Yeni turizm destinasyonu “Maraş”

En sonunda beklediğim oldu ve Maraş ile ilgili hükümetimiz ve Türkiye bu önemli ve stratejik turizm destinasyonu için hamlesini yaptı...

Türkiye ve KKTC medyası bu önemli turizm cenneti ile ilgili manşetlerini paylaştılar, açıklamalar peşi sıra geldi ve yüreklerimizde bazı umutların yeşermesine vesile olundu…

Bu bir vizyon işi ve siyasi olan bu açılımı gerçekleştiren, en azından cesurca adım atan tüm hükümet yetkililerimize çok teşekkür ederim…

Maraş’a ilk ziyaretim..

Bir gün tabur komutanımız, kapalı Maraş bölgesinin sahil şeridindeki en doğu bölgelerden birinde olan “Deniz Evinde İngiliz Üsler Bölgesinin Albay Komutanı adına bir kutlama gecesinin olacağını ve benim İngilizce Tercümanlık ve Müzisyenlik yapmam gerektiğini söyleyince çok heyecanlanmıştım.

Çok merak ediyordum doğrusu, kapalı Maraş`ın Turizm Kapasitesini bir Turizmci olarak görmek istemekle, ağızdan ağza dolaşan şehir efsaneleri gibi otelleri, kendi dünyamda hayal ediyor, Maraş`tan konu açıldığı zaman o yıllar pür dikkat kesiliyordum.

Komutanım beni götürecekti, o iki üç gün geçmek bilmedi. Şimdiki gibi çok net hatırlıyorum, akşam saat 8 de “ Deniz Evinde” olacaktık ve burası özel üst düzey konukların ağırlandığı, tahminlerime göre 3 yıldızlı küçük bir oteldi. Maraş`ın şehir içinden geçerken, binaların terk edilmişliği ve yalnızlığı, içime tuhaf bir karamsarlık sokarken, tarif edilmez bir şaşkınlıkla araba ile evlerin arasından geçiyorduk. Şehrin büyüklüğü okulların genişliğinden, sinemaların görkeminden anlaşılıyordu; evlerin mimarilerindeki modern çizgi 70’li yılların değil, 200’li yıllar ile yarışması beni çok etkilemişti. Maraş 2 büyük cadde üzerine tasarlanmıştı.

Birincisi; Modern otelcilik mimarisine ev sahipliği yapan John F Kennedy Bulvarı, Maraş Magosa Limanı ve Glossa Plajı’na paralel giden yol, ve bu güzergah üzerinde olan King George Hotel, The Asterias Hotel, The Grecian Hotel, The Florida Hotel, Elizabeth Taylor’un en favori oteli olan The Argo Hotel Protoras ve meşhur kumsal olan İncir Ağacı Körfezi( Fig Tree Bay ). İkincisi Leonidas Bulvarı ise Ferrari Toyota ve Maserati, Alfa Romeo gibi araba bayilerinin olduğu alışveriş caddesi. Buarada; Maraş`ta 4469 ev, 143 resmi daire, 9 kilise, türbe ve mezarlık, 8 okul var.

En sonunda “Deniz Evine “ ulaşmıştık, sağında ve solunda 12-13 Katlı iki yarım inşaat otel binasının ortasındaki küçük ve bakımlı otelde hayat vardı ve orada ışıklar yanıyordu. Görevli askerler, garsonlar, Dikelya İngiliz Üsler Bölgesinden gelen şık kıyafetli, üniformalı askerler ve zarif eşleri, bir sinema filminin çekim sahnesi gibi harika bir bahçeye merdivenler ile iniyor ve sahille kucaklaşıyordu. Sıra bize gelmişti, merdivenlerden inerken, az daha heyecandan bayılacakmış gibi olduğumu hatırlıyorum.

Ne eşsiz bir sahil vardı upuzun uzanan. Altın sarısı kumlar, altı buçuk km uzanırken Oteller sıra sıra dizilmiş, adeta denizin dalgalarının hiç olmamasını, hep denizin onlarla kalmasını, çünkü bu dev otellerin tek arkadaşlarının maalesef denizin sadece kendisi olduğunu anlamıştım. Baktım, dalgalar, o kadar çok sarı altın kumu- (1960’lı yıllarda rivayete göre Mısır Çöllerinden getirildiği söylenmektedir ) en az 30-40 metre geçen yıllar içerisinde denizin içine çekmiş, o güne kadar gördüğüm irili ufaklı balıkların doğal bir akvaryumda özgürce yüzdüğü en güzel manzara idi. Balıklar, bu denizlerin adeta kralları gibiydi. En uçta, Batıda duran Palm Beach Otel, adeta bu büyük otellere hüzünlü bir şekilde bakıyordu. ( Yapılan araştırmalara göre, otellerin temelleri, denizin tuzundan dolayı ciddi tahribata uğramış ve bakımsızlıktan dolayı çürümeye başlamıştır)

1969-74 yılları arasında Elizabeth Taylor, Raquel Welch, Richard Burton, Brigitte Bardot gibi ünlü isimlere ev sahipliği yapmış bir kenti yaşıyordum tam 24 yıl sonra çok derinden ve sessiz.

Envanter ile ilgili biraz bilgi vereyim…

Etrafta dolaşan garsonlar, en güzel kokteylleri yudumlayan misafirler, etrafta dolaşan lüksün ve ihtişamın büyük heybeti ile kendini hissettirdiği yıldızlar, Kıbrıs`ı yani Maraş`ı dünyanın en lüks turizm merkezlerinden birisi yapıyordu. ( 1973 yılındaki istatistiklere göre; Dünyadaki En trend 10 Turizm Destinasyonundan bir tanesi). 45 ( Kırk Beş ) otel, 60 ( Altmış ) apart otel, yaklaşık 14500 ( On dört bin beş yüz ) yatak kapasitesi, 380 yarım inşaat, Cyprus Airways, Ingiliz kraliyet ailesi, Kıbrıs Cumhuriyeti, British Airways, katkıları ile yapılmış 6.5 Km sahil ve uzmanlar tarafından 100 Milyar USD, evet yanlış okumadınız 100 Milyar Amerikan Doları yalnız Sahil şeridinin değeri (taşınır taşınmaz mal ).Korkunç bir servet.

Biraz daha bilgi verecek olursam; 3000 küçük büyük ticari iş yeri, 99 eğlence yeri ( bar, lokanta, gece kulübü )25 müze, 24 yazlık kışlık sinema ve tiyatro, 21 Banka, 2 spor tesisi. Yaklaşık 14.500 yatak kapasitesi ile 1974 yılında adanın tümünün 35 % yatak kapasitesini yalnız başına elinde bulunduran şehir. Turizm geliri olarak 1973 yılında adanın tüm turizm gelirlerinin 53 % elinde bulunduran bir cennet (idi ) .

Yeni Maraş açılımı gereksinimleri...

Varoş, Varosha `nın, kasabanın dışında, fakir halkın yaşadığı, Osmanlı döneminde Abdullah Paşa Vakfı ve Lala Mustafa Paşa Tekkelikita vakıflarının koçanlı malı ait olduğu bilinmektedir ve bu belgelerle de ispat edilmiştir…

Mağusa Şehrinde yaşayan yerleşik nüfusa dokunmak istemeyen Osmanlı hoşgörüsü, o dönemlerde; şehrin dışına, varoşlarına Türk Nüfusu yerleştirmiş ve bu bölgeleri dediğimiz Vakıfların tapulu malı haline dönüştürmüştü. Şimdi bu topraklar üzerine birçok siyasi satranç hamleleri oynanıyor ve bizler bazı topraklardan feragat ederken, çok ama çok cömert olunmaması gerektiğini şöyle bir örnek ile hatırlatalım.

Hepimizin bildiği gibi, yıllardır özellikle son beş yüz yıldır adamızda hüküm süren farklı uygarlık ve onların getirdiği egemenliklere karşı olarak; Osmanlı “Ahkamü`l Evkaf “ olarak bilinen kanunlar, uluslar arası siyasi platformda gerçekten ne kadar geçerlidir? Bu oteller gerçekten veya tüm kapalı Maraş arazileri İngiliz yönetiminde illegal olarak mülk yapıları değiştirildi ise nasıl değiştirildi? Buna kimler müsaade etti, siyasi davamızda neden bunlar çok daha önceden 74 öncesi ve (savaş sonrası KTFD- Kıbrıs Türk Federe Devleti ) ilan edilince ortaya atılmadı? Dönemin siyasetçileri, özellikle İngiliz Kanunlarını iyi bilen tecrübeli dava adamları, bu oteller ve yerleşim alanları yapılırken, Tüm Maraş parselasyonu bizim Evkaf arazileri üzerine yasadışı olarak yapıldığında sessiz kalmamalıydı.. k? Mademki vakıf arazileri, vakfiyeler elden çıkarılamayacaktı ve kanunlar bu malların değiştirilmesine müsaade etmiyordu o zaman bize büyük bir haksızlık yapılmıştı. O yıllarda bile değeri milyon dolarlık olan yatırımları yapanlar ve yaptıranlar suçlu idi demek ki.. Türkiye’miz neden bu yatırımları yapan kişilerce AIHM de mahkûm edilerek, mallarını kullanamıyorlar diye mahkûm edildi veya ediliyor? Yoksa biz her zaman ki gibi hakkımızı arayamıyor muyuz? Şimdi bunları yapmanın tam zamanı..

İkinci bir pencere daha açalım mı? 1974 yılından sonra takas olarak siyasi koz gibi düşünülmüş bu turizm cenneti; ne olursa olsun kendi kaderine terk edilmemeliydi. Bizim 70 li yıllarda Türkiye`miz ile bu otelleri çalıştıracak bilgi birikimimiz ve yetişmiş insan gücümüz var mıydı? Cevap çok net değil mi? Hayır.. O yüzden; Maraş kentinde malı,  mülkü olan yabancılar ve veya Rum komşularımıza,  Türk İdaresi altında kalmak ve yaşamak koşulu ile bu mallar ile ilgili BM ile bir açılım getirilebilirdi…

Bunu yaparken uluslar arası platformda ne biz ne de Türkiye’miz bu derece suçlu duruma düşürülürdü. Düşünün her hafta manşetlerde olan bir şehir. Neden? Çünkü ölüsünün bile değer ettiği bir yer burası... Belki de şimdi turizm cenneti olan Ibiza, Mikonos,  Santorini, Antalya, Bodrum, Alaçatı, Florida gibi yerlerin sabahlara kadar hiç turizm sektörünün hiç uymadığı ve bugünün turizm otelcilik sektörünün temellerinin atıldığı, adeta bu destinasyonların babası olan kayıp bir şehir.

Ben Türkiye dış siyasetinden ve ülkemizden, tek bir kuruş adına bile haklı verdiğimiz davamıza gölge düşürmemek adına, mahkûm edilmemesi için uluslararası arenada bir siyasi refleksi bekliyordum. Öyle de oldu.. Kimse ama kimse, bizi haksız yere mahkûm etmemeli, Büyük ülkeler kendi ekonomik ve politik çıkarları adına dağlık olsa bile ( etrafında petrol ve gaz yatakları var ) diye binlerce kilometre uzaklıktaki yerlerde nasıl da hak iddia edebiliyor? Falkland adaları nerede İngiltere nerede? Dünya üzerinde haritada bir bakın; bu söylediklerimi daha iyi anlayacaksınız.

Yepyeni renovasyon, restorasyon ve imar planları ile Maraş artık dünyanın gündemine getirilmeli. Maraş, yeniden lüksün, ihtişamın olduğu bir turizm cenneti olmalı. Türkiye’mizde bunu yapacak know-how ve donanımlı insan gücü var, dünya zenginler listesinde olan zenginleri de var, Kıbrıs’ımızda artık otelcilik sektöründe yatırımcılarımız, otelciği ve turizmi bilen Kıbrıslı Türkler, aktif çalışan, bunun eğitimini alan yeni nesillerimiz de var. Tutkulu bu gençlerimiz, bu anlamda bizim yeşeren yeni umutlarımız olacaktır. Bu anlamda bahse konu olan 10 Milyar Dolar, Uluslararası ölçekte çok büyük bir finans değil.

Son olarak Maraş üzerine yazdığım sözleri ve daha sonra şarkı yaptığım nakaratı hatırlatarak makaleme son vereyim.. “Kimse yoktu uzaklaşan, izlerdi geçmişten kopan, hüzünle sevinç vardı o aşklarda yaşanan…

Varoşlarda Maraştı, sevginin adı, belli ki kendi geçmişine sevdalı, Yaz aşklarına sevdalı, sapsarı uzun sahil saçları, bakıyordu bize anlamlı, meraklı...

Hepinize turizm dolu günler dilerim.

YORUM EKLE

banner107

banner96