kadınlarının ateşli Rum delikanlılarının kollarında aşk ve teselli aradığı sokaklar, şimdi sessiz ve bomboştur.”   “Dul İngiliz kadınlar” bahsini yazarın hayal dünyasına bırakalım. Ne diyordu Hayat? “Önümüzdeki yılbaşını isteyen Türk vatandaşı Maraş’ta kutlayabilecek.” 2018 için çok geç. Ama, 2019’u isteyen tüm dünya vatandaşlarının Maraş’ta karşılaması fantezisine ne dersiniz?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık