• 15 Aralık 2017, Cuma 9:22
SevilaySADIKOĞLU

Sevilay SADIKOĞLU

Kıssadan hisse…

Ölmeden önce bir Osmanlı görmek isteyen esrarengiz Rum
   Rumların Türkler üzerinde baskı ve tacizlerinin en yoğun olduğu günlerde bir akşam, özel kliniğin kapısı çalınmış. Kapıda beliren dört Rum vatandaş: “yasou kirie yatre” (merhaba doktor) diyerek, yaşlı ve hasta babalarının ısrarla Dr. Selçuk’u görmek istediğini söylemişler. Babaları Lefke’den kırk kilometre uzaklıktaki Trodos Dağları’ndaki bir Rum köyündeymiş.
   Selçuk “Rum doktorlar varken, neden bir Türk doktor ve neden ben?” demiş içinden. Üstelik gidilecek yer de çok tehlikeli bir yermiş. EOKA Rum çetelerinin hora teptiği bir bölgeymiş. Buna rağmen Dr. Selçuk vazifeden geri durmamış, muayene çantasını alarak Emniyet Müdürü Namık Birgen Bey’in de eşliğinde bir arabayla yollara düşmüşler.
   Issız ormanlık alanlardan geçerek bir saatlik yolculuk sonunda köye varmışlar.
   Evleri eski Osmanlı stili taş ve kerpiçten yapılmış bir evmiş. Büyük kemerli bahçe kapısından girmişler. Meyve ağaçları ve güllerle dolu bahçenin taş döşenmiş yolundan geçerek binanın kapısından girmişler. Basamakları aşınmış merdivenlerden hep beraber çıkmışlar ve gecenin ürkütücü sessizliğini tahta kapının ciyak ciyak bağıran gıcırtısı bozmuş.
   Hastanın ailesi doktoru ve Emniyet Müdürü’nü hastanın bulunduğu odaya buyur etmişler.
   Selçuk bakmış ki, büyük siyah demir yatak içerisinde uzanmış, başında soluk renkli eski bir fesi olan, zayıf mı zayıf, yaşlı bir adam ıhlayıp duruyor.
   Yaşlı adam doktorun geldiğini görünce, sanki çok sevdiği bir dostunu görmüş gibi, büyük bir sevinç içerisinde doğrulmaya çalışmış, ancak başaramamış, yanındakilerin yardımıyla kalkabilmiş. Nefes almakta çok zorluk çekiyormuş:
   “Hoş geldin doktorum” demiş.
   Dr. Selçuk hemen yaşlı hastanın yanına oturmuş, çantasını açıp dinleme cihazını çıkarırken, “Ne şikayetin var” diye sormuş. Yaşlı adam doktorun elini tutmuş, dostça sıkmış “Benim şikayetlerim bitmez doktorum, az bekle bir soluklanayım hele!” demiş.
   Dr. Selçuk, o anda yaşlı adamın soluklanmayı bahane ettiğini ve bir şeyler demek istediğini ama diyemediğini fark etmiş, “Peki!” demiş, beklemeye başlamış. O sırada odadakiler dışarıya çıkmışlar.
   Yaşlı adam iki eliyle doktorun elini tutmuş, kendine çekmeğe çalışarak yakınlaşmasını istemiş, kısık sesiyle zor nefes alarak, “Doktorcuğum!” demiş. “Ben Rum’um, ama Osmanlıyım ve Müslümanım!”
   Selçuk Bey hayretler içerisinde kalmış “Oooo, öyle mi?” demekten kendini alamamış.
   Ancak bunu kimseye söyleyemiyorum. Gördüğün çocuklar benim torunlarım. Onları EOKA benim elimden avucumdan çekti aldı, kafalarını değiştirdi. Onlara güvenemediğim için yüreğimi, inancımı onlara açamıyorum, açıklayamıyorum doktorcuğum. Benim hastalığımın iyi olacak bir yanı yok.
   “Öyle demeyin!”
   “Hayır hayır! Ben kendimi biliyorum. Ölmeden önce son kez bir Osmanlı göreyim diye seni çağırttım. Buraya kadar çok zahmet edip geldin, beni çok memnun ettin doktorcuğum. Bir Osmanlı gördüm ya, gam yemem artık. Ruhum müsterih ve mesrur olarak rahat ölebilirim gayrı. Sana nasıl teşekkür edeyim bilemiyorum”.
   “Estağfurullah!”
   “Senden bir ricada bulunacağım.
   “Buyur, ne istersen yaparım.”
   “Benim ilacım artık bir Fatiha. Ben ölünce, bana bir Fatiha okur musun lütfen doktorcuğum.”
   “Pek tabii merak etme ben hem okurum, hem de dua ederim sana.”
   “Allah razı olsun doktorum. Yalnız çocuklarıma hissettirme, anlamasınlar, sana bir zarar vermelerinden korkuyorum.”
   “Tamam, olur.”
   “Şimdi beni sağ yanıma yatır doktorum. Benim artık vaktim geldi.”
   Yaşlı adam doktorun yardımıyla sağına yatınca, sağ elinin işaret parmağını kaldırmış, gözyaşlarıyla kekeleye kekeleye şahadet getirmiş ve hayata gözlerini yummuş.
   Doktor ne yapacağını bilememiş. Gözleri dolu dolu olmuş, yüreği kabarmış. Kendini zor tutmuş, gelen sesler üzerine hemen gözyaşlarını silmiş, gözlerini saklamak için lambanın ışığından kaçarak çantasını toplamaya koyulmuş. Gelenlere: “Başınız sağ olsun, çok geç kalmışsınız, beni daha önce çağırabilseydiniz, bir şeyler yapabilirdik” demiş.
   Başka ne diyebilirdi ki?..
“Kıbrıs Türkünün Milli Mücadelesi”
Emine SÖMEK

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık