Yüzüp de kuyruğa gelmişken pes etmek yok!

Herkes kararı bekliyordu. Sağlık Üst Kurulu karar verdi, hükümet de onaylayıp açıkladı. Demek ki, bir hafta daha kapanmak gerekirmiş! “Şu kapanma da bitsin artık” diye dua edenlerin, aklından neler geçirdiklerini bir bilseniz… Ya kapanmadan zevk alanlar, ‘nasıl olsa devlet ödeyecek’ diyenler az mı? Kim ne düşünürse düşünsün, açılma ve kapanmayı bir yerde ayarlayan aslında Koronavirüs’ün seyridir. Koronavirüs (Covid-19) görünmez ise de terazideki ağırlığı büyüktür. Terazinin kefesine bir dokundu mu, insan feleğini şaşırır, tedbirlerini daha da sıklaştırır. Dokunmadı mı da, terazinin kefesi insandan yana ağırlaşır, ‘oh be, dünya varmış’ sesleri çınlamaya başlar.

Dünya ile birlikte aynı süreçten geçiyoruz. Küresel virüs şaka kaldırmaz! Her fırsatı kollar. Her ne kadar çoğu insanın psikolojisi bozulmaktaysa da, düze çıkabilmenin tek yolu da evde kalmaktır. Kahve sohbetlerinden, misafirlikten kaçınmak, kurallara uymak gerek. Vakalarda düşüş de olduğuna göre, bir hafta daha dişimizi sıkalım, kesinlikle rehavete kapılmayalım. Gevşeklik olduğu takdirde, bunca özveri boşa gitmiş sayılır. Bu nedenle sakın ola gevşemeyelim.

Hani, bazen birbiri ardına yapılan okkalı zamlar karşısında ‘kemerde sıkacak başka delik kalmadı’ deriz ya, şimdiki süreyi de ‘son şans’ diye addetmemiz ve fire vermememiz gerek. Fire verdiğimiz takdirde ‘sil baştan’ olur ki, buna kimsenin tahammülü kalmaz. Çünkü bir bunalım söz konusudur ve çoğu insan tepeden tırnağa stres yüklüdür. İnsanlar böyle zamanlarda istemediği halde kırıcı olmakta, ufak bir tartışma, ya da münakaşadan sonra, arzu edilmeyen, beklenmedik tepkiler göstermektedirler. Kapalı kalmanın etkileridir bunlar.

Hiç belli olmaz, belki de son kulvardayız, o nedenle nefesimizi tutup koşuyu bitirmemiz lazım. Bunca yol kat edildiğine göre, yüzüp de kuyruğuna gelmişken pes etmek yok! Farkındayız, çarklar durmuştur, dönmüyor, ya da ‘Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın’ kabilinden zorla ve de gıcırdayarak dönüyor. Sonunda aydınlık varsa, tünelin ucunda ışık görülüyorsa, varsın bir hafta daha aynı şekilde dönsün. Toplumsal kazanım için toplumsal seferberlik gerekir. Bu süreçte maddi durumu iyi olan da var, olmayan da! Özellikle gün çalışıp gün yiyenlerin vay haline! İnanın, evine ekmek alamayan, ekmek götüremeyen aileler var. Bu gibilerin desteklenmesi, çoluk çocuklarının boğazlarına bir kaşık sıcak çorba gitmesi gerekmez mi?

Bizim makinist Levent Usta, geçen gün tanık olduğu bir acı olayı anlatırken çok duygulandığını söylemişti. 5-6 yaşlarındaki iki çocuktan biri gidiyor, biri geliyor annesine. “Anne, bize yemek koymayacak mısın?” diye soruyorlar. Anaları da çaresiz, babaları da! Çünkü elde avuçta yok, ne yapabilirler? Levent Usta durumu fark ediyor ve sırf çocukların doyması, yüzlerinin gülmesi için çıkarıp cebinden bir miktar para veriyor. Karı-koca ve çocukları sanki de dünyaya yeniden doğmuş gibi oluyorlar.

Nitekim muhabirlerimizden Eniz Orakçıoğlu da geçen gün bazı muhtarlarla yaptığı görüşmede, onlar da normal zamanda bile zar-zor geçinen, işsiz kalan, gün kazanıp gün yiyen kişilerin bu süreçte geçim sıkıntısı yaşadıklarına dikkat çekmiş, muhtarlar, kendilerine ‘ne yiyeceğiz?’ diye başvuran ihtiyaçlılar olduğunu belirtmişti.

Çarkların durduğu, kepenklerin indirildiği, çok kişinin elinde avucunda kalmadığı bu süreçte tutunabilmek, hayatı idame ettirebilmek kolay değildir. Onun için herkes kendine ve etrafındakilere çok dikkat ederek, bu belalı süreci atlatabilmek için omuz vermeli, elini taşın altına koymalıdır. Hep birlikte ve disiplinli bir şekilde yolumuza devam etmekten başka bir seçeneğimiz olmadığına göre, her ne şekilde olursa olsun, bu darboğazı aşmak zorundayız.

 ***

Cihangir’li Mustafa Londra’da defnedildi

Aslen Cihangir (Abohor) köyünden olup, uzun yıllardan beri Londra’da ikamet eden, çevresinde sevilen, iyi insan Mustafa İbrahim, önceki gün Londra’da son yolculuğuna uğurlandı. Sevgili eşi Sümer hanım, kızı ve damadı Işın ve Mustafa, oğulları ve gelinleri Özer-Rengin, Özbay-Karen, Özbil-Roma, ayrıca torun ve torun çocukları, acılarının büyük olduğunu ifade ederek, tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurdular, ‘Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun’ dediler.

 

YORUM EKLE

banner111

banner75