Zeki mi? Yoksa akıllı mısınız?

   Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre;

   Zeki sözcüğü, anlama ve kavrama yeteneği olan kişi anlamına gelmektedir.

   Akıllı sözcüğü ise gerçeği iyi gören ve ona göre davranan kişi anlamındadır.

   Günlük konuşmalarımızda eş anlamlıymış gibi kullanılan bu ikisözcük arasındaaslında fark vardır.

Zeki ya da akıllı kişilerin özellikleri

   Akıllı insanlar akıllı olmakla, zeki insanlar ise zeki olmakla övünürler.

   Dahası zekâ kullanıldığı zaman anlamlıdır. Akıllı insan ise sahip olduğuzekâyı anlamlandırabilen insandır.

   Doğuştan gelen beyni kullanma yeteneği zekâdır.Zamanla gelişen zekâyı kullanma yeteneği ise akıldır.

   Zekânın en belirleyici özelliği gendir. Aklınen belirleyici özelliğiise kişinin sahip olduğu kültürdür.

   Zekâ anlama ve bilme eylemini gerçekleştirmeye çalışırken gelişen bir olgudur. Hâlbuki akıl, anlama ve bilme eylemi gerçekleştiğinde gelişir.

   Akıllı kişilerinçevresinde pek çok insan bulunur. Akıllı kişiherkes tarafından tanınır ve bilinir. Kişi bununfarkındadır.

   Zeki kişilerin çevresinde ise pek çok akıllı insan bulunur. Ancak onlarkendilerini yalnız hissederler.

   Zeki insanlar vakit geçirmek için geniş bir arkadaş çevresine ihtiyaç duymazlar.

   Zeki insanlar tek başına vakit geçirirken daha mutlu olurlar. Sosyalleşmek mutluluk vermekten ziyade onları yorar.

   Zekâ doğuştan gelir. İnsanlar arasında eşit şekilde dağıtılmamıştır. Hakka uygun değildir. Adaletsizdir.

   Akıl, kuramsal olarak herkeste eşit ölçüde bulunur. Akıl dağılımı hakka uygundur. Adaletlidir.

   Aklı kullanmanın yolu  düşünmedir.

   Düşünme eylemi, zeki insanlardan çok, akıllı insanların kullandığı bir yöntemdir.

   Ancak aklını kullananlar farklılığı belli ederek eşitliği bozarlar.

   Zeki olmak tek başına bir anlam ifade etmez, aynı zamanda akıllı olmak fark yaratır.

   Zeki insanlar mutlakabaşarılı olurlar diye bir kural yoktur.

   Ancak, başarısız insanlar arasında akıllı insan bulamak pekmümkün değildir.

   Zeki insanlar ani ve hızlı hareket ederler. Akıllı insanlar hızlı karar vermezler.

   İleride olacakları önsezileri ile tahmin etmeye çalışırlar. Sorup soruşturup detay öğrenirler. Araştırmacı ve duygusaldırlar.

   Zeki insan çevresini, akıllı insan kendini yönetir.

   Zeki insan yapamayacaklarına, akıllı insan ise yapabileceklerine odaklanır.

   Zeki insan zekâsına güvenip onu kullanmamazlık edebilir. Akıllı insan zekâsını kullanır

Dahi (savant) kişiler

   Dört ya da beş haneli iki sayıyı birkaç saniye içinde kafadan çarpmak nasıl mümkün olabilir?

   Ya da, 2029 yılı 20 Temmuz tarihinin haftanın hangi gününe denk geldiği,gözünüzü açıp kapayıncaya kadar geçecek bir süre içinde nasıl bilinebilir?

   Herhalde merak etmişsinizdir?

   Gerek çarpım sonucunu, gerekse ilgili tarihin haftanın hangi gününe denk geldiğini söyleyip, bizibüyük hayretler içinde bırakan kişilere savant denir.

   Savant Fransızca kökenli bir kelime olup, bilmekten gelir.

   Sözcüğün karşılığı ise: bilgin, âlim, bilge olarak verilmektedir.

   Buna karşın 1887 yılında Down Sendromunun da tanımlayıcısı olan John Langdon Down tarafından bu kişiler, idiot savantolarak isimlendirilmişlerdir.

   Türkçeleştirecek olursak, aptal dahi anlamına gelmektedir.

