Yine yağmur suyuna teslim olurken

Ülkemiz dün yine suya gömüldü…

Geçmişte televizyonlarda, gazetelerde ya da internet ortamında, başka ülkelerde gördüğümüz görüntüler artık ülkemizde de var.

Ulaşımı aksatan, suların bastığı yollar…

Suların sürüklediği otomobiller…

Suların bastığı evler…

Mahsur kalan insanlar…

Telef olan hayvanlar…

Hatta birkaç ay önce 4 de gencimiz hayatını kaybetmişti sel suları nedeniyle…

Bir gün bunların bizde de olacağı aklımıza gelir miydi?

Aklımıza gelmeliydi, tedbirli olmalıydık ama olmadı ve bu felaketleri yaşıyoruz işte.

Aklımıza gelmeyen başımıza geldi…

Çok kötü şeyler oldu, halen de oluyor…

Ülkemizin hep kurak geçeceğini sandık, halbuki küresel ısınma nedeniyle, tüm dünyadaki iklimsel farklılıkları dikkate almalıydık.

Aslında küresel ısınmayı dikkate almasak bile, doğaya, doğanın dengesini ellemesek, onu katletmesek, dereleri, tepeleri, yok etmesek, her tarafı hesapsız kitapsız bina doldurmasak, belki bu kadar mağdur olmayacaktık.

Kabul etmeliyiz ki tedbirsiziz…

Tabii ki son yağmurların aşırı ve olağanüstü olduğunu kabul ediyoruz.

Dünyanın en çağdaş ülkelerinde de zaman zaman ağırı yağışlar, mağduriyet yaşatıyor.

Bazen ne kadar tedbirli olunursa olunsun, hiçbir şey felaketlerin önünde duramaz.

Bunu biliyoruz, bunu dikkate almıyor değiliz.

Önceki geceden itibaren başlayıp, dün bütün gün aralıksız yağan yağmurların mağduriyet yaşatmaması imkansızdı zaten.

Öyle de oldu… Tam “kışı geride bıraktık” derken, aşırı yağmurlarla kıştan beter olduk.

Yaşadıklarımız normal şeyler değil.

Aşırı yağmurlar bizi perişan etti, zarar çok büyük…

Evet, iki günden beridir yağan yağmurlar yine zarara yol açacaktı, yine o sulara karşı koymak kolay olmayacaktı.

Ancak tedbirli olsaydık, her şeyi kuralına göre yapsaydık, doğanın dengesini bozmasaydık, bu şiddetli yağışları daha az zararla atlatabilirdik.

Gerçekçi olun ve geriye doğru bir bakın, çok daha az yağan yağmurlarla bile perişan olmuyor muyuz?

Onlardan ders alıp da bu kadar umursamaz olmasaydık, perişanlığımız bu kadar artmazdı.

Maalesef geçmişten ders almıyoruz, yaşadıklarımız bizi tedbir almaya yöneltmiyor.

Yaşadığımızı yaşıyor, sonra da unutuyoruz, ta ki yenilerini yaşayana kadar.

Şimdi yine bir felaket yaşadık, umarız bundan ders alırız.

Evlerimizi, işyerlerimizi, yollarımızı, köprülerimizi, umarız bundan sonra doğanın gücünü ve intikamını dikkate alarak yaparız.

Her tarafı sular bastıktan sonra yetkililerin yoğun çalışmaları, insanları kurtarmak, mağduriyetten kurtarmak için yaptıklarını tabii ki takdir ediyoruz.

Ekipler, her tarafa yetişmeye çalışıyor ama önemli olan bu mağduriyetler yaşanmadan tedbir alabilmektir.

Eğer ciddi tedbirler alırsak, bu kadar mağduriyet yaşamayız.

Her tarafı sular bastıktan ve büyük mağduriyetler yaşandıktan sonra alınan aslında çok da tedbir değil, yara sarmaktır.

Yaralanmayalım ki yaralarımızı saracak birine de ihtiyacımız olmasın.

YORUM EKLE