• 07 Mayıs 2018, Pazartesi 9:36
Prof. Dr. OğuzKARAKARTAL

Prof. Dr. Oğuz KARAKARTAL

Dünyalı bir şair: Kevser Atay ve “Çıngı”

Şiir insanlığın en eski edebi türlerinden biridir. Şair, şiirle kendi duygu ve düşüncelerini karşı tarafa aktarır, ruhi rahatlama sağlar ve kendi propagandasını yapar. Bunu yaparken de dili, üslubu, tekniği, düşünce ve motifleri istediği biçimde kullanma özerkliğine de sahiptir şairler. Şairin kalıcı olabilmesinin yüzyıllar ötesine geçebilmesinin şartı bence özerkliğini korumakla, farklı olmakla mümkündür. Horatius, bir sanat eserinde, dolce (tatlı-estetik/teknik) ile utile (yararlı-sosyal fayda/fikir) birleşmesini arar. Bunu yapabilenler, büyük şair olur ve ölümsüzleşirler.

Türkiye Edebiyatçılar Derneği Genel Sekreteri Kevser Atay’ı, İzmir Tüyap Kitap Fuarı’nda katıldığım bir etkinlik vesilesi ile tanıdım. Ankara doğumlu Kevser Atay, kendini “dünyalı ve Nazım Hikmet’in çocuklarından biri” sayan, şiir ve sanat sevdalısı bir isim. Bana da imzaladığı ikinci şiir kitabının adı “Çıngı”.(Sinopsis Yayınları, Ankara 2016)

Bu sözcük “Çıngı” Türkçemizde “küçük şey, zerre” anlamını taşıyor. Atay esere yazdığı önsözde:

“Dünyalıydım; ve bir çıkış yoluydu belki şiir...” dedikten sonra:

“Çıngı’da cismi kadar küçük olsa da, cürmü kadar büyük dil. Halden anlayana, lisan çözebilene, insandan ötesi olmayana MERHABA!” diye sesleniyor. Dört bölümden oluşan Çıngı ‘daki şiirler genelde kısa, dil açısından zengin ve yoğun parçalar. Atay yazdığı önsözünde, “yaşanmış küçük şeyleri”, dil-üslup ve içerik bakımından yoğun ve bazen yarı kapalı biçimde büyük bir dille anlatmaya çalıştığını söylüyor ki kanımca bunda da başarılı. Onun şiirlerini anlamak için okuduktan sonra biraz üzerinde düşünmek gerekiyor. Şiirlerinde Türkçenin kıvamında kullanılışı, kimi orjinal benzetmeler, söyleyişler yakalayışı Kevser Atay’ın başarılarıdır kanımca.

Şiirde dili kullanmak apayrı bir iştir. Bizanslı mozaik sanatçısı gibi onu işlemek gerekir. Kevser Atay bu yolda da güzel ilerliyor. Şiirlerinde dili işliyor. Zaten şiirleri halden anlayana ve kendisinin şiir dilini çözebilene’dir. Sembolist şairimizi Ahmet Haşim’in “lisan-ı hafi” dediği gizli, gizemli dil, insanı şiir dilini anlamaya, kafasını yormaya, lisanın içinde ve arkasındaki anlamı keşfetmeye çağırır. Atay’ın şiirleri hermetik-kapalı şiir özelliği taşımasa da, onun lisanını çözebilmek gerekir şiirlerin anlam ruhunu kavrayabilmek için.

Çıngı’daki şiirlerde “insanlık, yaşanan çağın ve insanların acımasızlığı, sevda-aşk, insanın içi, benliği” başta olmak üzere birçok motif ve tem mevcut. Şiirimizde “dünyalı olmak, insan olmak” 1870’lerde Tanzimat döneminde İbrahim Şinasi ile başlamıştı. Şinasi, “vatanım ruy-ı zemin” yani toprak-dünya, “milletim nev-i beşer” yani insanlık” diyordu bir dizesinde. Dünya insanlığının kardeşliği düşüncesi çeşitli ülke edebiyatlarında temsicillerini bulurken bizim şiirimizde Nazım Hikmet buduygunun lokomotifi oldu. Çağdaş şairlerden Kevser Atay da aynı yoldan gidiyor ve “Dünyayı Sevdim” adlı şiirinde şöyle sesleniyor:

Yabandım belki biraz.

