Zamlar devam ediyor, esas pahalılık ise elektrik zammından sonra yaşanacak

Geçtiğimiz yılın (2021) ilk 6 ayındaki enflasyon oranı yüzde 8.83 iken, bu yıl yalnızca ocak ayındaki enflasyon oranının yüzde 5.48 olduğuna dikkatinizi çekerim. Yıllık enflasyon ise (Geçen yıl ocak ayından bu yılki ocak ayına) yüzde 53.36’ya yükseldi.

Bazı ürünlerde yıllık fiyat artışlarına bakacak olursak, akıllı cep telefonunda yüzde 129.50, Euro dizelde yüzde 114.29, LPG ev tüpünde yüzde 104.05, kurşunsuz 95 oktan benzinde yüzde 103.68, ekmekte ise yüzde 94.32, artış dikkat çekiyor. Bunlar dışında da, yemek yağı, hellim, tavuk gibi birçok temel ürünün de fiyatları ikiye katlanmış durumdadır.

Halihazırda, ülkedeki meyve ve sebze fiyatlarında da önemli artış yaşanmaktadır. Bunun en önemli nedenleri, kötü hava koşulları, tarımda kullanılan mazot, gübre, ilaç fiyatlarının oldukça yüksek oranlarda zam görmesi ve birçok ürünün de yurt dışından ülkeye gelmesidir.

Ayrıca, unlu gıdalar ve bakliyat fiyatlarında da, ülkeye yurt dışından ithal edildiği için, döviz bazında yaşanan artışlardan dolayı, bu ürünlerde de, oldukça yüksek fiyatlar görülmektedir.

Bir başka önemli konu da, Dünya’da Pandemi’den dolayı gemi taşımacılığında ve konteyner fiyatlarında yaşanan artışlardan dolayı, ülkemize yurt dışından gelen malların maliyetlerinde de, önemli yükselişler görülmektedir.

Yaşanan akaryakıt, gaz ve diğer zamların etkilerinin yansıması ile, enflasyonun nisan-mayıs aylarına kadar yüksek seyredeceğini düşünüyorum. Ondan sonraki süreç, kur ve enerji fiyatları değişimlerine göre yine şekillenecektir.

Kurlarda düşüş görülmez, petrol ile gaz fiyatları yükselmeye devam ederse ve buna yüksek elektrik zamları da eklenirse, bu yıl, geçtiğimiz yılın enflasyon oranının (yüzde 46.09) oldukça üstünde, son 20 yılın en yüksek enflasyon oranıyla yıl sonunda karşılaşabiliriz.

Şu anda piyasada birçok hizmet ve ürün,  eski maliyet fiyatları üzerinden hesaplanmakta olup,
stokların erimesi,  zamların devam etmesiyle ve fiyatlara yansımasının başlamasıyla, enflasyon artışı ve pahalılık önümüzdeki dönemde mal ve hizmet fiyatlarına katmerli bir şekilde yansımaya devam edecektir..

Madalyonun öbür yüzüne de bakacak olursak, kurlarda beklenen düşüş yaşanmamış, Türkiye’de kur korumalı mevduat sistemi de, kurlarda beklenen düşüş etkisini yaratmamıştır. Türkiye’de politika faizleri yüzde 14 düzeylerinde iken, kredi faizleri yüzde 30’ u aşmış, mevduat faizleri de yüzde 20 düzeylerine ulaşmış durumdadır. Kurların önümüzdeki dönemdeki seyri ve faiz oranları, KKTC ekonomisini de büyük oranda etkileyecektir.

Öte yandan, hükümet kurulduktan sonra, elektrik fiyatlarında çok yüksek bir zam beklenmektedir. Zira, son 3 yıldır elektriğe zam yapılmamıştır. 0.98 kuruşa satılan elektriğin, mal oluş fiyatı yaklaşık 2.5 TL’dir. Maalesef elektrik kurumu, bile bile 3 yıldır zarara sokulmakta, hiçbir yatırım ve bakım yapılmamakta, ülkede devamlı elektrik kesintileri ve tüp gazda da devamlı kıtlık yaşanmaktadır.

Alınan bilgilere göre, elektrik fiyatlarına ilk etapta yüzde 50’nin üzerinde zam geleceği beklenmektedir. Yıl içinde bu artış yüzde 100’ü bile geçebilir. Elektrik fiyatlarındaki yüksek artış, kademeli şekilde ülkedeki tüm mal ve hizmetlerin fiyatlarına da yansıyacak ve zam furyası patlayacaktır. Bu da, enflasyonu fırlatacaktır.

Pahalılık ve zamlardan bahsetmişken, 1 yıllık gıda ve alkolsüz içecekler grubundaki toplam enflasyonunda, yüzde 66’ya ulaştığını ifade etmek istiyorum. Bu durum, tüm gıda ve alkolsüz içecek ürünlerinin fiyatının oldukça arttığını da tescil etmektedir.

Dünyadaki petrol fiyatları da artış trendindedir. Brent petrolün fiyatı 90 doların üstüne çıkmıştır. Dünyada Petrol üretimindeki arz düşük seyretmekte, talep ise günden güne yükselmektedir. Bu da petrol fiyatlarını artırmaktadır.

Devletin elinde olan ve akaryakıt zamlarının vatandaşa yansımasına engel olabilecek araçlardan biri olan Fiyat İstikrar Fonunda kaynak bırakılmadığı için, gelen tüm zamlar doğrudan vatandaşa yansıtılmaktadır. FİF devre dışı kaldığı için, Uluslararası petrol piyasalarındaki fiyatlar ve kur değişimleri bize doğrudan zam olarak gelmektedir.

Bütün bu zam ve pahalılığın en önemli nedenlerinin başında da, devletin ithalatta kur sabitlemesi yapmaması, yerli üretimi desteklemek şartı ile, temel gıda, ilaç ve temizlik ürünlerinde ithalatta uygulanan katma değer vergisi, fon ve stopajın düşürülmesine yönelik yeterli adımların atılmamasıdır. Yapılacak elektrik zammının, önemli bir kısmının vatandaşa yansımaması için, Maliye Bakanlığı kendi üstüne alarak, zammın maliyetinin önemli kısmını üstlenmelidir.

Ocak ayı sonunda, Kamu çalışanlarına, emeklilerine, sigorta emeklilerine yüzde 37.26 oranında yapılan maaş artışı, Asgari ücrete de yaklaşık yüzde 40 artış gelmesine rağmen, yapılan okkalı zamlardan ve pahalılıktan sonra, kimse bu maaş artışından memnun değildir. Vatandaşların satın alma gücü, maaş artışlarına rağmen,  günden güne düşmekte ve ülkede fakirleşme artmaktadır.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104