Zam yağmuru halkı ve sektörleri perişan ediyor

Ekonomideki sorunlar günden güne çoğalıyor. Ülkede, işsizlik, iflaslar artıyor, fakirleşme büyüyor, dar gelirlilerin satın alma gücü günden güne düşüyor.
Bütün bunlar yetmezmiş gibi, bir de döviz kurları yine artmaya başladı. Döviz yükselişleri ile birlikte, pahalılığın da artması insanların yaşamını, tüketimini doğrudan etkiliyor. İnsanlar kazandıkları ile ancak karınlarını doyurup sadece sabit giderlerini karşılamaya çalışıyorlar.
Özel sektörde çalışanların durumu ise, daha da kötü. Maaşları azaldı, işsiz kaldılar veya işyerlerini kapatmak zorunda kaldılar. İşletmelerin içinde bulunduğu sorunları, aşağıda bahsedeceğim bir anket, iyice gün yüzüne çıkardı.
Geçtiğimiz günlerde, Esnaf ve Zanaatkarlar Odası’nın mart ayı içinde yaptırdığı, Pandemi sürecinin işletmeler üzerindeki etkilerini araştıran bir anketi yayınlandı. Bu anketin ana hatlarına göre, pandemi sürecinde işletmeler, çalışan sayılarını yüzde 38 azalttı. En fazla personel çıkaran işletmeler, konaklama, restoranlar, inşaat, imalat, kültür, sanat ve eğlence sektörü oldu.
Pandemi başından beri, işletmelerin yüzde 99’nun ciroları düştü. İşletmelerin yüzde 15’i şube veya bölümünü kapatarak küçülme yoluna gitti. İşletmeler, bu dönemde ayakta kalmak için, mesai saatlerini azaltma, ücretsiz izne çıkarma, maaşları azaltma gibi yöntemleri kullanıyor.
Öte yandan, Pandemiden bu yana aktif sigortalı sayısı 115 bin civarından, 80 binlere geriledi. 5 bin işletme kapandı. Alınan pandemi kredilerinin ödeme zamanı geldi. Esnaf ve küçük işletmeler borçlarını ödeyemiyor ve faiz yükü de artıyor.
Bu tespitler ortada iken, Hükümetin, dar gelirlerinin satın alma gücünü korumak için özellikle temel gıda, temizlik ve sağlık malzemelerinde vergileri düşürmesi veya sıfırlaması büyük önem taşımaktadır. Fakat, Hükümet, artan döviz kurları karşısında, ülkede oluşacak aşırı pahalılığı önlemesi gerektiği halde, maalesef bu konuda henüz tedbirler almadı.
1 Ocak 2020’den günümüze kadar, Türk Lirası’nın döviz karşısındaki değer kaybı yüzde 50’nin üzerinde seyrediyor. Vatandaşların döviz artışı ve pahalılık karşısında satın alma gücü günden güne düşerken, yapılan zamlar da halkın belini iyice büktü.
Ülkede, başta et, yağ, bakliyat ve ilaç olmak üzere, hemen hemen her şey zamlanmışken, Özellikle, akaryakıt ürünlerinin 3 hafta içinde 2 kez fiyatlarının artırılarak, 70 kuruştan fazla zam yapılması, hem vatandaşların hem de işletmelerin maliyetlerini artırdı. Bunun yanında, yem ürünlerine ve tüp gaza da zam yapılması üreticilerin ve halkın bütçesini de olumsuz etkiledi.
Öte yandan, piyasada düzenli olarak para harcayan Kamu’ da çalışan, emekli olan ve sigorta emeklilerinin 1 Mart- 30 Haziran arasındaki 4 aylık dönemde oluşacak hayat pahalılığının hiç verilmeyecek olması da, on binlerce kamu çalışanı ve emeklisi ile, yaklaşık 45 bin sigorta emeklisinin de mahrum edecektir.
Bu bağlamda, 2021 yılında da yıl sonuna kadar, bu yılın ilk 2 aylık enflasyon oranı olan sadece yüzde 0.46,  kamu çalışanlarına ve tüm emeklilerin maaşlarına yansıtılacaktır. Böylece, on binlerce kişinin, özel sektörde harcayacağı daha fazla kaynağın, piyasaya düşmemesine yol açacaktır.
Hükümet, protokol şartlarına uymadığı için mi? Yoksa başka sebepler mi var bilemiyoruz ama, düzenli kaynak akışı olmadığı için, yüksek faizle borçlanmaya devam ediyor. Bu ay yapılan, 200 milyon TL borçlanma karşılığında, yaklaşık 40 milyon TL borç yükü altına girildi.
Geçtiğimiz aylarda yapılan borçlanmalar ile de, Maliye ‘ye yine faiz yükü getirilmişti. Halbuki, geçtiğimiz yıl içinde faizler düşük olduğu zaman, borçlanılsa, bu büyüklükte faiz ödenmemiş olacaktı.
Her nedense, tasarruf yapılacağında, ilk önce devlet harcamalarından başlanılarak, topluma örnek olunması gerekirken, öncelikle maaşından başka geliri olmayan çalışanlardan, tasarruf ve fedakarlık beklenmektedir.
Devletin gelirleri azaldığı halde, Bürokrat atamaları devam etmekte ve bütçenin üzerine yeni yükler getirilmektedir. Sağlık ve polis dışındaki ek mesailer konusunda yeterli tedbir alınamamakta, resmi hizmet araçları ve makamlar için harcamalarda tasarrufa gidilmemektedir.
Bütün bu savurganlıkların olduğu bir ortamda, şubat ayından sonraki 4 aylık hayat pahalılığı ödeneğinin iptal edilmesi bardağı taşırmış durumdadır. Şu anda açıklanan mart, nisan ayları hayat pahalılığı oranı yüzde 3.38’dir.
Dövizin artması ve zamların başlaması ile birlikte bu oranın, haziran sonunda 2 katına çıkabilme olasılığı mevcuttur. Böylesi bir durumda çalışanlar ve emekliler döviz artışı ve hayat pahalılığı karşısında satın alma güçlerini koruyamayacaklardır.
Yaşanan ekonomik sıkıntılardan dolayı, başta hayvancılar olmak üzere, müttehitler, öğrenci yurdu sahipleri, kamu araçları işletmecileri, taksiciler, esnaf, seyahat acenteleri sorunlarına çözüm bulunmadığı için, sokakta eylem yapmaktadırlar.
Netice itibarıyla, artan döviz kurları ile birlikte, yapılan zamlar halkımızı günden güne fakirleştirmektedir. Temel ihtiyaçlarını karşılamak için, insanlarımız marketlere gitmeye korkmaktadırlar.
Hükümet, satın alma gücünün bu kadar eridiği bu dönemde, maaşları hayat pahalılığı karşısında bir nebze olsun koruyan hayat pahalılığı ödeneğini, dört ay süreyle durdurmayı öngören yasayı, Meclis’ten geçirmekten vazgeçmeli, yapılan zam kararlarını gözden geçirmeli ve eylem yapan sektörlerin sorunlarına çare bulmalıdır. Hükümet olmanın gereği de budur.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104