Bir coğrafyada atıldı tohumum

İçinde barındırdığı renkler, sesler, diller ile

Ayrıksı otlar gibi kenar büyüdüm

Mensubu değildim “biricik” ulus’un

Labirentinde kaybolmadım “tek” düşüncenin

-Ben, dünyayı sevdim-

Türkiye ve Kıbrıs Türk şiirinde yabancı bir sevgiliye yazılan şiirlerin sayısı hiç de az değildir. Bazen bu tür şiirlerde sevilenin takma adı, lakabı da olabilir o yabancı isim, o yabancı kökenli sözcük. “Kleopatra, Senyora, Mariyya, Lavinia..” olabilir. İşte Kevser Atay’ın “Sevişmek Suç Değil” adlı şiirinde bu isim “Lilian” dır. Atay cinselliğin ve sevişmenin hazzını öğütler Lilian’a. Sevişmek değil onursuzlarla olmak suçdur:

Sevişmek suç değil Lilian

Uyanmak suç, onursuz kucaklardan!

Şiir sanatı kolay bir iş değildir. Hakiki şair sanatı, seçeceği sözcükler, kurgulama ve söyleyiş tarzı üzerine kafa yoran bir varlıktır. Hakiki şair şiir emekçisidir. İşçi sabrıyla çalışırken şiirin, dilin, harflerin üstünde bu yolda eziyet çeken başka yoldaşlarını da anımsar:

Yirmi dokuz harfin

Hepsiyle tek tek seviştim

Her cümle kurgusunda

Bir şaire rastladım, yorgunum  (Yirmi Dokuz Harf)

Kevser Atay’ın “Seyyah” isimli şiiri, okuyucusuna, insan-coğrafya ilişkisini, jeolitereri hissettirir. Memleketin her bir bölgesi ona, coğrafya-insan duyguları konusunda ilham verir. Atay’ın dinlendiği bölge ise, Can Yücel’in denizi için, “Ege Denizi bu, efendi deniz” dediği Ege bölgesidir:

Yedi bölge dört iklim bilirim;

Karadeniz’de çırpındım

Marmara’da, maviye boyandım

Akdeniz’in serin sularında demlendim

İç Anadolu’da sazım kırıldı

Doğu Anadolu’da yalın ayak yürüdüm

Güney Doğu’da battı güneşim

En çok ama en çok

Ege’yi sevdim;

Çöküntü ovalarından

Kıyılarına sokuldum

Ilımanlığında, kendime nokta

Koydum.

Atay’ın bu şiirinde memleket bölgelerinde, coğrafyalarında hissettiği algılar, insanın ve doğanın yaradılışınnı sağlayan ve anasır-ı erbaa (hava-ateş-su-toprak) yani dört unsur denen nazariyeye de uygundur. O, Karadeniz’in hava ve dalgalarında çırpınır, Akdeniz’in sularında demlenir, Doğu Anadolu toprağında yalın ayak yürür ve Güney Doğu’da güneşin (ateş) batışında kaybolur.

Kevser Atay’ın “Başka Bir Şey” başlıklı şiirinin, onun mizacını iyi ifade ettiğini düşünüyorum. O ünlü şair Tevfik Fikret’in ifadesiyle “Hak bildiği yolda yalnız başına yürüyen”, yol gösteren, bir mücadele insanıdır. Bunu anlamayanların onu anlaması da mümkün değildir:

Öğretmen değilim

A b c öğretemem

Maaşa da bağlı değilim

“Ölmek var, dönmek yok”

Öğretebilirim;

Yol tarifi verebilirim

Yan-yana yürüyebilirim.

Başka bir şeyden bahsediyorum

Başka bir şeyden..

Kevser Atay’ın şiir kitabı Çıngı ‘da daha pek çok güzel şiir var. Gazete sütunumuzun el verdiği ölçüde onun şiirini tanıtmaya çalıştım. Ben bir edebiyat tarihçisi, araştırmacısı olarak tekrarlamak gerekirse Atay’ın başarısını, samimiyetinde, güzel Türkçesinde ve onu kullanışı ile orjinal betimlemelerinde buldum.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık