• 24 Nisan 2018, Salı 9:25
SerkanSOYALAN

Serkan SOYALAN

Aşk her zaman kazanır!

Türk sinemasının en önemli eserlerindendir “Mavi Boncuk”. Emel Sayın’ın kendini oynadığı bu güzel film, güzel sanatçının “Şu dünyada sevgi büyük ihtiyaç, herkes sevmeye sevilmeye muhtaç…” sözleriyle başlar.

1975 yapımı filmde Emel Sayın’ı dinlemek üzere sahne aldığı restorana giden bir grup, dar gelirli arkadaşın bir gecelik eğlencesinin nasıl büyük bir aşka dönüştüğünün hikayesi anlatılıyor.

Tarık Akan, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Halit Akçatepe, Münir Özkul ve Kemal Sunal gibi sinemanın yıldızlarının canlandırdığı arkadaş grubu, aylarca bir kenara biriktirdiklerini toplayıp, Emel Sayın’ı dinlemeye restorana giderler. Tek istekleri, hayranı oldukları Emel Sayın’ı canlı gözlerle görüp, felekten bir gece çalmaktır.

Gece sonunda önlerine gelen hesap, düşündüklerinden çok fazladır. Ödeyemeyeceklerini söyleyince de mekan sahibi ve adamları tarafından saldırıya uğrarlar

Bunun üzerine bir plan yaparak,  Emel Sayın’ı kaçırıp, restoran sahibinden fidye isterler. Emel Sayın’ın halıya sarılarak kaçırılma hikayesi, Türk sinemasının belleklere kazınan sahnelerinden biri olur.

Mütevazı evlerinin tavan arasına kapattıkları Emel Sayın ile ilişkilerin konu alındığı filmde bu sanatçıyı kaçırma hikayesi, yavaş yavaş aşka dönüşür. Evin yakışıklısı rolündeki Necmi ile Emel Sayın arasında yoğun bir yakınlık başlar. Halbuki Emel Sayın, kaçırıldığı ilk günlerde ev ortamını ve kendisini kaçıranları çok yerer…

Yaşanan bu yakınlığın farkında olan Baba Yaşar (Münir Özkul) ve diğerleri, Emel Sayın’ın evden ayrılmasını isterler. Ancak bu kez de eve alışan ve Necmi’ye yakınlık duyan Emel Sayın ayrılmak istemez. Tanıdıkça sever bu insanların yaşamını, iç güzelliklerini, temiz duygularını. Tehlikeli aşktan korkan ev ahalisi, bu kez eve getirdikleri gibi zorla kaçırırlar evden Emel Sayın’ı…

Geride iki farklı sınıf arasında yaşanan aşkın hüznü kalır.

Bir yanda zenginliğiyle dillere destan bir sanatçı Emel Sayın, diğer yanda gündelik işlerle günü geçiren Necmi vardır. İki farklı dünyanın insanlarıdır ve onlara göre ne kadar da yoğun duygular olsa da bir arada olmamalıdırlar.

Ancak bu düşünceleri yanılacaktır.

Filmin sonunda küçük bir baraka kurarak, Boğaz’a nazır Mavi Boncuk Gazinosu’nu açarlar. Doya doya eğlenmek ve tadını çıkarmak istemektedirler ve kapılarını da tüm dar gelirlilere açmak hedefindedirler. Ancak ilk misafirleri kendilerini çok şaşırtır. Açılış yaptıkları ilk gece ağırladıkları ilk misafirleri Emel Sayın olur.

Aşk bir kez daha galip gelmiştir ve sevgiye koşmuştur ünlü sanatçı.

***

Neden yazmak?

Bir şair ya da yazar, neden yazar?

Söyleyemediklerinden dolayı. Söze dökemediklerini yazarlar, sarılıp kaleme.

Şarkılar da bundan dolayı yazılmaz mı?  Notaların arasına gizlerler söylemek istediklerini.

Yazdıkları gibi konuşamaz yazarlar. Kalemleri ile konuşur onlar, sözleri dizeleridir.

En güzel tını, en güzel his yazıya dökülür ve hayat bulur onların satırlarında.

Ne demişti ünlü yazar Hemingway çalışmalarının üzerine, “Yazabilmek için, ben ilk yazmaya başladığım otel odasındaki o eski yalnızlığımı getiririm hatırıma. Sen de herkese bir otelde kaldığını söyle ama gerçekte başka bir otelde kal. Nerede kaldığını keşfederlerse kırlara, doğaya taşın. Orayı da bulurlarsa gidecek başka bir yerin olsun hep. Bütün gün çalış, o kadar çalış ki, artık yapmayı göze alabileceğin tek şey günlük gazeteleri okumak olsun. Sonra bir şeyler ye, tenis oyna ya da hiçbir şey yapma, yahut yalnızca bağırsaklarını çalıştırmana yarayacak kadar yorulacağın bir işle uğraş ve ertesi gün yeniden yazmaya başla.”

Hemingway’in de dediği gibi yazar okuyucularıyla buluşabilmek (konuşabilmek) için, kendi yazım dünyasını yaratabilmeli ve kendisini sadece yazmaya yönlendirmelidir.

(30 Mart 2018, Girne)

***

Okuduklarımdan…

“Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin. Bunu sonuna kadar götüremediysen, kabahat senin değil... Bana hakikaten yaşamak imkânını verdiğin birkaç ay için sana teşekkür ederim. Böyle birkaç ay, birkaç ömür kıymetinde değil midir?”

(Kürk Mantolu Madonna / Sabahattin Ali, Yapı Kredi Yayınları, 1998, s.106)

***

Objektifimden…

St. George Kilisesi… (Nisan 2018, Mağusa)

***

Jasmine ve Yaşar Kemal

Hafta sonunda havanın güzel olduğunu fırsat bilip, kızım Jasmine ile kapattık kendimizi Geçitkale’deki çalışma evimize.

Kütüphanemizdeki kitapları teker teker aşağıya indirip, tozlarını aldıktan sonra teker teker yeniden dizdik.

Jasmine bir ara elinde bir not kağıdı ile çıkageldi ve "Baba bak ne yazdım?" dedi.

Baktım, “Yaşar Kemal” yazıyor... "Nasıl yani?" diye afalladım...

"Senin kitabından bakarak yazdım" dedi.

Ne büyük mutlu duydum inanamazsınız...

"Çok doğru bir ismi yazdın babacığım" diyerek, sarıldım kızıma...

6 yaşında kocaman dünyasıyla bir usta devin adını yazmasının heyecanıyla...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık