Yöneticilik ve torpil, kayırma konusu

İyi bir yönetici, o işe en yeterli, en uygun, yani en layık kişidir. Elbette, bilgili, donanımlı, liyakatlı da olmalıdır. Ama, bunun yanında, dürüstlük, adalet, vicdan, empati yeteneği gibi hasletlere de haiz olmalıdır.

Bu tür özelliklere sahip yöneticilerin bulunduğu ülkelerde verimlilik artmakta, sosyal adalet sağlanmakta, kamu vicdanı rahatlamakta ve vatandaş memnuniyeti yükselmektedir.

Özellikle kamu yönetiminde, yukarıda saydığım özelliklere sahip olmayan yöneticiler, siyasetin baskısından kurtulamamakta, vatandaşa şeffaf, tarafsız ve hak ettiği şekilde hizmet verememektedir.

Siyasi kollama ve yakınların kayırılmasına yönelik yapılan işler ve icraatlar, vatandaşlar arasındaki fırsat eşitliğine zarar vermekte, adalet duygusunu zedelemekte, halkın devlete olan güvenini sarsmakta ve özellikle gençlerin ülkeden göç etmesine neden olmaktadır.

Sadece eş, dost, akraba ve siyasi yakınlığı olan kişilere yönelik icraatların olduğu ülkelerde, ekonomik ve sosyal ilerleme ve kalkınma da bir türlü istenilen düzeyde gerçekleşmemektedir.

Bizim ülkemiz, özellikle kamu yönetiminde, maalesef bu konularda sınıfta kalmaktadır. Bizde de, çoğunlukla, işin ehli, uzmanı olmayan yöneticiler görevlere getirilmektedir. Son dönemde bunları daha sık görmekteyiz.

Sırf siyasi nedenlerden dolayı, yapılacak görevle ilgili eğitim ve tecrübesi olmayan kişiler, hiç çekinmeden bu görevlere atanmaktadır. Yani, kısaca işe göre adam değil, adama göre iş verilmektedir. Bunun acısını da, iyi hizmet almak isteyen hem özel sektör, hem de vatandaşlar çekmektedir.

Şimdi sizlere, istediğimiz ve özlediğimiz örnek devlet adamı, yönetici profilini yansıtan yaşanmış, gerçek bir hikayeyi aktarmak istiyorum.

  1943 yılında, liseyi birlikte okuyan iki yakın arkadaş, liseden mezun olduktan sonra dönemin Milli Eğitim Bakanı’na gidip, bakanın elini öptükten sonra otururlar ve anlatmaya başlarlar.

“Okulumuzu her ikimiz de başarı ile bitirdik. Eğer siz de uygun görürseniz, bakanlığın bursundan yararlanıp, yurt dışına okumaya gitmek istiyoruz derler.”

Parlak notlarla okullarını bitiren gençleri dinleyen bakan, “Bakın evlatlarım, ben sizler gibi başarılı öğrencilerin yurt dışında öğrenim görmesini her zaman desteklerim. Ancak, sizleri gönderirsem, dedikodu olur. 'Oğluna ve yakın arkadaşına torpil yaptı' derler. Bu yüzden sizleri gönderemem” der. Bakanın oğlu ve arkadaşı, duyduklarına oldukça üzülürler. Söz konusu Milli Eğitim Bakanı, Türkiye’de çok önemli bir eğitim projesi olan Köy Ensitülerinin de kurucusu olan Hasan Ali Yücel'di, dedikodu olur endişesiyle yurtdışına göndermediği oğlu, daha sonra ünlü bir şair olan Can Yücel'di. Arkadaşı ise, daha sonra dünyanın en ünlü beyin cerrahlarından biri olan Prof. Dr. Gazi Yaşargil idi. Her ikisi de, eğitimlerinin, ailelerinin imkanlarıyla yurt dışına gidip, tamamladılar.

Hikaye işte böyle. Başka versiyonları da var ama, yaşayanların teyit ettiği hikaye bu. Duygulanmamak elde değil. İşte bize de böyle yöneticiler lazım. Başarılı olsalar dahi, sırf bakan, oğluna ve arkadaşına torpil yaptı, iltimas geçti denmesinden rahatsız olan yöneticilerin yönettiği bir ülkede, torpilden, adaletsizlikten bahsedilmez diye düşünüyorum.

Ülkemizde maalesef, ya eğitimleri o makama uygun olmamış ya da hizmet vermede gerekli yöneticilik vasfı, yeteneği ve bilgi birikimleri oluşmamış bazı kişiler, süreç içinde devletin çeşitli kademelerinde ve bürokraside görev yapmışlardır. Şu anda görev yapan bazı kişiler de bulunmaktadır. O göreve liyakatla gelmemiş, oturduğu koltuğu doldurmayan sadece siyasi tercihlerden dolayı getirilmişlerdir.

Ülkemize iyilik yapmak istiyorsak, hem siyaset kurumunda, hem de kamu yönetimi ve bürokraside makam ve mevkilere eğitimli, o işle ilgili bilgi ve donanıma sahip, deneyimli, yönetici vasıflarına haiz kişileri atamalıyız.

Aksi halde, her şeyi ben bilirim, benim yaptığım doğrudur düşüncesine kapılınırsa, hem kurumlar verimsiz olacak, motivasyon düşecek ve sonuçta halk iyi hizmet alamayacaktır. Buna bağlı olarak, memnuniyetsizlik, huzursuzluk baş gösterecek ve ülkedeki en büyük sorunlardan biri olan, bürokrasiye ve siyasete güvensizlik artarak devam edecektir.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104