Yeni hükümet oluşumu

Yaklaşık 2 aydır süren hükümet krizi sona erdi. UBP-DP-YDP azınlık hükümeti kuruldu ama tartışmalar yine bitmedi. Bu kez de HP den istifa eden 3 milletvekili nin hükümete destek vermek için istifa ettiği konusu kamuoyunda büyük tartışmalar yarattı.

Partilerinden istifa eden vekiller için, ben de bir şeyler söylemek istiyorum. İstifa eden vekillerin, uzun zamandır partilerinden ayrılacakları siyasi kulislerde konuşuluyordu. Bu yüzden istifa etmeleri hiç kimse için sürpriz olmadı.

İstifa elbette bir seçenektir. Partinizle görüşleriniz uyuşmaz, aday olduğunuz zamanki düşünceleriniz daha sonra değişebilir. Ama gerekçesi herkesi tatmin etmeli, inandırıcı gelmelidir.

Gelen istifaların tam da kurulan yeni hükümet için gereken nisap ve güvenoyu sayılarına ihtiyaç olduğu dönemde olması halkta tepki yaratmış, istifa gerekçeleri kabul görmemiştir. Çünkü yeni hükümet kurulurken istifa etmek, kimseyi ikna etmez ve inandırıcı gelmez.

Seçmen size aday olduğunuz partiden olduğunuz için oy verir ve seçer. Daha sonra o partiden ayrılıp, başka partilere ve oluşumlara destek veresiniz diye değil. Bu önce size oy verip, meclise gönderen seçmeninize karşı saygısızlıktır.

Kimse bunun doğru olduğunu söyleyemez ve bunun normal karşılanmasını bekleyemez. Geçmişte de, buna benzer hareketleri ve partisel oluşumları doğru bulmamış ve eleştirmiştim. Bunu da doğru bulmuyorum ve demokrasi için kayıp görüyorum.

Zira burada halk iradesine uymayan, ters gelen bir durum vardır. İstifaların açıklandığı gibi kurulacak yeni hükümetle ilgili olmadığına kimse inanmamıştır. Keşke, partileri ile ilgili sıkıntıları varsaydı çok önceden istifa etselerdi. O zaman da gerekçelerini açıklasalardı.

Nitekim bahse konu vekiller, dün mecliste nisap sorunu yaşayan yeni hükümete nisap sağlamada yardımcı olmuşlardır. Yani azınlıkta olan bir hükümete göreve başlaması için destek olmuşlardır. Herkesin de beklediği buydu zaten.

Elbette, biz de ülkede yeni bir hükümetin kurulmasını istedik ve destekledik. Ama bu yol ve yöntemlerle değil. İnanıyorum ki, biraz daha diyalog ve uzlaşı yolları denense, bu tür yöntemlere tevessül edilmeden yine bir erken seçim hükümeti kurulabilirdi. Neticede, kurulan bu hükümet de bir erken seçim hükümetidir.

Öte yandan, bir başka garip durum da, kabine oluşumunda yaşanmıştır. Kabinenin UBP kanadındaki bakanların birçoğu ve görev yapacakları bakanlıklar siyasi çevrelerde sürpriz olarak değerlendirilmiştir.

Özellikle, eski kabinede de bulunan Eğitim, Maliye ve Tarım bakanlarının yerlerinin değişmesi bence de gereksizdi. Mademki, bu bakanlar kabinede kalacaklardı, yaklaşık olarak 18 aydır görev yaptıkları bakanlıklarda kalmaları daha doğru olacaktı.

Bu bağlamda, uzun zamandır çalıştıkları yerlerde deneyimleri, bilgi birikimleri oluşmuştur. Ülkeye ve halka daha fazla faydaları oluşacaktır. Diğer bakanlıklara atanan bazı bakanların da mesleğine, bilgisine ve tecrübesine göre uygun atamalar olmadığı söylenmektedir. Bu nedenle yapılacak işlerde zorlanmalar olacaktır.

Zaten, toplamda maksimum 10 ay sürecek bir hükümette, ki bunun 2 ayı da seçim yasakları ve seçim çalışmaları ile geçeceği için, iş yapılacak 7-8 aylık bir zaman kalacaktır. Bu zaman dilimi de, bakanlığa yabancı birisinin işlerin yürümesini ve işlevini öğrenmesine bile yetmeyecektir.

Bir diğer konu da, erken seçim tarihinin ekim yerine eylül ayına alınması gerekliliğidir. Çünkü devlet bütçesi yasa gereği ekim sonuna kadar hazırlanıp, meclise gönderilmektedir. Dolayısıyla, ekim ayında yapılacak seçim sonucunda oluşacak yeni hükümete kendi bütçesini hazırlama fırsatı kalmamaktadır. Bu nedenle, seçimin eylül ayı içerisinde yapılması bu fırsatı yaratma anlamında daha doğru olacaktır.

Sonuçta, yaklaşık 9-10 ay sürecek olan bu seçim hükümetinde zaten 2 ayı da seçim yasakları ile geçeceği için, esas önemli olan, halkın ihtiyaçlarına cevap verecek acil sorunların çözümlenmesidir. İddialı, hassas ve uzun zaman gerektiren icraatların böylesine kısa dönemde yapılması pek mümkün görülmüyor.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104