• 27 Şubat 2018, Salı 10:41
SerkanSOYALAN

Serkan SOYALAN

En büyük hazinem

En büyük zenginliğimdir kütüphanem. Küçük yaşlardan itibaren okuma alışkanlığı olan ve okumanın o doyumsuz hazzına varan biri olarak, kendimi şanslı hissediyorum.

Okuduğumuz her bir kitap, bir bilgi bankası, bir yeni dünya, yeni hayatlar ve umutları içinde barındırıyor. O yüzden beni günlük sorunlardan kaçırıp, kendi dünyasına alıyor kitaplar.

Kütüphanemi oluşturmaya başladığım yıllar içinde yoğun özen gösteriyordum kitaplarımı bir düzenle yerleştirmeye. Romanları kendi içinde ayırıyor, klasikleri farklı yere yerleştiriyordum, siyasi kitapların yeri ayrıydı mesela ya da şiirler kütüphanenin farklı bir köşesinde yer buluyordu. Son yıllarda bu ayrıştırmanın yazarlar arasında hudut oluşturduğunu düşündüm ve saldım onları diledikleri yere.

Şimdi zaman zaman kütüphanemin karşısına oturup seyrediyorum onları. Ev ahalisi korkuyor bu durumdan, çıldırdığımı düşünüyorlar. Koltuğa yayılıp dakikalarca (-bazen saatleri buluyor) kitaplar ve yazarları arasında bir yolculuğa çıkıyorum. Yazarları özgür bıraktıktan sonra bir de baktım, güzel muhabbetler çıktı ortaya. Fikret Demirağ ile Nazım Hikmet yoğun bir şiir muhabbetine durdu. Marx, Hegel’i de yanına alarak, Che ve Lenin ile buluştu.   Osman Türkay, Dan Brown’a komşu oldu. Küçük İskender ile Bukowski’nin dostluğu da uzun süre süreceğe benziyor. İlhan Berk ile Neşe Yaşın’ı buluşturdum kütüphanemde ve “Asla ayrılamaz!” dediklerim, Turgut Uyar, Edip Cansever ve Cemal Süreya’yı,   Tomris’in yanına kendi elimle yerleştirdim. Marquez, Ritsos, Neruda, Aragon ve Aydın Adamoğlu da bir grup oluşturdu, derinlere daldılar.

Binlerce kitaptan oluşan büyük bir kültür havuzum oluştu kütüphanemde, okuduklarımı zaman zaman yeniden elime alıp okurken, her geçen gün yeni kitaplar da ekleniyor bu zenginliğime.  Zaman ilerleyip de Jasmine büyüdükçe, onun için de bir bölüm oluşturarak kitaplarını yerleştiriyoruz. Sahiplendi kendisine ayrılan kitaplığı ve bu da benim için büyük sevinç ve övünç kaynağı. Bu yaşlarda severse kitapları, arkası gelecektir ve insanı, hayatı, Kıbrıs’ı ve dünyayı sevecektir.

(21 Şubat 2018, Lefkoşa)

***

Bir Şiir…

bir sesini

bir gözlerini

bir nefesini

bir kokunu

ve

bir seni istiyorum

 

topla gel hadi

(Ağustos 2017, Lefkoşa)

***

Okuduklarımdan…

“Almanya’nın hangi kenti ve bu kentteki hangi oteldi, anımsamıyorum.

Fakat bir otelin, kendisini şu sözlerle tanıttığını biliyorum: “Goethe’nin kalmadığı otel!”

Yanlış okumadınız, “kaldığı” değil “kalmadığı”…

Büyük Alman şair ve yazarı Johann Wolfgang von Goethe, anımsadığımca gençlik yıllarında, bir Alman taşra kenti otelinde ya yer olmadığından ya da beğenmediğinden, kalmamış…

Şimdi bu otel, kendisini büyük yazarın kalmadığı otel olarak tanıtıyor…

Böylece de eninde sonunda, kendi adıyla büyük yazarın adını bir araya getirmiş oluyor…

Bu çarpıcı örnek, uygarlaşmış ülkelerde yazarlara, sanatçılara verilen önemin ilginç bir göstergesidir.

Bu gibi ülkelerden herhangi birine seyahat ettiğimizde bu olguya kendi gözlerimizle de tanık oluruz.

Yazarların, sanatçıların, değil uzun bir süre yaşadıkları, kısa sürelerde kaldıkları yerler bile kültür evlerine, müzelere dönüştürülmüştür.

Fazla uzağa gitmeye gerek yok: Paris Monparnass’ta bizim Yahya Kemal’imizin sıklıkla uğradığı Closerie des Lilas kahvesindeki masalardan birinde onun adını taşıyan plaket çakılıdır.

Bir ülkenin uygarlaşmışlık ölçütlerinden biri de o ülkede yazarlara, sanatçılara verilen değerdir.

Bizim ülkemiz bu alanda da uygar diye niteleyebileceğimiz ülkeler arasındaki sıralamada, korkarım ki en gerilerde yer almaktadır.

Söz gelimi İstanbul’umuzda, bu kentimizde yaşamış ve yaratmış; yazar, şair ve sanatçılarımızın adlarını taşıyan, kaç sokak, kaç cadde, onlar için kaç anıt vardır?

Yine söz gelimi, Orhan Veli’nin, Yahya Kemal’in hangi evlerde yaşadıklarını biliyor muyuz?

Kaç yazar, şair ve sanatçılarımızın, doğdukları, yaşadıkları evler müzeye dönüştürülmüş ya da hiç değilse bunlardan kaç tanesine bunu belirten plaketler konulmuştur?

Ataol Behramoğlu

(Nâzım’ın Bursa Yılları/ Güney Özkılınç, Evrensel Basım Yayın, Nisan 2012)

***

Objektifimden…

Bener Hakkı Hakeri (Ocak 2018, Lefkoşa)

***

Bir Söz…

“İstanbul ben doğarken de İstanbul değildi. İstanbul Pera iken İstanbul’du. Şimdi İstanbul bir zavallı, ölmüş, bitmiş, bir cesedin üstünde dolaşan birer İstanbulluyuz.”

(Ara Güler)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık