• 10 Eylül 2018, Pazartesi 9:17
Sanem KOÇ

Sanem KOÇ

Mobbingle kararan bir hayat

Bu yaşanmış hikâyemizde mobbing yani iş hayatında psikolojik şiddetle mücadele etmek zorunda kalmış direnişçi bir erkek var. Yazımızda gerçek isimleri değil rumuz kullandığımızdan, hikâyesini bizlerle paylaşan kişiden “Hasan” olarak bahsedeceğiz.
Daha iyi olacağını düşünererek özel sektörden, kamu sektörüne geçen Hasan, başlarda yeni işinde mutludur. Fakat zaman geçtikçe uygulanan partizanlık temelli ayrımcılıkdan dolayı beklentilerinin tam tersi bir durumda; işini (doğru bir şekilde) yapması önünde sürekli engeller konulan hatta çalışma arkadaşlarının bile konuşmaya çekindikleri, mesafeli davrandıkları bir ortamda bulur kendisini.
Hasan duygularını ve iş hayatının nasıl kaotik bir hale getirildiğini; “Psikolojik olarak çok kötü bir şekilde yıpranmış ve kurumuma fayda sağlayamaz hale getirilmiştim” diyerek belirtiyor.
Gelin bu yaşanmış hikâyesini onun ağızından dinleyelim:
 

“Önemli olan benim”
“Yurt dışında üniversiteyi başarıyla bitirdikten sonra ülkeye geri döndüm. Askerlik görevimi tamamladıktan sonra özel bir şirkette iyi bir iş buldum, bu konuda çok şanslıydım. Aynı şirkette senelerce çalıştıktan sonra ara kademe yöneticiliğine kadar yükseldim. Maaş olarak tatmin edici olsa da, çok yoğun, hatta bazen normal insanın sınırlarını aşabilen bir iş temposunda çalışıyordum. Bunun etkisiyle bedenim yorgun düştü ve maalesef hasta oldum.
Anlaşılacağı üzere bu yoğun tempo beni psikolojik olarak yıpratmaya ve beden sağlığıma zarar vermeye başlamıştı. Sağlığım mı, yoksa işim mi diye sorgulamaya başladığım bu dönemde, iş hayatımla ilgili ne yapacağımı düşünmeye başladım. En sonunda kendi sağlığım ağır bastı ve ‘Önemli olan benim’ diyerek işten ayrılmaya karar verdim.
 

Tamamen partizanlıkla ilgili…
İş bulma konusunda şansım yine benden yanaydı. Kısa denebilecek bir zaman içinde kamu sektöründe kendi mesleğime uygun bir işe başladım. İlk zamanlar çok mutluydum. Rahat mesai saatleri, tatmin edici özlük hakları, tatil günleri derken ilk zamanlar her şey gözüme güzel gözüküyordu. Özel sektörün ağır temposundan sonra rahat nefes almaya başlamıştım.
Fakat zaman içerisinde, çalışma hayatımda yükseldikçe, çalışma konumla alakası olmayan ama yöneticime yakın olan kimselerin müdehalelerine maruz kalmaya başladım. Uzmanlıkları olmamasına rağmen sürekli olarak beni yönlendirmeye çalışıyor, emir şeklinde talepte bulunuyorlardı. Bunun nedenini ilk başlarda anlayamamıştım. Ben dürüst bir şekilde işimi yaptığımı bildiğimden, bu olanlara bir anlam veremiyordum.

Nedenini zaman içinde anladım...

O dönem herhangi bir siyasi partiye üye değildim, hiçbir zaman olmayı da düşünmedim. Fakat o dönem parti tutmadığım halde farklı bir partiden olduğum düşünülerek, yani kendilerinden olmadığım düşüncesiyle iş verilmemeye çalışılıyordu. Kendimi geliştirmemin önü kapatılıyor, eğitim seminerlerine katılmam engelleniyordu. Yani iş ortamında yaşadığım tüm olumsuzluklar, uğradığım mobbing tamamen partizanlık yapılmasıyla ilgiliydi. Bana şüpheyle yaklaşılıyor sanki ajanmışım gibi davranılıyordu.
 

Önümdeki iki seçenek
Bu durum haliyle iş ortamımdaki çalışma arkadaşlarıma da yansıyor; insanlar müdürden ve ona yakın, bir nevi ajanlık görevi yapan kişilerden çekindikleri için benimle samimi olmaya çekiniyor, mesafeli davranıyorlardı. Masam karıştırılıyor hatta bilgisayarıma dahi girildiği oluyordu. Aradıkları her neyse, bulamadıklarından, bu sefer de farklı yollarla baskı kurmaya, onların istediği doğrultuda çalışmazsam bu huzursuzluğun devam edeceğini göstermeye çalışıyorlardı.
Önüme iki seçenek sürülmüş gibiydi; ya onların menfaatine uygun şekilde çalışacak, ki sahtekarlık ve yalan da vardı bu durumda, ya da işimi olması gerektiği gibi doğru şekilde yapacak ve sıkıntı çekecektim. Bu durumda vicdanımı dinledim ve işimi doğru yapmayı tercih ettim. Fakat ben karşı geldikçe işimi doğru yapmama engel olunuyor, mobbing yapılıyor, yıldırılmaya çalışılıyordum. En sonunda doğru yoldan sapmayacağım anlaşıldığında da beni görevden aldırmak için yol aramaya başladılar.
Müdürüm ve destekçileri beni yerimden etmek için ellerinden geleni yapıyorlardı. Sonunda da iftira yoluyla; gerçek olmayan bilgiler ve iddialar öne sürerek emellerine ulaştılar. Kendi doğruluğumu ispat etmek için yazılı olarak üst yönetime bilgi aktarmaya çalıştım fakat bir sonuca varamadım. Sonunda yapılan iftiralara dayanılarak görevden alındım ve tamamen görevsiz bırakıldım.
 

Gurur kırıcı bir süreç
Olaylara tarafsız bakılmamış, bana söz hakkı tanınmadan, tek taraflı dinlenilerek hüküm verilmişti. Adaletsizliğe uğramıştım ve çözüm için elimden hiçbir şey gelmiyordu. Bu süreçte bir buçuk sene atıl durumda, hiçbir iş yapmadan ofiste oturdum. Daha sonra yönetim değişince tekrar görevlendirme aldım. Fakat, daha önce kullanılan iftiralar öne sürülerek hakkımda olumsuz bir önyargının oluşmasına sebep olundu. Bu sefer de olması gereken pozisyonumun altında bir işle görevlendirildim.
Bu süreci çok gurur kırıcı bir şekilde yaşadığımı belirtmeliyim. Hak etmediğim davranışlara maruz kaldım hatta küfürle bile karşılaştım. Sonuç olarak motivasyonum tamamen çöktü, verimsizleştim ve yaptığım işe katkı koyamaz duruma düştüm. Psikolojik olarak çok kötü bir şekilde yıpranmış ve kurumuma fayda sağlayamaz hale getirilmiştim. İşte geçirdiğim zamanımı katkı yaratmak yerine, psikolojik şiddetle savaşarak, sinirlerim bozularak geçiriyordum.
Bu şekilde devam edemezdim. Yaşadıklarım ve bu verimsiz düzenle ilgili olarak üst yönetimle tekrar görüşmeye karar verdim fakat randevu taleplerime cevap verilmedi. Maalesef görevlerim artık başkaları tarafından yapıldığından, benim eski görevime geri dönmem istenmiyordu. Anlayacağınız sesimi bir türlü kimseye duyuramıyordum. Özel sektörden, kamu sektörüne girdiğime pişman olmuştum. Çalışma hayatımda yaşadığım verimsizlikten dolayı ruhum ölmek üzereydi.
  

Mobbinge fırsat verilmesin
Bu yaşadıklarım kamu serktöründeki olumsuz tabloyu yansıtan küçük bir örnek aslında. İnsan çok çalışmaktan fiziksel olarak yorulabilir, bunu telafi etmek daha kolay ama insanın ruhu çökmeye başladığında bunun çözümünü bulmak zor. Bu düşünceyle istifa etmeye karar verdim. Ayrıldıktan sonra kendi işimi kurdum ve bu noktada en doğru kararı verdiğimi düşünüyorum.
Kamu saktöründeki deneyimlerimden yola çıkarak söylemek isterim ki, sistem kişiyi verimsizleştiriyor ve potansiyelini öldürüyor. Zaman içinde kişi kendine olan saygısını yitiriyor, hiçbir işe yaramayan, atıl ve değersiz hissediyor. Haliyle bu süreçte kamu sektörünü hantal, kendini geliştiremeyen bir yapıya sürüklüyor.
Kamunun bu köhne yapıdan kurtulması için; yapılacak işin uzmanlar tarafından yapılması, bir sorun çıktığında adaletli davranılması, sadece yöneticilerin değil, çalışanların da haklı olabileceğinin irdelenmesi gerektiğini düşünüyorum.  “Mobbing” yani iş yerinde psikolojik şiddete fırsat verilmemesi, gücü elinde bulunduran kişinin adaletsiz davranmasına fırsat verecek ortama engel olunması hatta bunun yasal yollarla engellenmesi gerekir. Maalesef halen daha bu konuda bir gelişme olmadığından, haliyle süreç verimsizliği besliyor”.

ÖNERİ KÖŞESİ

 

İş yerinde yaşanan psikolojik şiddetle nasıl başedilebilir?


Uz. Psikolog Gülşen Özgü Koşucu, anlatıyor:
“Öncelikle işyerinde yaşanılan psikolojik şiddetin yönetilebilir bir sorun olduğunu kabul etmekle harekete geçilmelidir. Bununla birlikte iş yerinde her tür yıldırma ve baskı eylemleri karşısında yapılmaması gereken iki davranış biçiminden kısaca bahsetmek istiyorum. Bunlar: psikolojik şiddete karşı anlayış gösterme ve geri çekilmedir.
Çalışanların iş yerinde psikolojik şiddet ile mücadele edebilmeleri için ilk olarak psikolojik şiddette anlayış göstermemeli ve haklarını çok iyi bilerek haklarını aramaktan çekinmemeleri gerekmektedir. İş yerinde mücadele vermeden istifa etmemeyi yani pes etmemeyi önermekteyim. İlk adımımız iş yerinde hakkımızı aramak ve mücadele etmek olmalıdır. Genellikle, her işi yapmayı kabul eden, “hayır” kelimesini kullanmayan ve kendi haklarını savunmayan kişiler birçok yerde; gerek iş yerinde, gerekse evlilik hayatlarında psikolojik şiddetle karşılaşabiliyorlar. Dolayısıyla, başka bir işe geçilse bile yine psikolojik şiddet ile karşılaşma durumu olabiliyor bu durumda. Bundan dolayı geri çekilmek yerine hak edilen şartlar altında çalışabilmek için susmamayı ve hak aramayı öğrenmek önemlidir.
Mağdur konuşmadıkça, iş yerinde mobbing uygulayan kişi mağduru kurban olarak görmeye ve performansının çok daha üstünde görev vermeye veya pasivize ederek etkisizleştirmeye, dışlamaya devam edecektir. Bu durumda mağdur olan kişinin onurunu ve sağduyusunu kaybetmeden istikrarlı bir şekilde hakkını araması, istikrarlı bir kişilik ortaya koyarak, ahlak ilkeleri ve yasaya uygun davranışlar içinde mobbing uygulayan kişiyi sıkıştırmalıdır. Mağdur kendi köşesine çekilerek, yalnızlığı seçme yoluna gitmemeli, kendi içine kapanmamalı ve sosyal destek arama çabası içinde olmalıdır.

Ülkemizde mobbing ile mücadele konusunda kişilere destek veren “KKTC Mobbing ile Mücadele Derneği” bulunmaktadır. Mobbing yani iş yerinde psikolojik şiddet yaşadığını düşünen kişiler derneğe ve/veya dernek başkanı Türel Özer Öksüzoğlu’na facebook veya 05338758282 numaralı telefondan ulaşabilir.
Bunlara ilaveten, psikolojik şiddet ile mücadelede yeterli direnç gösterebilmek için öğrenilmiş çaresizlik içinde olmamak gerekir. Öğrenilmiş çaresizlik, insanların daha önce tecrübe ettikleri olumsuz duruma ait düşüncelerini ve duygularını diğer ortamlara taşıyarak, başarılı olabilecekleri durumlarda bile pasifleşmeye, özgüven azalmasına, depresyona ve kronik kaygıya sebep olur. Öğrenilmiş çaresizlik içinde olmamak için önceden yaşanılan durumun geçmişte kaldığını, yapmakta olduğu işle ilgili sonuçların kendi davranışlarına bağlı olduğunu ve kendi seçimlerinden kendisinin sorumlu olduğunu ayrıca hayatının kendi kontrolünde olduğunu unutmaması gerekir.
Tabii ki eğer tüm bu çabalara rağmen psikolojik şiddet görmeye devam ediyorsa, ruhsal ve fiziksel sağlığı için iş yerinden ayrılması kendisi için çok daha faydalı olacaktır. Önemli olan geriye dönüp baktığında “keşke şunu da deneseydim”  cümlesini kullanmadan, kendisiyle gurur duyarak iç rahatlığıyla istifa edebilmektir”.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 TÜRK OCAĞI LİMASOL 1 1 0 0 2 3
2 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
3 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
4 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
5 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
16 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 1 0 0 1 -2 0
yukarı çık