YÖDAK üzerinde iktidar savaşı

Eğitim Bakanlığı ile YÖDAK arasındaki krizin kamuoyundaki yansıyanlardan çok daha derin olduğu dünkü Meclis oturumunda Milli Eğitim ve Kültür Bakan Nazım Çavuşoğlu’nun konuşmalarında net olarak görüldü.

Hatta görüş ayrılıkları ve zıtlaşma o kadar ileri gitti ki; YÖDAK üyelerinin görev süreleri bitmeden onları atayanlar tarafından görevden alınmasının yolunu açacak yasa değişikliğini de seslendirdi.

Bu sütunda YÖDAK ve üyeleri çok tartışıldı ve tartışılmaya devam edecek.

Bakanın dünkü açıklamaları üzerine görüş ve endişelerimi paylaşmak isterim.

YÖDAK üyelerinin yığınla yarattığı sorunlar, dedikoduya dayalı spekülatif gerginlikler yarattığı ortadadır. Bunu biz de yazıyoruz, bakan da söylüyor, hatta Cumhurbaşkanı bile savaşı yatıştırmak için müdahil olmuştur. .

Bakan Çavuşoğlu bunları daha çok deneyimledi ki tepkisi isyan niteliğindeydi. Haklı olarak.

Ancak bu süreç bakanlığın YÖDAK’ın yerine alma gerişimi olarak gelişmez inşallah.

Çavuşoğlu’nun YÖDAK üyelerine, “sadece kendileri için çırpınanlar” dahil getirdiği tüm eleştirilerine katılıyorum. Konuyu yakından takip eden biri olarak söylediklerini son altı ayda etkin bir şekilde görebiliyorum.

YÖDAK üyelerinin bazılarının görevlerini layıkıyla yapmadığı ve bireysel ajandalarının takipçisi olduklarını örnekleyecek birçok konu birikti.

YÖDAK üyelerinin görev süresi bitmeden, atanma koşulları üzerinden görevden alınabileceğiyle ilgili düşünülen yasal düzenleme, YÖDAK üyelerini en fazla eleştirenlerden biri olarak beni endişeye soktu.

Hükümet değişimleriyle YÖDAK üyelerinin de değiştirilip bu kurumun yapısının politikleştirilmesi dışında bir bakış açısı olduğunu umut ederim. Aksi, şiddetle karşı çıkacağımız bir girişim olacaktır.

Bazı YÖDAK üyelerinin yükseköğretimin gelişmesini toplumsal açıdan düşünmedikleri konusunda Çavuşoğlu’na katılıyorum. Ama bu kişiler de kurum üyeliğine gökten zembille gelmediler. Yarısı meclis süzgecinden geçerek YÖDAK üyeliklerine atandığını düşünüyorsak, bunda siyasilerin de “iyi seçim” yapmama suçları olduğunu söylemek yanlış olmaz herhalde.

Bakanlık ile YÖDAK üyeleri arasında “yetki aşımı” iddiaları dün de devam etti. Bakan haklı olarak YÖDAK’ın bazı kararlarını yetki dışı olarak değerlendirirken, kendisinin de kendi aşımını övünme şeklinde yansıttı. “DAÜ’de sorunlu olan bölümlere öğrenci alımını durdurdum” diyen Çavuşoğlu, hangi yetkiyle bunu yapmıştır anlamış değilim.

Yetki karmaşalarının şeffaflaşacağına, daha da karmaşıklaşmaya doğru gittiğini üzülerek izlerken, mevcut kriz ortamının yeni bir dönüşüm için fırsata dönüştürülmemesini de dilerim.

Tabi, gün geçtikçe YÖDAK üyelerine karşı ağırlaşan eleştirilerde genellemeden kaçmak da gerekiyor.

Çünkü kendi ajandası dışında çalışan üyeler de bulunmaktadır. O nedenle bakanın da bu konuyla ilgili önümüzdeki süreçte daha somut konuşması gerekmektedir.

Örneğin kendine “özel” tabirli yazılan mektubun ertesi günü basında gördüğünü, kendisinin kuruma gönderdiği resmi yazışmanın aynı gün basına verildiği, hatta basında yer alan analizlerin bile bazı YÖDAK üyeleri tarafından kaleme alındığı iddialarında bulunan Çavuşoğlu, bunları yapanın kim olduğunu bildiğini ama isim söyleyeceği şeklindeki ifadesi de doğru değildir.

Bence bu noktada yapılacak, yükseköğretimin önüne takoz koyan her kimse onlarla ilgili tepkileri gerekçeleri ortaya koyarak artırmalı.

Böylelikle somut altı dolu şekilde ortaya konulacak iddialar sonrası zaten kimse yerinde duramaz. Yasaya ihtiyaç duymadan da bu yapılabilir ve kurumun bağımsız ve demokratik konumu da korunmuş olur.

YORUM EKLE

banner96