Savant, nadir rastlanabilecek dünyanın en ilginç sendromudur. Ancak bu benim bugünkü yazımın konusu değildir.

Başlıca özellikler

   Bir insanı zeki ya da akıllı olarak tanımlamak için gerekli olan özellikler nelerdir?

   Kişinin hafızasının ne kadar güçlü olduğu mu?

   Hangi Üniversite ve /veya Fakülteden mezun olduğu mu? Mezuniyet derecesi mi?

   IQ seviyesi mi?

   Ya da çok kaygı verici bir durumda ne kadar doğru kararlar verdiğimi?

   Yahut tam tersi, kötübir durumda içinden nasıl çıkılacağınıbilmesi mi?

   Kişiyi zeki ya da akıllı olarak tanımlamamızı sağlar.

   Bunun kıstası nedir?

   Kişiyi zeki ya da akıllı olarak tanımlayabilmek için birden ziyade özellik gerekir.

   Bir diğer deyişle bir kişi için, kişibu özelliğe sahiptir o zaman zekidir ya da akıllıdır demek yanlış olur.

   Çevremizde zeki ya da akıllı olarak gösterebileceğimiz kişiler hangi ortaközelliklere sahiptirler?

   Gelin birlikte göz atalım.

Güçlü hafıza (bellek)

   Hafıza (bellek), kişinin yaşadığı ya da çeşitli yollardan öğrendiği bilgileri akılda tutabilme becerisidir.

   Hafıza, kişinin edindiği deneyim ve bilgilerin depolanmasını ve daha sonra geri çağrılmasını sağlar.

   Hafızada depolanan bu deneyim ve bilgilerin geri çağırılmasında bazen güçlükler yaşanabilir. Bu da unutkanlık olarak tanımlarız.

   Çevre ve etkileşimdeki tüm yaşananlar ile beş duyumuzla algıladığınız veriler beynimizde iz bırakarak kayda geçer.

   Kayda geçenler; güçlendirilmediği, yenilenmediği ve tekrarlanmadığı takdirde zamanla silinip yok olabilir.    Bilginin tekrar tekrar kullanılması öğrenmeyi ve hatırlamayı kolaylaştırır.

   Zeki ya da akıllı insanlar bilgiye değer verir. Bu konuda hafızalarını eğitirler ve ileride gereksinim duyabilecekleri bilgileri derli toplu saklama konusunda uzmanlaşmış kişilerdir.

Kavrama yeteneği

   Arapça kökenli idrak sözcüğü ile eş anlamlıdır. Anlama yeteneği, anlayış ve akıl erdirme anlamında kullanılmaktadır.

   Kavrama, bir durum veya bir haber için soyut veya beynin yapısından kaynaklanan ve kişinin üzerinde düşünüp yeterince ilgilenebildiği psikolojik bir süreçtir.

   Kavrama, bilen ile bilinen nesne arasında bir bağdır.

   Kavrama, gözlemlediğimiz şeyleri özetleyip, onu genele yaymakla sınırıdır. Bir şeyi kavramak, onu bir ölçüde kavramsallaştırmak demektir.

   Zeki ya da akıllı insanlar olaylar arasında neden ve sonuç ilişkisini iyi okuyabilen insandır.

   Çevresinde ve dünyada yaşanan gelişmelere karşı her zaman açık olurlar. Gelişmelere ayak uydurmaya çalışırlar.

   Diğer insanlar zaman harcayarak boşa vakit geçirirken, onlar dünyadaki gelişmelerden haberdar olmak için zaman harcarlar.

   Zeki yada akıllı insanlar için hayat bu tür ilişkilerin sarmalları olarak ilerler.

   Bir adım atmadan önce sonraki adımda neye varacaklarını bilirler. Bu da hayatta başarılı olmalarında önemli bir belirleyicidir.

İletişim becerisi

   Herkesin susup dinlediği insan zeki ya da akıllı insandır. Bu gibi kimseler sözcükleri özenle seçerler.

   İleride kendilerini güç durumda bırakacak sözcük veya tümceleri kullanmaktan kaçınırlar.

   Belki büyük lokma yerler ama asla büyük söz söylemezler.Çünkü eyleminsözcükten çok daha güçlü ve etkili olduğunu bilirler

   Tümceleri birbiri ile öyle sağlam bağlarlar ki,aradan bir sözün çekip alınması olanaksızdır.

