Yorulduk

   Eylül ayı neden hüzünlüdür?
   Sonbaharı getirdiği için mi, insan duygusallaşır.
   Ruh halimiz çok mu kötümser?
   Her konuyu olumsuz ve kötü tarafıyla görmek, ele almak, her yapılanın altında bir şüphe aramak, bunlar normal mi?
   Sanırım bu durumun kökeninde yatan esas mesele, kaygı ve güvensizlik.
   Toplumsal yaşamımızda, hayal kırıklıkları o kadar çok ki, güven duygusunun erozyona uğraması gayet doğal.
   Ve yorulduk artık, bıktık. 
   Gelinen yer, dön dolaş aynı.
   Oysa, hayatı, zamanı, hüznü, mutluluğu katıksız yaşamak, hakkımızdır.
   Normal olmayan durumları, normalleştirmeye çalışmaktan başka herhangi bir çaba yok.
   Suni gündemler, saçma konular, gerçekten yordu.
   Bir milletvekilinin, Bakanın, herhangi bir siyasetçinin, sıradan vatandaştan hiçbir ayrıcalığı yoktur. 
   Aylardır, bilinmeyen, görünmeyen bir tehlikeye karşı mücadele veriliyor. 
   Bu mücadelede sağlıkçılar, üstelik doğdukları yer neresi olursa olsun fark etmeksizin, en ön saflarda yer alıyorlar. 
   Tüm bunlar yanında, hükümetin yetersiz, ciddiyetsiz kararları ile bu insanlar ağır bedeller ödüyor. 
   Sağlık sistemine ağırlık, yığılma arttıkça, eksiklikler, hatalar, yanlışlar da haliyle artıyor.   Sağlıkçılar, resmen eziliyor, motivasyonunu, moralini, çalışma, hatta yaşama şevkini kaybediyor.
   Bakıyorsunuz ve görüyorsunuz, insanlar mutsuz, yorgun bitkin. 
   Bu insanlara, siyaset uğruna haksızlık yapılıyor. 
   Sorumlulukla, olgunlukla, bütünleyerek, birleştirerek, onlarca insanın yaşadığı sorunlar dikkat çekmek yerine, olaylar kişiselleştiriyor, ayırımcılığa getiriliyor, bambaşka yerlere çekiliyor.
   Ve bunun adı siyaset oluyor, siyaset sadece seçim sandığından çıkmak mı?
   Siyaset yaptığın, yönetmeye talip olduğun devletin kurumlarına güvenmemek, yıpratmak, ırkçılıkla suçlamak, siyasi bir görüş olabilir mi?
   Bu ülkede, siyasi görüş ayrılıklarında bile sınırlar hoşgörü ile çizilmiştir.
   Başka coğrafyalardan ithal siyasi bölünmeler burada tutmaz. 
   Çok yazık, bu dönemlerde yaşananlar kadarını yaşamadı, hak etmedi bu toplum. 
   Bu topluma karşı bu önyargı ve genelleme son derece yanlış. 
   Polisle, başka vekillerle, sağlıkçılarla, hep aynı polemik. 
   Bir yerde bir yanlış var, ama nerede, herkes bir baksın, kendi yaptıklarıyla, yaşananları karşılaştırsın. 
   Hiçbir milletvekili ayrıcalıklı değildir. 
   Bu ülkenin tüm sorunlarından da sorumludur. 
   Ayrıcalıklı olmak için değil, ayrıcalıkları ortadan kaldırmak için bu halk sizleri seçti. 
   Geldiğimiz noktaya bakın, bir kısır çekişmelerimiz eksikti. 
   En temel beklentiler, sağlık, eğitim, barınma, iş, elektrik, su, bunların hangisi var bu ülkede, hangisi tam olarak karşılanıyor.
   Günlük dedikodu, düzenin devamı, ne suya ne sabuna, siyaset gerçek işine odaklansın. 
   Şunun da altını çizeyim, kim olursa olsun, herhangi bir söylem ve açıklamaya karşı küfür, nefret, şiddet içeren hiçbir yaklaşıma da zerre saygım yoktur.
   Daha önce de yazdım, bu kadar kin ve öfke, ne ara birikti.
   Yapmayın, her konuyu, ırkçılıkla, doğum yeriyle, mağduriyetle bağlamayın, bununla siyaset yapmayın.
   Bu polemikler sürüyor, ancak sorunlar da büyüyor.
   Çare arıyoruz, çare bulmalıyız.
   Empati ve sağduyu, söyleyecek başka bir şey yok.  

YORUM EKLE

banner75