Yine Güzelyurt

Güzelyurt, her dönem gündemde olan bir kentimiz… Hep gündemde ama olumsuzluklarıyla… Hiçbir zaman arzu edilen noktaya getirilemeyen güzel ilçe… Siyasiler o bölgeye gitti mi akıllarına gelen en güzel sözleri söylerler. Hele de iktidarda olanlar, dünyaları Güzelyurt’a taşıyacaklarmış sanırsınız.

Vaatler de vaatler… Çizilen güzel tablolar ama sonuç pek de parlak değil. Bugüne kadar hiçbir hükümet Güzelyurt’a hak ettiği değeri ve ilgiyi göstermedi ya da gösteremedi. İlgi gösterir gibi yaptılar ama sonunu getiremediler.

Gerçi başka bir kente ya da ülkenin tümüne de hak ettiği değer verildi mi ki? Evet ülkenin geneli için arzu edilen şeyler yapılamadı ama en fazla da Güzelyurt ve Karpaz ihmal edildi. “İhmal edildi” diyoruz, çünkü gerçekten de ihmal edildi. Güzelyurt ve Karpaz hep seçim önceleri hatırlandı ama sonra unutulup gitti.

Tabii ki oralarda hayat devam etti, tabii ki bölge halkı yaşadığı yeri daha güzel yapmaya çalıştı. Tabii ki Güzelyurt ve bölgesi kendi çabasıyla kentini daha iyi yerlere getirmenin yollarını arıyor. Güzel şeyler de yapıyorlar ama hak ettiği oranda devlet eli değmedikçe Güzelyurt’un arzu edilen yerlere gelmesi mümkün değildir.

İş lâfa geldiğinde “Güzelyurt’u Rum’a vermeyiz” diyorlar. Müzakereler başladı mı Güzelyurt da konuşulmaya başlanır ve “vermeyiz” nakaratını sıkça duyarız. “Vermeyiz” diyenlerin, “vermezse ne yapacağını” yeterince açıklamaması ve gereklerini de yapmaması büyük sorun. Vermeyenlerin o bölgeyi daha yaşanır, daha sorunsuz hale getirmesi beklenir ama bu beklenti bugüne kadar karşılığını bulmadı.

Güzelyurt’ta hep bir hayal kırıklığı hakim. Güzelyurt’a bir hastane yapılmaya başlandı ama yarım kaldı. Halbuki o hastanenin üzerine nice nutuklar atılmıştı ama görüyoruz ki hastanenin bitirilmesi için bütçeye para bile konulmadı. Hastanenin bitirilmesi için ne bütçeye kaynak konuldu ne de Türkiye’den inşaat için para aktarıldı. Hastane inşaatı “tak” diye durdu… Peki nutuk atanlar nerede? Bugün muhalefette oldukları için sorumlulukları bitiyor mu?

Bir zamanlar en verimli tarımın yapıldığı Güzelyurt, yılların ihmali ve yanlışlıkları nedeniyle en sorunlu bölgeye dönüştü. Güzelyurt’ta tuzlanma, su kuyularının kuruması ve Türkiye’den gelen suyun tarıma verilmemesi nedeniyle birçok bahçe kurudu. Tuzlu suyla bahçesini sulamak zorunda kalan üretici, kaliteli ürün çıkaramadığı için pazar da bulamıyor. Halbuki Güzelyurt halkını memnun etmek ve göçünü engellemek için en önemli motive iyi üretim yapmasından geçiyordu ama onu da bitirdik. Bu konuda defalarca uyarı yapıldı ama hükümet edenler tarım alanındaki tehlikeyi göremedi, ya da görüp de tedbir almadı.

“Su, su, su” diye bölge halkının dilinde tüy bitti ama kimseye dertlerini anlatamadılar. Türkiye’den gelen suyun Güzelyurt’a ulaşması, en iyimser tahminle 2020’yi bulacak. Peki 2020’ye kadar hangi üretici dayanacak?

Güzelyurt Geliştirme ve Kalkındırma Derneği Başkanı Reşat Kansoy, geçtiğimiz günlerde ilçenin en önemli sorununun göç olduğunu belirterek, yeni hükümetin bu soruna ivedilikle çözüm bulmasını istedi. Gençlerin doğdukları yerde barınma hakkı olduğunu söyleyen Reşat Kansoy, gençlere yönelik iş alanları açılmasını ve sosyal konut inşa edilmesini önerdi.

Görüldüğü üzere Güzelyurt için yapılacak çok iş var, yeter ki niyet olsun, bunun için projeler hazırlansın ve işe başlansın. Yeni hükümetle ilgili sözlerimiz çok klişe olacak, hep aynı şeyi söylüyoruz ama tekrar edelim; yeni hükümetin Güzelyurt’u da gündemine alması gerekiyor. “Gündemine almak” da öyle ajandaya yazmakla değil, ciddi projelerle gündeme alması gerekmektedir.

 

YORUM EKLE