• 24 Aralık 2017, Pazar 13:49
Uzm. Sos. NihalSALMAN

Uzm. Sos. Nihal SALMAN

Kişiliğin gelişiminde ailenin rolü

Aile toplumun temelini oluşturur. Bu nedenle aile yapısının her zaman sağlam olması toplumun refahı için şarttır. Dünyada barışın olması ve insanların huzur içinde yaşamlarını sürdürebilmeleri, toplum ve aile bireylerinin birbirlerine karşı gösterdikleri karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörü sayesinde sağlanmaktadır.

Aile birliğinin yararları şöyledir;
   1. Kişi yalnızlıktan kurtulur. Eşi ile küçük çapta bir birlik kurar ve doğacak çocuklarla birlik halkası genişler.
   2. Aileye bağlılık; insana, insanlığa, topluma, ulusa bağlılığı hem öğretir hem kolaylaştırır.
   3. Çocukların yetiştirilmesinde, eğitilmesinde en elverişli ve güvenli ortamdır.
   4. Ahlaki bir kurumdur. İnsanı eğitir.
   5. Biz duygularının gelişmesine vesile olur.
   6. Yaşam karşısında güç veren bir manevi kaledir.
 

Aileye güç veren, zor günlerde ayakta durmasını sağlayan öncelikli unsur birbirine destek olan aile üyelerinin arasındaki sevgi ve saygıdır. Sevgi ve saygının bir arada bulunduğu ailelerde toplumlar uzun ömürlüdür, hiçbir güç onları yıkamaz.
Aile üyeleri, birbirinin huzur ve mutluluğunu bozacak davranışlardan uzak durur. Sevinçli ve üzüntülü günleri birlikte paylaşırlar. Problemlerini çözmek için ailenin bütünlüğünün bozulmaması doğrultusunda işbirliği yaparlar. Kişisel sorunlarda birbirlerine yardım ederler, güç verirler.
Her ortamda olabileceği gibi aile bireyleri arasında da bazı görüş ayrılıkları görülebilir. Böyle bir durumda karşı tarafın düşüncesine hoşgörü ile yaklaşılmalı ve her birey kendi düşüncelerini özgürce ailesiyle paylaşabilmelidir. Bu hoşgörü sayesinde aile içinde birlik oluşur ve aile bağları kuvvetlenir.
Ailenin en büyük işlevlerinden biri olan insanın sevgi, güven, ait olma ihtiyacının aile içerisinde karşılanmasıdır.
Bağlılık ve sevgi ihtiyaçları ile güdülenen birey; yoğun şekilde arkadaş, dost, sevgili, eş, çocuk, aile yokluğu hissetmeye başlar. İnsanlarla ilişkilerinde sevgi arayışına girer. Ait olmak, sevmek, sevilmek, ortak davranmak, kabul edilmek, karşı cins tarafından sevilmek; aile ve ait olduğu grup üyelerinin ve aile bireylerinin gönlünde bir yer edinmek ister. Giderek artan bir şiddetle bu hedefe ulaşmak ve bu ihtiyacı doyurmak için çabalar.
Açlık, susuzluk, uyku gibi fizyolojik ihtiyaçlarını yeterli düzeyde doyuramayan kişinin sevgi ihtiyacıyla güdülenmesi elbette mümkün olmayacaktır. “Sevgi karın doyurmaz.” sözü bir nevi duruma örnek olarak verebilecek klasiklerdendir. Ait olma ve sevgi ihtiyacıyla güdülenen birey ise, daha önceki ihtiyaç basamaklarında (fizyolojik ihtiyaçlar ve güvenlik ihtiyaçları) belki de gereksiz bulduğu, hatta belki de küçümsediği, gerçek olmadığını iddia ettiği sevgiyi her nasılsa fikir değiştirmişçesine elde etmeye, birilerinin yüreğinde yer edinmeye, bir aileye veya bir gruba ait olmaya her şeyden; ama her şeyden daha çok çabalamaya başlar. Bu ihtiyaç basamağının doyurulamaması başka hiçbir basamakta rastlanılmayacak derecede insanın akıl sağlığı, duygu durumu üzerinde etki yapmaktadır, uyum bozukluklarının temel sebebinin sevgi ihtiyacının engellenmiş olmasına bağlayan kuramcıların sayısı da azımsanmayacak ölçüdedir.
