Yolsuzluk tefrikası

Devlet dairelerinde, kurum, kuruluşlarında bir hayli yolsuzluk dosyası ortaya çıkıyor...

Yolsuzluk dosyalarının ardı arkası kesilmiyor.

Yetiştiren devleti çarpıyor.

Hani bir söz vardır ya; “Devlet malı deniz, yemeyin domuz (kimisi de keriz der)”, tam o hesap.

Yiyen yiyene, vuran vurana...

Yemeyen enayi…

Gerçekten üzüntü verici…

Hep böyle miydi, geçmişte de yapılıyordu da ortaya mı çıkmıyordu?

Şimdi daha itinalı davranılıyor da mı kişiler yakalanıyor?

Neden böyle oluyor? Neden sürekli yolsuzluklara tanık oluyoruz?

Neden olmasın ki?

Bu kadar denetimsizliğin, boş vermişliğin, umursamazlığın, ilgisizliğin olduğu yerde mutlaka istismarcılar da çıkar.

Yolsuzluk yapanlar zaten yakalansa da onlara bir şey olmuyor, serbest kalıyorlar, tekrar işe başlıyorlar, davaları yıllar sonra görülüyor.

Çaldıkları, yedikleri de yanlarına kalıyor.

Adaletin yerine gelmediğini görenler; “ben de yapayım, ne olacak?” diyor.

Yapıyor da... Kişiler hem kendisi yiyor, hem çevresine yediriyor.

Devletin paralarını babasının malıymış gibi harcıyorlar.

Acımasızca, hoyratça...

Nasıl olsa hesap soran yok, bakan yok, denetleyen yok.

Dediğimiz gibi bu işleri yapanlar ya yakalanmayacağını sanıyor ya da yakalansa da bir şey olmayacağını düşünüyor.

Kişileri bazı önemli görevlere iş yapsın diye getiriyorlar.

İnsanları bazı yönetim kurullarına, bazı önemli yönetici makamlara getiriyorlar, adam sanıyor ki orada artık tanrı.

Paralar, olanaklar elinde, istediği gibi harcayacak, istediğine verecek.

“Aslında iyi niyetli yaptık” da diyebilirler.

Olmaz, ihaleye çıkmak gerekirse çıkacaksın, teklif alman gerekirse alacaksın, yönetim kurulu kararı gerektiriyorsa karar çıkartacaksın.

Yok öyle keyfi dünya.

Seni oraya iş yapasın diye getiriyorlar, devletin kaynaklarını harcayasın diye değil.

Üç gündür manşetimizi yolsuzluklara ayırıyoruz, 30’a yakın yolsuzluk iddiasından söz ettik sizlere.

Zorlasak birkaç gün daha yolsuzlukları manşet yapabiliriz.

Poliste, savcılıkta dosyaların beklememesini, davaların erken görüşülmesini, cezaların erken verilmesini, adaletin erken tecelli etmesini bunun için istiyoruz.

Caydırıcı olsun diye, yolsuzluk yapmayı kafaya takanlar, bu düşüncesinden vazgeçsin diye.

Haberleri okuyup, “Vay be nasıl yaptı?” deyip, iç de çekmiyor artık vatandaşlar, kanıksamış herkes, gülerek anlatıyorlar, normalleşmiş sanki yolsuzluk, vurgun…

Yok, alışmayalım, bu güzel bir şey değil ki alışalım.

Tedbirlerimizi alalım, caydırıcı cezalar olsun, adalet erken yerini bulsun ve bu çürüme dursun.

Gidişatımız hiç de iyi değil çünkü...

 

YORUM EKLE