Yeni kuşak eğitim anlayışı…

Yeni kuşak olarak adlandırılan ve internetle doğan çocukları eğitmek günümüzde pek de kolay değil…
   Kuşaklar arasında ciddi farklar oluşuyor. Y kuşağına alıştık derken, Z kuşağı karşımıza çıkıyor…
   Okulda “eti senin, kemiği benim” anlayışı ile yetişen bizler için bazı şeyleri yorumlamak ve kavramak daha da zorlaştı…
   Eğitimde yeni yaklaşım modelleri dünya eğitim sisteminde çoktan yerini aldı…
   Yeni yaklaşım modellerinin temeli öğretmenin ders anlatım yöntemleri ve okulda okutulan kitapları yenilemek oldu…
   Öğrencilerle sohbet edilse onların arzuladığı eğitim sistemi:
   “Sınavların eğitim sistemini esir almadığı, teknolojinin kullanıldığı, değerlerin unutulmadığı, öğrencilerin okulu ve öğrenmeyi sevdiği bir ortam.” diye cevaplayacaklarına emin olabilirsiniz…

 

Dünya vatandaşı yetiştirmek…
 

Aktif öğrenme, sosyal sorumluluk ve çevre duyarlılığı gibi kavramları içine alan eğitim yaklaşımlarının özü, aslında çocuğu dünya vatandaşı olarak yetiştirmeyi hedefliyor…
   Tüm modellerde, öncelikle öğretmenin rolü tartışılıyor…
   Her şeyi bilen, bilgi aktarıcı, yönlendirici öğretmenin yerini yol gösterici öğretmen alıyor. Bireysel çalışan, sınıf ortamında dinleyici olan öğrenci anlayışı terk ediliyor. Sınıf dışı alanlar kullanılarak, öğrenme daha cazip hale geliyor. Aktif, takım çalışmalarına açık, üreten öğrenci öne çıkıyor…
   Ansiklopedik bilgileri satır satır ezberleyenlere artık farklı gözle bakılıyor. Konuları, olayları derinliğine inceleyen, eleştirel düşünenler öne çıkarılıyor…

 

Yaratıcı düşünce ve liderlik becerileri gibi hususunda ciddi eksikliklerimiz var…
 

Georgia Üniversitesi’nin yaptığı araştırmalar öne çıkıyor... Buna göre yeni kuşak eğitim anlayışını sahip çıkan ülkelerde lise eğitiminde büyük değişimler yaşandı…
   Kariyer geliştirmede yeni disiplinler hazırlandı. İş yaşamında aranan bilgi ve becerileri kazandırmak adına farklı program ve yöntemlerin düzenlenmesi gerektiği ortaya çıktı. Pazarlama, insan kaynakları yönetimi, para yönetimi, değişim mühendisliği, ticaret hukuku, veri madenciliği, uluslararası ilişkiler ve Avrupa Birliği gibi dersler müfredata alındı.
   Ülkemizde artık öğrencilerine yeni ürün geliştirme, yaratıcı düşünce ve liderlik becerileri gibi yetkinlikleri kazandırmayı hedeflemekten başka çaremiz yok…

 

Öğrenen okul anlayışı…
 

Öğrenen okul olarak adlandırılan yeni düşünce sistemine göre, okula ait karar alma yetkisi, güç ve otorite tek elde toplanmıyor... Başta okul yöneticileri olmak üzere öğretmenler, aileler, öğrenciler ve hatta toplum üyeleri arasında paylaşım şart. Farklılıklar destekleniyor, kurulan kulüpler sayesinde öğrenciler söz sahibi oluyor. Amaç; özgüvenli, kendi kendini yönetebilen bireyler yetiştirmek.
   Teknolojik donanımlı sınıflar…
   Proje bazlı eğitim sistemiyle birlikte araştırma odaklı öğrenme öne geçiyor. Ezberci sistemden ziyade, öğrencinin ne bildiği ve neler yapabildiği önem kazanıyor. Bu nedenle sınıf arkadaşlarıyla olan etkileşim, arkadaşların birbirlerini değerlendirmesi izleniyor. Sadece kendi ülkesindeki yaşıtlarıyla değil, dünyadaki yaşıtlarıyla iletişim kurması için teknolojik donanımlı sınıflar oluşturuluyor…
   Sosyalleşme…
   Bu nedenle okullarda yarışma, sergi, organizasyon, konferans, seminer, atölye çalışmaları gibi sosyal ve kültürel etkinlikler düzenleniyor…

 

Doğal yaşamda öğrenme…
 

Taş, toprak, kum, deniz kabukları, kurutulmuş böcek ve bitkiler gibi doğal malzemelerle yapılan her ders, herkes için ilgi çekicidir. Öğrenciler, bir hayvan beslemeleri, bitki yetiştirmeleri ve bu konuda sorumluluk almaları için teşvik ediliyor. Doğal ortamdan alınan örneklerle ve karşılaştırmalarla çocuğun hayal gücü destekleniyor…
   Bu anlayışların temeli ezberci sistemden ziyade öğrencinin ne bildiği ve neler yapabildiği ortaya çıkarmaktan geçiyor…
   Ülkemizde televizyon izler gibi derslerin anlatılmadığı yaratıcılık ve liderlik becerilerinin oluşmasına olanak sağlanacak öğretmen, materyal, yaklaşımlar ve beyin dönüşümlerine ihtiyaç var aslında…

 

YORUM EKLE