İnsan yavrusu kendine bakıp gelişebilecek yeterlilikte yaratılmamıştır. Bakıma muhtacız. Birileri tarafından öncelikle beslenmemiz, yeterli sıcaklıkta muhafaza edilmemiz, korunmamız gerekir. Büyük çoğunluğumuz bir aileye doğarak şanslı grupta yer alırız. Ailelerimiz tarafından bakılır, büyütülür, seviliriz; yoksa tek başına yaşamamız mümkün değildir. Tüm fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarımız ailelerimiz ya da bize bakmayı kabul eden kişiler tarafından karşılanır. İşte bu nokta çok önemlidir. Sevilerek mi büyütülüyoruz yoksa sadece ilk düzey ihtiyaçlarımız doyurularak sevgisizce mi? Karşılıksız sevgiyle mi, koşullu sevgiyle mi? Bir ergen danışanım şöyle yakınmıştı anne babası için “Evet, bütün istediklerimi alıyorlar. Arkadaşlarımın almayı hayal bile edemediği şeylere sahibim; her zaman çok harçlık alıyorum, ama bir kez bile sarılmadılar bana, bir kez canım demediler, beni sevmiyorlar biliyorum. Sevselerdi dokunurlardı, yanlarına gittiğimde neden dizlerine yatamıyorum, büyüdün diyorlar, sanki çocukken sarıldılar da, onlar sadece para vererek seviyoruz ya diyorlar.” Ait olmak çocuk için de, ergen için de yetişkin için de olmazsa olmaz ihtiyaçlardandır.
Ailenin hali, tavrı, tutum ve davranışları çocuğun halini, tavrını, tutum, inanç ve davranışlarını etkileyecektir. Ait olma ve sevgi ihtiyacını ailesinde sağlıklı şekilde doyuramayan bireyden sağlıklı sevgi ilişkileri kurmasını beklemek hatalı olur; ancak aile çocuğuna sağlıklı bir aidiyet duygusu yaşatmış onu sağlıklı sevmişse çocuk da bir ömür sağlıklı ilişkiler oluşturabilme kabiliyetiyle donanacak; aile çocuğuna sağlıksız aidiyet duygusu yaşatmış, sağlıklı sevgi vermemişse çocuk da ömrü boyu sağlıksız sevgiler yaşayacaktır. Ta ki bu örüntüleri fark edip düzeltmek için psikoterapi yardımı alarak süreci sağlıklı şekilde tamamlayan bireyler hariç.
Kaynak: Aileye yönelik yayınlanmış kaynaklar kullanılmıştır.
(devam edecek)

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 13 10 2 1 22 32
2 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 13 10 2 1 17 32
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 13 8 0 5 11 24
4 CİHANGİR GSK 12 6 3 3 2 21
5 ÇETİNKAYA TSK 13 6 3 4 1 21
6 TÜRK OCAĞI LİMASOL 13 6 2 5 7 20
7 GÖNYELİ SK 13 6 2 5 4 20
8 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 13 6 2 5 -3 20
9 LEFKE TSK 13 5 4 4 0 19
10 BAF ÜLKÜ YURDU 12 5 3 4 8 18
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 13 3 4 6 -6 13
12 BİNATLI YSK 13 4 1 8 -9 13
13 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 13 2 7 4 -12 13
14 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 13 1 5 7 -16 8
15 GİRNE HALK EVİ 13 2 1 10 -10 7
16 ESENTEPE KKSK 13 2 1 10 -16 7
yukarı çık