• 26 Eylül 2017, Salı 12:26
SerkanSOYALAN

Serkan SOYALAN

“Biz aslında kendimizle savaşıyoruz!”

Önceki akşam denk geldim televizyonda “Platoon” isimli sinema filmine. Oliver Stone’un yönettiği film, 1986 tarihli. İlk kez 90’lı yıllarda izlemiştim bu filmi ve çağının sinema efektleri etkilemişti beni.

Yıllar sonra yeniden denk getirince oturup izledim, bu kez filmin konusuna yoğunlaşarak. Aslında pek de televizyonla sıkı ilişkiler içinde olan biri değilim. Genellikle açıktır evimde televizyon ama ne gösterdiğine kafamı kaldırıp baktığım çok az olur. Kısık sesi ile sadece döner durur ekranda genellikle haber kanalları. Ya bir haber programı, ya bir kültür sanat programı, ya da canlı bir spor müsabakası olacak da oturup izleyim. Beğendiğim bir filmi de oturup izlerim. Kaliteli televizyon programları, çoğu zaman iki-üç kitap okumuşçasına dolduruyor dağarcığı.

Yine filme dönecek olursak, Platoon’u izlerken bazı sahnelerde tüylerim diken diken olurken, oldum olası sevmediğim savaşlara bir kez daha lanetler yağdırdım. Savaş karşıtlığını en iyi yansıtan 4 Oscar’lı bu film, savaşların insanlar üzerindeki etkisini çok iyi yansıtmış beyazperdeye. 1965’ten 1973 yılına kadar 8 yıl süren Vietnam Savaşı’nın en şeffaf şekilde yansıtıldığı filmin efektleri de çağına göre muazzam.  Filmin sonunda çıkartılan mesaj ise “Biz aslında kendimizle savaşıyoruz!”.

***

Okuduklarımdan…

Dün bir karasinek peydahlandı evde, Tül titiz ya, hayvanı öldürmemi istedi. Geçen yılki “olay” geldi aklıma, becerememiş gibi yaptım, hâlâ ortalıkta geziniyor.

Geçen yıl, Teşvikiye’de bir karasinek öldürdüm, sonra da tarif edilemez bir vicdan azabı içine düştüm. Oysa, çocukluğumdan beri kimbilir kaç sinek öldürmüşümdür. Üstelik, sevmediğim pek az hayvan vardır, karasinek bunlardan biri.

Bir yaşlanma belirtisi mi? Varoluşla ilişkimde yeni bir halka mı? Artık açıklama ara.

Varoluş, şundan: Geçen gün, Malraux ve agnostik-oluş konusunda düşünüyordum da, aklıbaşında biri ancak agnostik olabilir gibi geldi bir an. Gençken, çok rahat “tanrıtanımaz”lığı savunurdum, zamanla bunu söylemekten kaçınır oldum. Benim başım tektanrılı dinlerle hoş olmadı hiç. Din, insanla Tanrı arasında somut bir engel, bana kalırsa. Önerilen toplumsal düzen sahte ve budala kapılara dayanıyor. Dindarlar, sahici bir inanç arayışının, bağlanmanın sürekli şüpheciliğe bağlı olduğunu anlamıyorlar, anlamak istememişler. Marx, afyon türevi saymakla haklı bu kullanımı.

İnsan, çırılçıplak nkaldığı anlarda, Hayat’a ve onun sınırlarına anlam verememekte, gerekçe bulamamakta haklıdır: Karşısında umman, boşluk, bekler. Sofuca inanç ve kayıtsız red, mantıklıdır. İyi ama, hiçbirşey mantıklı değildir özünde. İnanç ile red arası duruş, kaypaklığına karşın, bocalaması içinden insana mesafe aldırtabilir. Kuruntu, denilecektir. Ötekiler daha az mı vesveselidir?

Otuz yılı aşkın bir süredir varoluşsal belirsizliğin, bilinemezliğin ortasında yüzüyorum. Birden fazla yalnızlık türü tanıdım. Mistik, bir tür mistik bir yanım olduğunu biliyorum. Herkes Anlam’a bir yol aracılığıyla yaklaşmak, tutunmak ister, ben Şiir’e (en geniş anlamıyla) ayarlı bir merceği denedim. “Bir şey” bulamamış olmam, yanlış yol seçtiğimi düşündürmedi bana. Ayrı kayboluş biçimleri vardır.

Karasinek beni gene nerelere taşıdı. 70’lerin başında, Le Clezio’nun L’Extase Mterielle’deki karasinekle ilgili bir denemesi beni çok etkilemişti. İnsan, burnunun dibindeki başka hayat formlarına dikkatli bakmalı. Kendi sırrına ilişkin bir anahtar olmayabilir onda, ama kendi sırrına biraz daha yaklaşmasını kolaylaştıracak bir ipucu da barınıyor olabilir.

Geçicilik, zorlu koşul.

(Enis BATUR /  Issız Dönme Dolap, Kırmızıkedi Yayınları, Temmuz 2017, s.24-25)

***

Bir Söz…

“Kimi sevsem hiç olmadığı kadar yalnızlaşırdı… Kimi sevsem bütün o yanlış hayatım gizlendiği yerden çıkıp gelirdi… Kimi anlamaya çalışsam hayatımın boşluğu çarpardı yüzüme… Kime elimi uzatsam o unutulmuş ömrümle karşılaşırdım.”

(Cezmi ERSÖZ)

***

Objektifimden…

Sessizlik (Lefkoşa, Eylül 2017


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık