• 13 Mart 2018, Salı 9:54
SerkanSOYALAN

Serkan SOYALAN

Sıkıntılarla geçen bir ömür ve Sabahattin Ali

Edebiyatın önemli isimlerinden biridir Sabahattin Ali. Sıkıntılar, hayal kırıklıkları ve polis takibi altında geçen bir yaşama sığdırdıklarını okuyoruz bizler yıllar sonra.

Asker kökenli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Ali, ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.

Okul yıllarında okumaya yazmaya meraklı, biraz içine kapanık bir öğrenciydi.

1927 yılında İstanbul Erkek Öğretmen Okulu’ndan mezun olduktan sonra Yozgat’a öğretmen olarak atandı.

Avrupa Burs İmtihanı’nda başarılı olunca, hiç yabancı lisan bilmemesine rağmen kendini bir anda Almanya’da bulur.

Değişik kaynaklar edindikçe okumaya daha da bağlanan Sabahattin Ali’nin, tüm dünyası kitaplar olur. Yutarcasına Alman ve Rus edebiyatını okuyordu.

Okudukça da Batı dünyasının düşünce akımlarını, özellikle sosyalist düşüncenin, Marx, Engels, Lenin, Rosa Lüxemburg gibi temel kaynaklarını araştırmaya başladı. Araştırdıkça da dünyası değişiyor, entelektüel açıdan zihnini dış dünyaya kapatmış aydınların neler kaybettiğini düşünüyordu.

Almanya’dan döndüğünde bu kez de Aydın’a Almanca öğretmeni olarak atandı. Burada görev yaparken öğrencilerine yıkıcı propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklanır. Bu Sabahattin Ali’nin hapishaneyle ilk tanışmasıydı bu. Cezaevinde kaldığı 3 aylık zaman dilimi içinde Anadolu insanı ile tanıştı.

Kasabalar ve köyler dışarıdan bakıldığında durağan gibi görülür, ancak içinde kendine has hareketleri vardır. İşte Sabahattin Ali de onları anlatıyor.

Bir yandan okulda ders veriyor. Bir yandan da Aydın Cezaevi’nde yazmayı planladığı “Kuyucaklı Yusuf”u kaleme alıyordu.

O dönemde Konya’da Yeni Dünya Gazetesi’nde bu roman tefrika edilmeye başlanır. Ama Sabahattin Ali’ye ödenmesi gereken telif ücretleri ödenmediğinden devamı gelmez. Bunun üzerine de gazetenin yetkililerinden biri polise asılsız bir ihbarda bulunur.

İhbar, Sabahattin Ali’nin e sohbetlerinde Atatürk aleyhine yazılmış bir şiiri okuduğu iddiasıdır. Ali, gözaltına alınır ve tutuklanır.

Cezasının bitmesine 4 ay kala, Türkiye Cumhuriyeti’nin 10’uncu Yılı münasebetiyle çıkan genel afla hürriyetine kavuştu.

Özgürdü özgür olmasına ama artık önünde memuriyet kapısı kapanmıştı.

Bu süreçte belirli çeviriler yaptı, gazeteler ve dergilerde yazılar yazdı. Yazdıklarından dolayı sürekli tutuklanıyordu.

Kendi çektiği sıkıntılarından çok eşine ve kızına çektiği sıkıntılardan dolayı bunalıyordu.

1948’de cezaevinden çıktıktan sonra artık ne gazeteler ne de dergiler sayfalarında yer veriyordu Sabahattin Ali’ye, bırakın sayfalarında yer vermeyi binalarının önünden bile geçmesini istemiyordu.

Duvarlar örülmüştü Ali’nin çevresine, hareket edemiyor, nefesi kesiliyordu. Tek çare yurt dışına çıkmaydı. Pasaport başvurusunda bulundu ama talebi reddedildi.

Yasal olarak yurt dışına çıkma olanağı olmadığından, kaçak olarak yurt dışına çıkmaya karar verdi.

Kendisini Bulgaristan üzerinden Avrupa’ya götürecek olan ve sonunu getirecek olan bir kişiyle anlaştı.  Bu kişinin Emniyet mensubu olduğu iddiası vardı. Sabahattin Ali eşine bir mektup yazıp bıraktı ve yola çıktı.

Sabahattin Ali Kızılcadere yakınlarında huduta yönelmek için araçtan indikleri sırada o karanlık kişinin saldırısına maruz kaldı ve onun tarafından öldürüldü. Cenazesi de 4-5 ay sonra bulundu.

Olay sonrası yakalanan ve suçunu itiraf eden kişi olan Ali Ertekin 4 yıl ceza aldı. Fakat birkaç hafta sonra çıkan aftan yararlanarak serbest kaldı.

Bu cinayet bir senaryoydu. Ve bu senaryo ile aramızdan göçüp gitti Sabahattin Ali, geride önemli eserler bırakarak.

 

***

Okuduklarımdan…

“Klein en çok mavi tablolarıyla bilinir, ama Leap Into The Void (Boşluğun İçine Sıçrayış) isimli rahatsız edici bir yanıltıcı fotoğrafıyla da tanınıyor. 1960’ta sergilendiğinde hafif bir paniğe sebep olmuştu.”

(BAŞLANGIÇ/ DAN BROWN, Altın Kitaplar, 2017, s.46)

***

Bir Söz…

“Bir şehirle göğüs göğse gelmek, onunla çarpışmak için her halini, her vaktini emmek gerekir.”

(Enis BATUR)

***

Bir Şiir…

bir kadını ortadan ikiye böl…
yarısı annedir,
yarısı çocuk,
yarısı sevgili
yarısı aşk...

duyanlar bunu bilmez,
görenler anlamaz bunu!
yarısı rivayettir,
yarısı gece.

Cemal Süreya

***

Objektifimden…

Girne’de gün batımı…(2018


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık