Yeterince ders almadık mı?

Yağmur korkumuz devam ediyor.

Yıllarca “yağsın” diye dua ettiğimiz yağmurlardan şimdilerde çok korkuyoruz.

Her hafta başka bir bölge aşırı yağmurdan mağdur oluyor.

Hafta geçmiyor ki mağduriyet yaşanmasın.

Su baskınları nedeniyle yollar kapanıyor…

Evler, işyerleri sular altında kalıyor, köprüler yıkılıyor, yollar yarılıyor.

Çok sayıda hayvan telef oldu…

İşin içine fırtına da girince mağduriyet artıyor.

Seralar zarar görüyor, ağılların, garajların tavanları uçuyor, ağaçlar devriliyor…

Yıllardır bu kadar uzun süreli ve aşırı yağmur yağmadı, böylesine alışkın değiliz.

Güney Kıbrıs’ta da bazı mağduriyetler yaşanıyor.

Durumun normal olmadığını görüyoruz, olumsuz hava koşullarını “normalmiş” gibi gösterip de birilerini suçlamak değildir niyetimiz.

Ancak, ülke olarak altyapı fakiri olduğumuz ortada.

Öngörülü de değiliz…

Ülkenin hep kurak olacağını düşünüp, üstünkörü altyapılar inşa ettik.

Ne yollarımız, ne köprülerimiz, ne binalarımız aşırı yağışlara dayanabildi.

Yollar, sokaklar, caddeler, olası su baskınları düşünülmeden dizayn edildi.

Göletlerin dolması, derelerin dolu dolu akması elbette çok güzel, yeraltı sularımız açısından bulunmaz bir fırsat ama aynı zamanda da korkutucu.

Bu durum, “acaba bizi su basar mı?” korkusunu da beraberinde getiriyor.

Yıllardır çağırdığımız yağmurlar geldi ama sevinemiyoruz.

Bir taraftan yağmur sularının sebep olduğu tahribatlar tamir edilirken, başka bir taraftan yenileri çıkıyor.

Öyle bir yağmur yağdı ki tüm bölgeler bundan nasibini aldı.

Görüldü ki bir bölge, diğerinden çok farklı değil.

Ülke genelinde tüm altyapılar dayanıksız, aşırı yağışları kaldıramıyor.

Yağmurlar gösterdi ki bir tarafın başka bir tarafa gülecek hali de yok.

Haksızlık yapmak istemiyoruz, alışkın olmadığımız bir durumla karşı karşıyayız ama bu acı deneyimlerden çok fazla ders çıkarmamız gerektiği de ortada.

Demek ki altyapımızı kurak bir ülkeye göre ayarlamak doğru değilmiş.

Demek ki biz altyapının en iyisini yapmalıymışız.

Demek ki doğal dengeyi bozmayacak şekilde kentleşmeyi benimsemeliyiz.

Doğanın dengesini bozarak, kafamıza göre işler yaptığımız, bencilce davrandığımız sürece hep felaketlere açık olacağız.

Daha önce de uzmanların ve vatandaşların endişesini bu sayfalara taşımıştık, “aşırı yağmurdan bu kadar zarar görüyorsak, bir depremde neler olur” diyenleri dikkate almalıyız.

Geçmişte yapılan uyarılar dikkate alınmadığı için bu haldeyiz.

Aşırı yağmurlar devam ediyor, bir anlamda doğa bize yaşattıkları ile ciddi uyarı yapmış oluyor.

Bu uyarıları ciddiye almamız gerektiğini herhalde anlamışızdır.

Geçmişte yaşadıklarımız ders olmadı, uzmanların söylediklerini dikkate almadık.

Umarız bu kez yaşadığımız her olumsuzluk alacağımız yeni tedbirlere vesile olur.

Bugün yaşadıklarımızı, gelecek yıl, bir sonraki yıl yaşamayacak gibi tedbirlerimizi almalıyız.

Yeterince ders almadık mı? Daha neler olması gerekir ki ders almamız için?

 

 

YORUM EKLE