   Merak uyandırması için konuyu çok farklı boyutları ile anlatırlar.

   Karşısındakinin sürekli bir hata arayacağını bildikleri için hatasız bir dil kullanmaya özen gösterirler.

   Konuşmalarında ölçülüdürler.Beklentiyi yükseltmek yerine, kısa süre sonra güç işi gerçeğe dönüştürmeyi yeğlerler.

   Hayatta önemli olan kişinin yerine getiremeyeceğisözlerisöylememesidir.

   Zeki ya da akıllı kişilikler bunun farkında olarak hareket ederler.

Kendilerine karşı dürüst olurlar

   Zeki ya da akıllı insan her zaman ve her konuda kendine karşı dürüst olmayı öğrenmiş kişidir.

   Dürüst olmak sözcük anlamı olarak sözünde durmak demektir.

   Dürüstlük doğalarında vardır. Hayata tozpembe bakmazlar. Yaşamın ne kadar zor olduğunu bilirler. Asla yalan söylemezler.

   Farklı fikirler karşı her zaman açık olurlar. Doğruların sonuna kadar savunucusudurlar.

   Yaşam boyu aldığımız eğitimin asıl amacı; insanların doğru yolda ilerlemesini sağlayacak dürüstlük alt yapısını kazandırmaktır.

   Dürüstlük aslında kişinin bir iç adaletidir. Dürüst olma, bencillik kuruntularından sıyrılıp, gerçek huzuru bulmaktır.

   Dürüst olmak ve doğruları söylemek kişinin sevilmesi, saygı görmesi ve sözüne duyulan güvenin artmasına yol açar. Yaptıkları şeylerden asla pişmanlık duymazlar.

   Dürüst olmak, saygınlık kazandırır.Toplumda sevilip, güvenilir bir kişi olunmasını sağlar.

   Dürüst insan hakkını bilen ve savunandır. Haksız olduğuzaman ise kendi aleyhine karar verebilen kişidir.

   Bir insanı değerli kılan, diğerlerinin yanında seçkin kılan erdem dürüstlüktür.

   Dürüstlük yalanın karşıtıdır.  Dürüstlük olan yerde bireysel ve toplumsal ilişkilerintemeli sağlam olur, kolay kolay sarsılmaz ve yıkılmaz.

   Zeki ya da akıllı insanlar asla yalan söylemez. Sözleri senettir.

Gereksiz risk almazlar

   Zeki ya da akıllı insanlar bir risk almadan önce işin risk almaya değip değmediğini hesaplarlar.

   Aptal cesareti göstermezler. Daima atacakları taşın ürkütecekleri kuşa değip değmeyeceğini hesap ederler.

   Şans etmenine inanmazlar. Hayattaki hiçbir şeyin şans eseri ya da rastlantısal olduğunu savunmazlar. Sadece kendi yeteneklerinden emin oldukları işi yaparlar. Onlar yeteneklerini çok önceden fark etmiş ve bunu geliştirmiş kişilerdir.

   Onlar belli bir veya birkaç konu üzerinde yoğunlaşmış ve başarılı olmuşlardır.

   Sadece aptallar her konuda iyi olduklarını öne sürenlerdir.

   Daima başarı oranı yüksek, risk yüzdesi düşük işlere girerler.

   Doğanın bir gerçeği olarak zeki ya da akıllı insanlar da hata yapabilirler. Hatasız kul olmaz.

   Ancak, onlar nerde hata yaptığını çok kolay anlarlar ve yaptıkları hatayı asla tekrarlamazlar.

   Zeki ya da akıllı insanları diğer insanlardan ayıran en belirgin özelliklerden bir tanesi budur.

Çevreye uyum sağlama

   Karmaşık yapısı ile var olduğu çevre ve yaşam koşullarının bütününde insanın varlığını sürdürme çabası, uyum kavramı ile izah edilir.

   Uyum, bir diğer deyişle toplumsal çevreye veya bir duruma uyma, uyum sağlama, intibak halidir.

İnsan, karmaşık bir düzende kendi özel varlığı yanında, çevre ve yaşam koşulları ile birlikte olabilen varlıktır.

   İnsanın yerleşik hayata geçme ihtiyacı, avcılık, toplayıcılık gibi gelişim süreçleri, uyum gösterme çabasının sonucudur.

   İnsan yaşamı, uyum barındıran pek çok davranış içerir. Doğaya,toplumsal kurallara, sosyal ortama, aileye, arkadaşlara uyumbu bağlamdadır.

   Uyum var olabilmeyi, ilişkilerde anlayışı, birlikte hareket etmeyi, sorunları çözebilmeyi sağlar. 

   İnsanlar uyum sağlamakta zorlanan kişilere karşı bazen mesafeli ve soğuk dururlar. Kolay uyum sağlayan kişilere karşı ise tam tersi sıcak ve sempatik bakarlar.

   Uyum özelliği yüksek kişiler, sosyal hayata ve değişen doğa koşullarına karşı çözümler üretirler. Zeki ya da akıllı insanlar bu sınıfa girer.

   İşte bu nedenlerle kendini iyi tanıyan, gerçekleri çabucak görüp ortamı kendi karmaşık varlığında hoşgörü ile güzelleştiren insanlar zeki ya da akıllı insandır.

 Farklılıkları algılama

   Yaşamımızda temel olarak iki dünya vardır. Birincisi bilinenbilgilerden, diğeri ise bilinmeyen bilgilerden oluşur.

   Dolayısıyla yönetilemeyen fikirler, bu farklılığın bir sonucu olarak oluşur.

   Algı duyusal ve anlık bir işlemdir. Algılama süreci her zaman çalışır.

   Algılama nesneleri bir düze niçinde gerçekleştirir.

   Algılama süreci sadece fiziksel çevrenin algılanması ile sınırlıolmayıp, sosyal olayların algılanmasında da söz konusudur.

   Algılama bir farkına varma, farkına varılma, bilgi dağarcığımız içinde yer bularakyakıştırma ve söz konusu olguyu ölçülebilir ve özellikleriitibarıyla da değerlemeyetabi tutma sürecidir.

   Uyarıcıların duyu organları tarafından alınıp beyne iletilmesi olayı duyumdur. İçten ve dıştan gelen uyarıcıların duyumlar aracılığıyla anlamlı hale getirilmesine ise algı denir.

   Sadeleştirecek olursam;  ses duymak duyum iken, kimin veya neyin sesi olduğunu anlamak, algıdır.

   Algılama ve hafıza arasında da ilişki vardır. Bunu yukarda da izah etmiştim.

   Hafıza; beynin değişik bölgelerindeki sinir hücrelerine ve bu hücrelerin birbirleriylebuluştuğu kavşak noktalarına dağılmış durumdadır.

   Hücrelerin birbirleriyle bağlantı biçimi, gerektiğinde depolanan bilginin kolayca bilince sunulabilmesinisağlar.

   Algılamayı duyumsal bir bilgilenme olarak tanımladığımızda, beş duyuorganımız aracılığıyla duyma, tatma, görme, koklama, dokunma duyularıyardımı ile beyin tarafından ayıklanır ve sınıflandırır.

   Duyum basit fizyolojik bir olay, algı ise karmaşık psikolojik bir olaydır.

   Duyumda uyarıcılar tek tek değerlendirilir. Algıda ise bir bütün olarak değerlendirilir.

   Duyum her bireyde aynı şekilde gerçekleşir. Algı ise bireyden bireye farklılık gösterir.

   Zeki ya da akıllı insanların algı yetisi yüksektir. Bu yetiyi kullananlar farklılığı belli ederek,diğer kişilerle eşitliği bozarlar.

Biraz da tebessüm: Arıstoteles’in üçlemesi

   Felsefe ve bilim tarihinin önemli ismi Aristoteles’e göre Tanrı, kullarını yaratırken onlaraüç yeti bağışlamış. 

Ancak,üç yetinin üçünü birden hiçbir kuluna vermemiş.

   Tanrı insanlara;

   Akıl,

   Dürüstlük ve

   Siyaset yapma yetisivermiş.

   Aristoteles’in üçlemesine göre:

    1.Eğer kişi akıllıve dürüst olma yetilerine sahip ise,siyaset yetisine sahip değildir. Yani siyaset yapamaz.

   2.Eğer kişi akıllı ve siyaset yetilerine sahip ise,dürüst değildir.

   3.Eğer kişi dürüst ve siyaset yapma yetilerine sahip ise, o zaman da akıllı değildir.

Son Söz: Bir insanın zekâsı bilgisine göre değil, bilgi edinme yeteneğine göre ölçülür. 

YORUM EKLE

banner107

banner96