Yeşil ve mavinin en güzel buluştuğu tarihin kanatlarında doğan Velmer Otel

Zaman tüneli içerisinde yolculuk yaptığım ender zamanlardan biri oluyordu. Sanki ışınlanmış gibi yine çocukluğuma döndüm. Belki herkesi tanımıyordum ama yüzler hep tanıdık ve bildik geliyordu.

Merhaba nasılsın İsmet? Bu sözler o kadar sıcak ve samimi geliyordu ki, içimi kıpır kıpır yapan bu kelimeler, el sıkmalar, kucak dolusu içten sarılmalar, bambaşka, tarifi zor duyguların yaşanmasına yetiyordu.

Çocukluk günlerimde, aynı mahallede oyunlar oynadığım arkadaşlarımı görmüştüm Gemikonağı Velmer Otel açılışını yapmaya hazırlanırken.

Nedendir bilinmez ama, en az yirmi beş yıldır görmediğim, ayni jenerasyon, ayni mahallede oyunlar oynadığım, ilk okula gittiğim, ilk ergenlik döneminde büyüdüğüm arkadaşlarım ile hasret giderdim.

Hiç beklemediğim bir yerde Gemikonağı’nda Velmer Otel açılışında. Ben de Turizm ve Çevre Bakanlığı’nı temsilen bakanlık müsteşarı olarak bu açılışta bulundum ve çok gurur duydum açıkçası.

Citta Slow ve LAU ile büyüyen sınırlar

Unutmam mümkün değil çünkü, 23 Nisan 1984 çocuk şenliklerinin ilk Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini bu anlamda Ankara`da temsiliyetine seçilmiş ekibin içerisinde idim.

Güzelyurt, Bostancı, Lefke, Yeşilyurt, Zümrütköy, Lefkoşa, Girne`den arkadaşlarım vardı. Şimdi eminim hepsi de çok önemli mevkilerde yine bu vatana hizmet ediyorlar. Neden mi bunları anlatıyorum çünkü çalışmalarımızın birçoğunu bugünkü Lefke Avrupa Üniversitesi, o yıllarda Lefke Sanat Okulu’nda yapıyorduk…

Burası da Velmer Otelin bugünkü yerine sadece yürüyüş mesafesine uzaklıktaydı. Portakal ve Limon Bahçeleri, Karadağ, Hurma Ağaçları,CMC, denizin dalgaları, ve adeta bir dinozorun boynu gibi denizin içerisine uzanan Lefke CMC Madeni’nin Limanı, CMC çalışanlarının yüz yıl öncesinden yaşadığı Flamingo yolu evleri, tıpkı benim otuz beş yıl öncesinden bıraktığım gibiydi.

Bazı farklar da fark vardı.. Apartmanlar çoğalmış, evler büyümüş, bakkalların yerini büyük marketler almış, ve Sanat Okulu’nun yerini koskocaman bir Üniversite ve Lefke kasabasının yerini ise Lefke kenti almıştı…

Uluslar arası Citta Slow (yavaş, sakin kent) kimliğine de bürünen bu güzel Batı Bölgesi yıldızımız Lefke turizm ve otelcilik sektörümüze de hizmet etmeye başladı.

Osmanlı döneminden kalan eski konakların yanında butik otellerin çoğalması, üniversiteleşme hareketinin yanında kültürel zenginliklerini, otantik özelliklerini, ayrıca tarihi zenginliklerini, Vuni ve Soli gibi önemli ayrıcalıklarının farkındalığını artırıyor olması beni çok mutlu ediyor açıkçası.

Bir de Yedidalga ve Gemikonağı sahil şeridinde yer almaya başlayan kafeler, restoranlar, ve butik otellerin yanına şimdilerde dört yıldız standardında olan Velmer otel, bu eşsiz tarihe şahitlik etmeye başladı…

Velmer Otel adeta parlayan yeni bir yıldız

Otelin açılışında yine samimi ve gülen yüzler ile birlikteydik. Turizm ve Çevre Bakanlığı’nı temsilen orada iyi ki bulunmuşum diyorum çünkü, yıllardır hep aynı bölgenin insanları olduğum milletvekilleri Aytaç Çaluda ve Sağlık Bakanımız Ali Pilli gibi büyüklerim ile ayni ortamda olmak, hatta ve hatta, çocukluğumda bıraktığım bazı arkadaşlarıma rastlamak harika bir duyguydu.

Otelin sahibi Mustafa Bey, eşi ve çocukları adeta bir karınca misali her yere koşuyordu. Açılış için hiçbir eksikliğin olmaması için çalışanları ile birlikte her tarafa yetişmeye çalışıyorlardı…

Bir kere bölge gerçekten de çok dingin ve gerçekten çok sessiz. Araba sesi yok, insan yoğunluğu hiç yok, sadece meşhur Karadağ’ın eteklerinde uzanan binlerce yıllık tarihe ev sahipliği yapan kuşların sesi ve doğal güzelliklerin yaşandığı yeşil ile mavinin buluştuğu özel bir yerde Velmer Otel.

Lefke Avrupa Üniversitesi’nin dinamizminin yaşandığı üniversite caddesinden içeriye girdiğinizde, üniversitenin giriş kapısından bankamatiklerden sağa döndüğünüz zaman yaklaşık üç yüz metre ilerinde sağlı sollu limon ve portakal bahçelerinin ortasına konumlandırılmış çok güzel bir otel.

Siyasetçi büyüklerimiz ve otel sahipleri ile birlikte yaptığımız kurdele açılışından önce yaptığım konuşmada da söylediğim gibi Citta Slow vesilesi ile internet üzerinden bakanlığımıza yurt dışından bazen mailler düşüyordu.

Artık sosyal medya ve internet üzerinden rezervasyon alımlarına imkân sağlayan web portalları bu tür seyahat etmeyi tercih eden turistlerin de radarına girmiş durumda.

Citta Slow sadece bölgenin sakinliğine verilmiş bir etiket değil, bölge halkının da böylesine bir yaşam kültürünü benimsemesi ve ona göre yaşam tarzını belirlemesi gerekli.

Bu tür tesisler, bakanlığımızın koyduğu hedef doğrultusunda sadece Girne ve Bafra bölgelerinde gelişmeye önemin yanında Batı bölgemizde alternatif turizm modellerini de göz önünde bulundurarak dört bin yatağa çıkarmak önemli bir misyon olmalı. Turizm Strateji 2023 hedefleri bu anlamda çok ama çok önemli. Herkesin yüzünde çok sevecen bir tebessüm ve umut ışığı belirmişti. Hoşuma giden bir muhabbeti de sizlere aktarmam gerekirse, uzun yıllardır uzak kaldığım konuşmalar vardı.

Bugünlerde narenciye ağaçlarına hangi vitamin ve organik ilaçların atılması gerekliliği ile yapılan konuşma. Çok hoşuma gitmişti çünkü en az yirmi beş yıl bu muhabbetlerden uzak kalmıştım… Neyse gelelim açılışımıza.

Kurdele açılışımız ve otele attığımız ilk adım…

Otelin lobi alanı, ziyaretçilere ferah bir izlenim vermekte. Oturma grupları belli ki özenle seçilmiş, Avrupa otellerindeki sade ve güzel dekorun bir benzeri ile karşılaşıyorsunuz. Asansör ile katlardaki odalara çıkmanız mümkün, resepsiyon arkasında farklı ülkeleri gösteren saatler çok şık yerleştirilmiş. Lobi Bar ise tam resepsiyonun karşısına doğru bir yere yerleştirilmiş. Otel altmış oda yüz yirmi yatak. Single, Double, Suite ve Connecting (iki oda ortadan kapı ile bağlantılı) odaları var. Yüz yirmi yatak bölge için önemli bir adım…

Belki genel yatak sayısı ihtiyacı düşünüldüğünde çok fazla değil ama bölgenin gelişimi için dev bir ilk adım.

Geçmişte çok yakın arkadaşım olan rahmetli Sinan arkadaşımın oteli Soli İnn doksanlı yıllarda bölgeye bir açılım getirmişti ama otel zaman içerisinde bölgedeki misyonunu tamamlayamadı ne yazık ki...

Otelin odalarına tekrardan dönecek olursam, çok ferah ve özellikle mavi ve turkuaz renklerin hâkim olduğu bir dekora sahip. Odalardan içeriye adım attığınız anda çevrenin dinginliği odalarda da yaşamanız mümkün.

Otelin fiyatlarını sordum iki kişi bir oda yatak kahvaltı 350 TL. Bence çok ama çok uygun, özellikle batı bölgemizin sakinliğini, hemen yanı başında olan denizlerin ferahlığını ve bölgede bulunan tarihi, eko turizm köyü Bağlıköyü, arabanız ile Yeşilırmağı yaşamak isterseniz burası iç turizm anlamında da çok önemli bir otel alternatifi oldu.

Bu arada unutmadan söyleyeyim, otelin park alanının hemen yanına çocukların rahatlıkla eğlenebilecekleri orta büyüklükte su kaydırakları, ve yetişkinler için yapılmış olan çok güzel bir havuz var…

Limon ağaçları içerisinde herkesten uzak bir sakinlik içerisinde bir algı var. Havuz bar ve oturma alanlarında ise menüden her türlü siparişi verebilirsiniz.

Gaziveren Afrodit Beach Otel’den sonra Velmer Otel çok önemli bir adım. Bölgemizin böylesine önemli açılımlara çok ihtiyacı var. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim…

Belki diğer bölgeler kendi turizm gelişimlerini Lefke’ye göre çoktan tamamladı. Bu bölgenin özellikle kendi markasının oluşmasında böylesine orta ölçekli tesisler, Lefke Bölgesi’nin marka değeri anlamında diğer bölgelere göre hiç de geri kalır yanı yok. Neden mi? Kendi bölgesel destinasyon markalarımız hâlâ daha tam anlamı ile oluşturulmadı da ondan.

Şimdi Turizm ve Çevre Bakanlığı olarak hedefimiz, bölgesel destinasyon markalarının oluşumuna hız vermek olmalı.

Bunun için de bölgesel marka değerlerini ön plana çıkaran yeni alternatif markaların tanıtımı ve pazarlanması, hem iç turizm, hem de dış turizm için çok önemli.

Daha önce Turizm Bakanlığı yapmış ve tekrardan bu göreve getirilen Sn Bakanımız Dt.Ünal Üstel ile bu hedefler doğrultusunda adımlarımızı atmaya başladık. Turizm sektörümüz 2020 sezonuna çok farklı turizm stratejileri ile girecek ve yine zirveyi yakalayacak.

Turizm dolu günler bizlerle olsun…

YORUM EKLE

banner107

banner96